Ahlak

23.09.2009

7742

Âyet ve Hadislerde "GIYBET BELASI"

İşyerinde birisinin diğeri hakkında söylediği birşeyi ister istemez bir diğerine söylüyoruz. Ama yalan dolan ile değil olduğu gibi. Bundan kaçınmanın yolu nedir? Bir de hangi söz ve davranışlar gıybet kapsamına girer?

15.10.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Gıybet diğer adıyla dedikodu dinimizce haram kılınan sosyal bir hastalıktır. Gıybetin tanımı şöyledir:

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır.1

Dikkat edilirse gıybet kişinin duyduğu takdirde kırılıp darılacağı şeylerin arkasından konuşulmasıdır. Burada söylenen şeyin doğru ve haklı olması o fiilin gıybet olmasını engellememektedir. Nitekim zaten yalan olsa bu hem iftira hem de gıybet olarak nitelendirilir. Gıybetin yasaklanmasının en mühim hikmeti, gıybet edilen kişinin eksikliklerinin anlatılarak başkalarının ona karşı olan sevgi ve kardeşlik duygularının zedelenmesidir.

Gıybet, insanların dış görünüşleri veya fiziksel bazı kusurları ile ilgili olabildiği gibi, kişinin ailesi, soyu, ırkı, huyu, ahlâkı veya diniyle alâkalı da olabilir. Kişiyi kızdıran, kıran veya onurunu ve gururunu inciten lâkaplar takmak da gıybete girmektedir.

Çoğu zaman insanın arkasından konuşarak sözle yapılan gıybet, kimi zaman da bir kaş göz hareketiyle, bükülen bir dudakla veya el kol işaretiyle, hatta göz kırpmayla da gerçekleşebilir. Eğlence ve mizah gayesiyle veya şaka niyetiyle de olsa başkasını taklit etmek de gıybettir. Gıybet bazen açıkça ifade edilmese de, yazıyla, imayla, kurnazca dile getirilen kinayeli sözlerle de gerçekleşebilir. Her ne şekilde olursa olsun, kişiyi aşağılayan, küçümseyen, onun şeref ve haysiyetini yaralayan bu türden davranışlar, insanı yaratılanların en şereflisi, en değerlisi olarak gören İslâm dini tarafından kesin ve açık bir dille yasaklanmıştır. Bu konuda bir âyet şöyledir:

Ey îmân edenler! Zannın çoğundan sakının! Şübhesiz ki zannın bazısı günahtır;(birbirinizin kusûrunu inceden inceye) araştırmayın; bazınız, bazınızı gıybet etmesin! Sizden bir kimse, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O hâlde Allah'dan sakının! Şübhe yok ki Allah, Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden)dir, Rahîm (çok merhamet eden)dir.2

Görüldüğü gibi yüce kitabımız Kur'an'da, gıybetin ölmüş bir din kardeşinin etini yemeye benzetilmesiyle bu davranışın iğrençliği vurgulanmak istenmiştir. Çünkü nasıl ölmüş kişi, kendisini savunamazsa, gıybeti yapılan kişi de orada hazır olmadığından savunma noktasında ölü gibidir ve kişi kardeşinin aleyhinde konuşmakla onun şerefini, haysiyetini bir güzel parçalamış ve yemiş olur. Bu benzetmeden, ölü etinin yenilmesi gibi gıybet etmenin de haram olduğu hükmü çıkarılmıştır. Gıybeti yasaklayan diğer bir âyet ise şöyledir:

Hümeze olan (insanları arkadan devamlı ayıplayıp çekiştiren), yüzlerine karşı (da onlarla) alay etmeyi âdet edinen her kişinin vay hâline!3

HADİSLERDE GIYBET
Gıybet hakkında Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Ebû Hüreyre anlatıyor: “Resûlullah (sav), "Gıybet nedir biliyor musunuz?" diye sordu. Sahâbe, "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" karşılığını verdiler. Resûlullah, "Kardeşini hoşlanmadığı bir şey ile anmandır." buyurdu. "Ya kardeşimde o söylediğim durum varsa ne dersin?" diye sorulunca Resûlullah, "Söylediğin şey eğer onda varsa gıybet etmişsindir. Şayet yoksa ona iftira etmiş olursun." buyurdu."4

Ebû Berze el-Eslemî'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Ey diliyle iman edip, kalbine iman girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli hâllerini araştırmayın. Çünkü her kim onların gizli hâllerini araştırırsa Allah da onun gizli hâlini araştırır. Allah kimin gizli hâlini araştırırsa onu evinde (gizlice yaptıklarını ortaya çıkararak) bile rezil eder.5

Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Kişiye günah olarak her duyduğunu söylemesi yeter.6

Mugîre b. Şu'be'den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Şüphesiz Yüce Allah, annelere hürmetsizlik etmeyi, kız çocuklarını diri diri gömmeyi ve üzerine düşeni yapmamayı, hak etmediğini istemeyi size haram kılmıştır. Sizin için üç şeyi de çirkin görmüştür: Dedikodu, malı zayi etmek ve anlamsız çok soru sormak!7

Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Mi'raca çıkarıldığımda ben bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir topluluğun yanından geçtim. Ey Cebrâil! Bunlar kimlerdir? diye sordum. Bunlar, (gıybet etmek suretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve namuslarıyla oynayanlardır, cevabını verdi. 8

Ebû'd-Derdâ radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur. 9

Kişi müslüman birinin (gıybetini yaparak) sırtından bir yemek yerse Yüce Allah aynısını ona cehennemde yedirir. Kişiye Müslüman birinin (gıybetini yaparak) sırtından bir giysi giydirildiği zaman Yüce Allah aynısını ona cehennemde giydirilir. Başka birinin üzerinden nam ve gösteriş makamına ulaşan kişiyi Yüce Allah kıyamet gününde nam ve gösteriş peşinde olanların makamında durdurur. 10

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Ey Allah'ın Resûlü! Safiyye'nin şöyle şöyle oluşu sana yeter, dedim. -Ravilerden biri, bu sözle Hz. Âişe'nin, onun kısa boylu oluşunu kastettiğini söylüyor-. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Ey Âişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa idi onun suyunu bozardı" buyurdu. Âişe dedi ki, ben bir başka gün de kendisine bir insanın durumunu takliden hikâye etmiştim. Bunun üzerine de Hz. Peygamber: "Bana dünyanın en kıymetli şeylerini verseler, ben yine de bir insanı hoşlanmayacağı bir şekilde taklid edip anmayı kesinlikle istemem" buyurdu.11

Kişiye kıyamet günü kitabı açılmış olarak getirilir. Kitabına bakan kişi şöyle der: Ya rabbi, benim işlediğim şu şu ibadetlerimin sevapları nerede? Onları kitabımda göremiyorum.” Bunun üzerine Allah şöyle buyurur: “İnsanları gıybet etmen nedeniyle ibadetlerinin sevapları imha edildi.”12

Ateş odunu nasıl yer bitirirse, gıybet dahi salih amelleri yer, bitirir. 13

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanından geçmekte olduğu iki mezar hakkında şöyle buyurdu: “-Bu ikisi, kendilerince büyük olmayan birer günahtan dolayı azâb görüyorlar. Evet, aslında (günahları) büyüktür. Biri gıybet/koğuculuk yapardı. Diğeri ise, idrarından sakınmaz, iyice temizlenmezdi.” 14

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in âzadlısı Ubeyd şöyle anlatır:

İki kadın oruç tutuyorlardı. Öğle üzeri bir kimse Peygamber Efendimiz’e gelerek: “Yâ Rasûlallâh! Şurada iki kadın var, oruç tutuyorlar. Neredeyse susuzluktan ölecekler. (Müsâade buyurursanız oruçlarını bozsunlar.)” dedi. Allâh Rasûlü ondan yüz çevirdi, cevap vermedi. Gelen kimse sözünü tekrar ederek: “Yâ Nebiyyallâh! Vallâhi neredeyse ölecekler.” dedi. Fahr-i Kâinât Efendimiz: “Çağır onları!” buyurdu. Kadınlar geldi. Peygamber -aleyhisselâm- bir kap istedi. Kadınlardan birine vererek: “İçindekileri çıkar!” dedi. Kadın kabın yarısını dolduracak kadar kan, cerâhat ve et kustu. Diğerine de aynı şekilde emir buyurunca o da kabı dolduruncaya kadar kan ve taze et çıkardı. Bunun üzerine Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Bu iki kadın Allâh’ın helâl kıldığı şeylerden kendilerini tutarak, onlara karşı oruçlu oldular, haram kıldığı şeyleri yaparak da iftâr edip oruçlarını bozdular. Biri diğerinin yanına oturup insanların etlerini yemeye başladılar (yani gıybet ettiler).” buyurdu. 15

Bediüzzaman Hazretleri de gıybetin çirkinliğini şu ifadelerle anlatır:

Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inâdın en çok isti‘mâl ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. Nasıl meşhûr bir zât demiş: : (اُكَبِّرُ نَفْسٖی عَنْ جَزَٓاءٍ بِغِیْبَةٍ فَكُلُّ اغْتِیَابٍ جَهْدُ مَنْ لَا لَهُ جَهْدٌ) Yani, Düşmanıma gıybetle cezâ vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zaîf ve zelîl ve aşağıların silâhıdır. 16

Yani gıybet; düşmanlık, haset ve inat taşıyan kimselerin en sık başvurduğu, alçak ve kirli bir silahtır. Onurlu ve izzet sahibi bir insan, böyle pis, rezil ve alçak bir silaha el uzatmaz, onu kullanmayı kendine yakıştırmaz. Nitekim meşhur bir zat şöyle demiştir: “Düşmanıma gıybet ederek karşılık vermekten nefsimi yüceltirim ve buna tenezzül etmem. Çünkü gıybet, güçsüzlerin ve aşağı kimselerin silahıdır. Bediüzzaman Hazretleri, yapılan gıybetin mesuliyetinden kurtulmak için o kişi ile karşılaşıldığı zaman helalleşmeyi ve devamlı surette şu duanın yapılmasını tavsiye eder:

اَللّٰهُمَّ اغْفِرْلَنَا وَلِمَنِ اغْتَبْنَاهُ

Yâ İlâhenâ! Bize ve gıybetini ettiğimiz kimseye mağfiret eyle.17

Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

كَفَّارَةُ مَنِ اغْتَبْتَهُ أَنْ تَسْتَغْفِرَ لَهُ

Gıybet ettiğin adamın gıybetinin keffâreti, onun için istiğfar etmendir.18

Eğer bu tavsiyeye uymak âdet edilirse, bu da kişiyi gıybetten soğutur. Çünkü her defasında tevbe etmekle hem gıybete karşı şuuru artacak, hem de helallik dilerkenki mahcubiyeti düşünerek sakınacaktır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.121

  2. Hucurat 49/12

  3. Hümeze, /1

  4. Müslim, Birr, 70

  5. Ebû Dâvûd, Edeb, 35

  6. Ebû Dâvûd, Edeb, 80

  7. Müslim, Akdiye, 12

  8. Ebû Dâvûd, Edeb 35

  9. Tirmizî, Birr 20

  10. Ebu Davud 5/195 (4881)

  11. Ebû Dâvûd, Edeb 35; Tirmizî, Kıyâmet 51

  12. Münziri, et-Tergıb, Beyrut, 2002, 3/332

  13. Gazali, Sülvetü'l-arifin, Lübnan 1971, c. 1, s. 233-234

  14. Buhârî, Vudû 55, 56, Cenâiz 82, Edeb 49

  15. Ahmed, V, 431; Heysemî, III, 171

  16. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.121

  17. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.121

  18. İmam Gazzali, İhya-i Ulumu'd Din, terc. Ahmet Serdaroğlu, Bedir Yayınları, c.3, s. 343


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız