Şafiilere, İmam Ahmed b. Hanbel'in iki rivayetinden racih olanına ve cumhura göre İslâm hukukunda evlilik (nikâh) akdinde şahitlerin taşıması gereken özelliklerden biri de "adalet" kavramıdır ve şahitliğin şartlarındandır. Adalet doğruluk, güvenilirlik ve dini emirlere bağlılık anlamına gelir. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“…iki âdil şahit olmadıkça kıyılan nikâh (geçerli) olmaz.”1
Şahitlik saygınlık çerçevesinde olup evliliğe saygınlık ve açıklık kazandırmak içindir. Fasık ise alçaklar kesimindendir, onunla akit saygınlık kazanmaz.
Hanefilere göre ise, şahitlerde adalet şart değildir. Akit adil olan ve adil olmayan fasık yani günahkarların şahitliğiyle de sahih olur. Çünkü bu şahitlik bir yükümlülüktür. Diğer yükümlülükler gibi fasıklar tarafından yapılması da sahih olur.2
Namaz kılmayan bir kimse fıkhen "fasık" (günahkâr) kabul edilse de, Hanefi mezhebine göre bu kişinin nikâh şahitliği hukuken geçerlidir. Ancak nikâh sadece hukuki bir sözleşme değil, aynı zamanda manevi temeller üzerine kurulan kutsal bir müessesedir. Bu nedenle evlilik akdinde asıl olan; şahitleri takva sahibi, ilim ehli, ibadetlerinde hassas, Kur’an-ı Kerim ile hemhal olan ve tahkiki iman sahibi kimseler arasından seçmektir.
İbn Hibbân, es-Sahîh, 9/386 [4075]; bk. Tirmizî, Nikâh, 15 [1104]
Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c.9, s. 62.; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, Yasin Yay., İstanbul 2012, c.4, s. 118

