Biz Müslümanlar namazlarımızı Peygamber Efendimizin (sav) kılmış olduğu şekilde kılmakla yükümlüyüz. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır:
Benim nasıl namaz kılıyor olduğumu gördünüz, öylece namaz kılınız. 1
Bu hadise göre, Peygamber Efendimiz (sav) namazlarını ne şekilde kıldıysa, bize düşen görev de o şekilde kılmaktır. Peygamber Efendimiz (sav) ise namazlarını mübarek başları örtülü olarak kılmışlardır. Bu bir âdet işi değildir. Bilakis namazda Peygamberimizin (sav) fiilî sünnetlerine uymak ve başkalarına benzemekten sakınmaktır. Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendi bu durumu şöyle açıklar:
Namazda tekâsülden, tehâvünden dolayı başı açık bulundurmak mekruhtur. Tekâsülden maksat, baş örtmeyi bir ağırlık saymaktır. Tehâvünden maksat da namazda baş örtmeyi mühim bir şey saymamaktır. Hâlbuki bu bir sünnettir. Böyle olmayıp da bir özürden dolayı olursa, başın açık bulunması mekruh değildir. Sadece sıcaktan veya hafifletmeden dolayı başı açık bırakmak ise mekruh görülmüştür. Bu, bir özür sayılmaz.
Artık şüphe yok ki hakiki bir özür bulunmadıkça namazda başı güzel ve secdeye mâni olmayan bir başlık ile örtmek daha faziletlidir. Hattâ secde esnasında baştan düşen başlığı başa tekrar koymak daha faziletli görülmüştür. Ancak başa tekrar konulması, çok hareketin yapılmasına sebep olursa, o zaman konulmaz. Bu husustaki mekruhluk ve daha faziletli olma durumu erkeklere göredir. Kadınlara göre ise başlarının namazda örtülü olması mutlaka lâzımdır. Açık bulunması namazlarını bozar, sahih olmasına mâni olur. 2
Sonuç olarak, erkeklerin başı açık namaz kılması mekruhtur. Kadınlar ise başı açık namaz kılamazlar. Mümkün mertebe namazlarımızı takke ve sarıklı bir şekilde kılmaya gayret etmemiz daha uygun olacaktır.
Buhari, Ahbari'l Ahadi, 1.
Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s, 243.

