Bağış Yap

Ahlak

3536

Amellerde İhlaslı Olmanın Yolu

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bediüzzaman Hazretleri’nin İhlas Risalesi’ni 15 günde bir okumayı tavsiye etmesi, konunun ne derece hayati olduğunu gösteriyor. Bu eseri okuyup zihnimize koyduk; fakat zihindeki bu hakikati kalbimize nasıl nakşedeceğiz ve hayatımıza nasıl tatbik edeceğiz? ​Alkışlanma veya birileri tarafından görülme arzusundan sıyrılarak, yalnız başımızayken de ihlası muhafaza etmenin ve yaşamanın yolu nedir?"

30.09.2026 tarihinde soru cevabı güncellenmiştir.

Cevap

Risale-i Nur Külliyatı'nın Lem'alar eserinde yer alan hakikatler1 doğrultusunda, zihindeki ihlas esaslarını kalbe nakşetmenin, hayata tatbik etmenin ve yalnız başınayken dahi alkışlanma arzusundan (hubb-u câh ve riyadan) sıyrılarak ihlası muhafaza etmenin yolu şu temel düsturlara ve tefekkür adımlarına dayanmaktadır:

Râbıta-i Mevt ile Fani Dünyadan Sıyrılmak

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz2

İhlası zedeleyen ve riyaya/dünyaya sevk eden en mühim sebep tûl-ü emeldir (hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmak). İhlası kazandıran ve riyadan nefret ettiren ise ölüm tefekkürüdür. Şimdiki zamandan gelecek zamana fikren gidip kısa ömür ağacının meyvesi olan kendi cenazesine, asrının ölümüne ve dünyanın fena buluşuna bakmak; nefs-i emmareyi uzun emellerinden vazgeçirir ve "ihlas-ı etemme" (tam ihlasa) yol açar.

Her akşam yatağa girdiğinizde 2 dakika boyunca şu an öldüğünüzü, musalla taşına konulduğunuzu ve toprağın altına girip tek başınıza kaldığınızı hayal edin. O an arkada kalan alkışların, makamların, insanların övgülerinin size hiçbir faydası olmadığını; yanınızda sadece "ihlasla yapılmış amellerin" kaldığını hissedin. Bu tefekkür, gün içinde biriken riya ve gösteriş tozlarını siler. Hatta biraz daha ileriye gidip yılların geçmesini ve kıyamet koptuğunda; var olan her şeyin yok olmasını düşünüp, gereksiz çekişmelerin ve hırsın zararlarını daha iyi anlayabilirsiniz.

Tefekkür-ü İmanî ve Huzur Makamını Kazanmak

İman-ı tahkikînin kuvvetiyle ve mahlukattaki tefekkürden gelen parıltılarla, Hâlik-ı Rahîm’in her an hazır ve nâzır olduğunu düşünmektir. Allah’ın huzurunda olduğunu derk eden bir insan, Ondan başkasının teveccühünü aramaz; huzurda başkalarından medet ummanın ve onlara bakmanın o huzurun edebine aykırı olduğunu fark ederek riyadan kurtulur.

Örneğin; bir camide veya dernekte temizlik yapıyorsunuz ya da bir hayır işi organize ediyorsunuz. Etrafta insanlar varken daha gayretli, tek başınızayken daha isteksiz hareket ettiğinizi fark ettiniz. O an durun ve kendinize şunu söyleyin: "Şu an beni gören tek bir Şahit var ve O’nun görmesi, bütün insanların alkışlamasından sonsuz kat daha kıymetlidir." İhlas, gizli yapılan amellerle beslenir. Haftalık veya günlük rutinlerinize "gizli sadaka/gizli hizmet" kuralı koyun. Sadece Allah ile sizin aranızda kalan, eşinizin, en yakın arkadaşınızın bile bilmediği iyilikler (gizli bir burs, gizli bir dua, kimse yokken yapılan bir hizmet) yapın. Bu, kalpteki riya virüsünü öldüren en tesirli ilaçtır.

Fenâ Fi'l-İhvân" ve Tefânî Sırrını Yaşamak

Sadece kendi nefsinin veya şahsının hissiyatını değil, hakiki kardeşlerinin meziyet ve hissiyatını öne çıkarmaktır. Kendi nefsani arzularını unutup kardeşlerinde fani olmak, kendi gururunu kırarak başkasının hakkı söylemesine veya sevap kazanmasına gıpta etmeden taraftar olabilmektir.

Örneğin; bir grupta veya arkadaş çevresinde mühim bir mesele anlatılacak veya güzel bir hayır işi üstlenilecek. Sizin de o konuda çok güzel fikirleriniz ve yeteneğiniz var. Nefsiniz "Ben anlatayım, beni dinlesinler" diye baskı yaptığında, sözü veya görevi yanınızdaki arkadaşınıza devredin. O anlattığında veya yapıp tebrik topladığında, sanki kendiniz yapmış gibi içtenlikle sevinmeye çalışın. Kardeşinizin başarısıyla gururlanmak, enaniyetin belini kıran en büyük ahlaki zaferdir.

İştirâk-i A'mâl-i Uhreviye (Manevi Şirket) Şuuru

Şahsi, cüz'î bir sevabın ve şöhretin peşinde koşmak yerine; ihlas ile yapılan ortak hizmetlerde her bir ferdin defter-i ameline o hizmetten hasıl olan bütün nur ve sevabın eksiksiz gireceğini (bir odadaki aynaların lambanın ışığını aynen yansıtması gibi) bilmektir. Bu tefekkür, bireysel rekabet ve haset duygularını kalpten söküp atar.

Bizler bir fabrikanın veya bir geminin çalışanları gibiyiz. Bir çarkın diğer çarkla yarışması fabrikayı bozar. Arkadaşınız bir hayırda öne çıktığında, "O benden daha çok sevap alacak" hissiyatı gelirse şu hakikati hatırlatın: İhlasla yapılan ortak işte, bir aynanın ışığı yansıtması gibi, onun kazandığı sevabın bir misli de sizin defterinize yazılır. Dolayısıyla kıskanmak değil, onun başarısını alkışlamak gerekir.

Yalnız başınayken de ihlası muhafaza etmenin ve riyadan kurtulmanın düsturları şunlardır:

Doğrudan Doğruya Rıza-yı İlâhîyi Esas Almak

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.3

Amelde tek hedef Allah’ın rızası olmalıdır. “Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok” şuuruna ermektir. Şayet Allah razı olursa, kul istemese dahi hikmeti iktiza ettiğinde halklara da kabul ettirir. Kulun vazifesi tebliğ ve ameli ihlasla yapmaktır; kabul ettirmek ve teveccüh-ü nâsı kazanmak Allah’ın vazifesi ve ihsanıdır.

Örneğin; bir sohbet hazırladınız, bir yazı yazdınız veya hayırlı bir proje sundunuz fakat kimse ilgilenmedi ya da az kişi geldi. Hemen İhlas Risalesi’ndeki düsturu hatırlayın: "Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma!" Sizin vazifeniz samimiyetle o işi yapmaktır; kaç kişinin dinleyeceği, kaç beğeni alacağı, kaç kişinin etkilenip razı olacağı Cenâb-ı Hakk’ın hikmetine aittir. Meleklerin, ruhani varlıkların ve Allah'ın o ameli seyrettiğini düşünerek teselli bulun.

Hubb-u Câh (Şöhret ve Alkışlanma Arzusu) Marazını Teşhis Etmek

İnsanların teveccühünü kazanmak, dikkatleri üzerine çekerek enaniyetini okşamak ve nefs-i emmareye makam vermek metinde "şirk-i hafî" (gizli şirk) ve en mühim bir ruh hastalığı olarak tanımlanır. Yalnızken ihlası muhafaza edebilmek için, halktan gelen maddi ve manevi ücretten, hüsn-ü kabul beklentisinden ''Benim mükâfatım ancak Allah'a aittir''4 sırrıyla tamamen istiğna etmek gerekir.

Sevabın Miktara/Kemiyete Değil, İhlas/Keyfiyete Bağlı Olduğunu Bilmek

Cenâb-ı Hakk’ın rızası taraftar ve cemaat çokluğu ile değil, ihlas ile kazanılır. Bazen bir tek adamın irşadı veya ihlasla söylenmiş tek bir kelime medâr-ı necat olur. Yalnız başınayken ihlasla ve niyet-i sadıka ile söylenen bir “Elhamdülillâh” kelimesi havadaki zerrelerde canlanıp melekler ve ruhani varlıklar tarafından lezzetle dinlenirken; ihlassız kelimeler cansız kalır ve dinlenilmez.

İhlas ile Yapılan Zerre Kadar Amelin İhlassız Batmanlarla Amelden Üstün Olduğunu Unutmamak

Hak yolunda amelin küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Neticesi Rıza-yı İlâhî, mayası ihlas olan her amel büyüktür; ihlas yolunda zerre, yıldızlar gibi kıymet kazanır.

Nefsi İtham Etmek ve Nefs-i Emmareye Güvenmemek

Hazreti Yusuf (a.s.)'ın; ''Şüphesiz nefis kötülüğü emreder''5 beyanıyla nefs-i emmareye ve hissiyata asla itimat edilmemelidir. Yalnız kalındığında dahi nefsin desiselerine, vehim ve hevasına karşı daima ihtiyatlı ve teyakkuzda bulunmak ihlasın muhafazası için şarttır.

Kısacası; İhlas Risalesi’ndeki hakikatleri günlük hayatın, iş yaşamının ve yalnız kaldığımız anların içerisine sindirmek; zihindeki bir bilgiyi amelî bir reflekse dönüştürmekle mümkündür. Günün sonunda kendinize şu soruları sorun: Bugün yaptığım hangi işi sırf birileri görsün/övsün diye yaptım? Hangi işte eleştirilince haksız yere öfkelendim? (Hakikati kimin söylediği önemli olmamalıdır; haklı bir eleştiriye nefsane tepki vermek ihlasın zedelendiğini gösterir). İçinizde kabaran gurur duygusunu hisseder hissetmez, açıktan veya içinizden "Allah’ım, bu övgü Sana aittir, ben sadece bir vesileyim. Beni onların zannettiğinden daha hayırlı kıl ve kusurlarımı affet" diyerek iltifatı hemen Asıl Sahibi'ne yönlendirin.

Özetleyecek olursak; ihlas, bir defa kazanılıp biten bir mertebe değil, her amel öncesinde, anında ve sonrasında niyetimizi sürekli güncelleme sürecidir. Yalnızken de kalabalıklar arasındayken de tek kıbleniz Allah'ın rızası olduğunda, kalbiniz o hakikatle şekillenmeye başlayacaktır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.155-175 arası

  2. Tirmizi Bühd, 4

  3. Nesâî, Cihâd, 24

  4. Hûd Suresi, 11/29

  5. Yûsuf Suresi, 12/53

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız