Bu söz şair Sâib-i Tebrîzî’ye nispet edilen ve "Mücevherât-ı Sâib-i Tebrîzî" adıyla anılan eserde aktarılan bir sözdür. M. Kemal Sayar'ın "Kendi Özünü Bil" adlı kitabında da ele alınmıştır. Şöyle geçmektedir:
Azizim! Ufacık bir matlabın adem-i husûlünden dolayı me’yûs ve mükedder olma! A’zamına muntazır ol! Çünkü felekte yıldız kaybolunca âfitâb tulû ediyor. Sen de tecelliyâta muntazır, zuhûrâta tâbi ol!1
Yani küçük bir isteğin gerçekleşmedi diye üzülme, daha büyüğünün gerçekleşmesini bekle. Çünkü gökyüzünde yıldız kaybolduğunda güneş doğar. Buradaki tecelliyat, ortaya çıkan haller ve İlâhî tecelliler (yansımalar). Muntazır, bekleyen. Zuhurat ise beklenmedik şekilde ortaya çıkan olaylar demektir. Dolayısıyla sözün anlamı şudur:
Hayatın her zaman senin planladığın şekilde ilerlemesini bekleme, karşına çıkan gelişmeleri sabırla karşıla, yeni imkanlara ve farklı seçeneklere açık ol. Hangisi hayırlıdır bilinmez. "Çünkü felekte yıldız kaybolunca âfitâb tulû ediyor." Yani yıldız sönünce güneş doğar. Mesela çok istediğin bir iş gerçekleşmediğinde bunu dünyanın sonu gibi görme. Belki daha hayırlı bir kapı açılacaktır. Ancak bu söz, hiçbir gayret göstermeden oturmak veya her şeyi kadere bırakmak anlamına da gelmemektedir. İnsan elinden geleni yapar, tedbirini alır, kendi iradesi dışında gelişen olaylar karşısında da sabırlı ve metanetli olur.
"İMAN TEVHİDİ, TEVHİD TESLİMİ, TESLİM TEVEKKÜLÜ, TEVEKKÜL SAADET-İ DAREYNİ İSTER."
SEBEPLERE RİAYETTEN SONRA NETİCEYİ ALLAH'TAN BEKLEMEK (TEVEKKÜL)
İMAN HİZMETİYLE MEŞGUL OLANLARIN TEVEKKÜL VE TESLİMİYETLERİNİ CANLI TUTMALARININ YOLLARI
GELECEK KAYGISI NASIL YENİLİR? İSLÂM’DA TEVEKKÜL VE TEDBİR DENGESİ
"TEVEKKÜL EDENLER YALNIZ ALLAH’A DAYANSIN" İBRAHİM SURESİ 12. AYETİN TEFSİRİ

