Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

20.10.2026

"Bu Tezahür ve Tecelli, Mi‘rac-ı Ahmedi (asm) Sırrıdır ki Onun Velayeti, Risaletine Mebde’ Olur" Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

20.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer şöyle geçmektedir:

Cenab-ı Hakk tecelli-i zatıyla ve esma-yı hüsnanın a‘zami mertebede nev‘-i insanın ma‘nen en a‘zam bir ferdine tecelli-i a‘zam tezahür eder ki, bu tezahür ve tecelli, Mi‘rac-ı Ahmedi asm sırrıdır ki onun velayeti, risaletine mebde’ olur. 1

Velayet, kulun Allah’a kulluğuyla yakınlık kazanmasıdır. Risalet ise, Allah’ın nebi olarak isimlendirdiği seçkin kullarını hususi bir surette vazifelendirerek dünya ve ahirete dair insanlığın ihtiyaçlarını bildirmek üzere onlar vasıtasıyla yürüttüğü elçilik vazifesidir. 2

“Velayetin risalete mebde olması”, Mi‘rac hakikatinde Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın ubudiyet, kulluk, dua, zikir ve tam teslimiyetle Cenab-ı Hakk’a yönelmesinin; yani velayet cihetinin, risalet vazifesine ait büyük tecellilere bir başlangıç olması demektir.

Peygamber Efendimiz’in (asm) Mi‘rac’ı, velayet cihetiyle bir seyr ü süluk ve kurbiyet yolculuğudur. Bu yolculuğun nihayetinde Cenab-ı Hakk’ın hususi iltifat ve hitabına mazhar olmuş; ardından bu velayeti, risalet vazifesine medar olan ilahi ihsanlarla ümmetine yönelmiştir. Başta beş vakit namaz olmak üzere, Bakara Suresi’nin son iki ayeti gibi büyük hediyeler, bu nübüvvet ve risalet vazifesinin ümmete bakan semereleri/meyveleri olarak tebliğ edilmiştir. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle söylemektedir:

Velayet, kurbiyet meratibinde süluktür. Çok meratibin tayyına ve bir derece zamana muhtaçtır. Nur-u a‘zam olan risalet ise, akrebiyet-i İlahiyenin inkişafı sırrına bakar ki, bir an-ı seyyale kafidir. Onun için hadiste denilmiş: Bir anda dönmüş gelmiş.

Ayrıca sorduğunuz kısım ile ilgili Bediüzzaman Hazretleri, Miraç Risalesi’nin farklı yerlerinde şöyle buyurmaktadır:

Mi‘rac ise, velayet-i Ahmediyenin keramet-i kübrası, hem mertebe-i ulyası olduğundan, risalet mertebesine inkılab etmiş.

Netice olarak; velayet, kulun kendi kulluğu ve gayretiyle Allah’a yönelmesi, yani Hakk’a yaklaşmasıdır. Bu ise zaman içinde yol almayı ve derece kazanmayı gerektirir.

Bu yolculuğun sonunda Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam, Cenab-ı Hakk’ın özel iltifat ve hitabına mazhar olmuş; ardından bu velayetin meyveleri, risalet vazifesine vesile olan ilahi ihsanlar şeklinde ümmetine yönelmiştir. Başta beş vakit namaz olmak üzere, Bakara Suresi’nin son iki ayeti gibi pek büyük hediyeler, nübüvvet ve risalet vazifesinin ümmete bakan meyveleri olarak tebliğ edilmiştir.

Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam, Mi‘rac’dan önce de peygamber idi. Fakat yüce kulluğuyla en yüksek velayet derecesine çıkmış ve Mi‘rac’a layık hale gelmiştir. Mi‘rac’dan dönüşü ise risalet vazifesinin bir tecellisidir. Risalet ise Hakk’ın kuluna yönelmesidir. Yani Allah’ın akrebiyet ile kuluna yakın olmasının bir tecellisidir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.244

  2. YUSUF ŞEVKİ YAVUZ, "NÜBÜVVET", TDV İslam Ansiklopedisi,2007,33. cildinde, s.286

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız