Bağış Yap

Muhtelif Meseleler

06.09.2026

İmam Gazali’ye Göre Nefsine Boyun Eğmek Puta Tapmak mıdır? “Maksudun Mabudundur” Sözü Nasıl Anlaşılmalı?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

İmam Gazali’nin Kalplerin Keşfi adlı eserini okurken, “Nefsine boyun eğen puta tapmış olur.” şeklinde bir ifadeyle karşılaştım. Bu söz nasıl anlaşılmalıdır? Nefse boyun eğmek insanı şirke mi düşürür?

Ayrıca “Maksudun mabudundur” veya “Sevdiğin mabudundur” ifadeleri ne anlama gelmektedir? İnsan bazen yaptığı işleri dünyalık kazanmak, makam elde etmek veya başka dünyevî maksatlar için yapabiliyor. Bu durumda insan şirke mi düşmüş olur? Bu ifadeleri tevhid ve kulluk açısından nasıl değerlendirmek gerekir?

09.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Nefsine Boyun Eğen Puta Tapmış Mı Olur?

İlgili kısım şöyle geçmektedir:

Aklı başında olan kişinin geçmiş günahlarına tövbe etmesi, ahirette onu kurtaracak ve Allah Teala'ya yaklaştıracak şeyler üzerinde düşünmesi, aşın emelleri dizginlemesi, bir an önce Yüce Mevla'yı zikretmesi gerekir. Ayrıca yasaklardan sakınması ve nefsin isteklerine kapılmaması lazımdır. Çünkü nefis bir puttur; kim nefsine kulluk ederse bir puta ibadet etmiş olur. Fakat Allah Teala'ya kul olan kimse ise nefsini kahr-u perişan eder.1

Evet, İmam Gazali Hazretleri eserlerinde nefsi bir puta benzetir ve kişinin Allah'ın emirlerini bırakıp nefsinin arzu ve heveslerine mutlak olarak boyun eğmesini, nefsini ilahlaştırması ve ona kulluk etmesi olarak tanımlar. Bu sözünü şu mantık üzerine kurar: Hakiki tevhid, bütün sebep ve vasıtaları aradan çıkararak her şeyi Allah'tan bilmek ve yalnızca O'na itaat etmektir. İnsan bir işte Allah'ın emri yerine nefsinin hazzını ve arzusunu öne çıkardığında, dolaylı olarak nefsini Allah'tan daha büyük görmüş ve ona kulluk payı ayırmış olur. Hatta İmam Gazali, derine inildiğinde putlara tapanların da aslında kendi nefislerinin haz ve arzularına uydukları için taptıklarını ifade eder. Nitekim nefsine uyarak hareket eden bir kimse dille "Lâ ilâhe illallah" dese bile, hakiki tevhidin özüne ulaşamamış, işte lafızda ve kabukta kalmış olur.2 Fakat İmam Gazali Hazretleri bu durumun bâtın ilmine (kalbin hakikatine ve derunî hallerine) ait bir değerlendirme olduğunu önemle belirtir. Bu bağlamda bu durum fıkhi/zahiri bir dinden çıkma veya küfür değildir. İmam Gazali Hazretleri bu durumu şöyle ifade eder:

Bu sebeple, kimse "lâ ilahe illALLAH" diyen ve müslüman olduğunu söyleyen bir kimseye "Sen nefsine uyuyorsun ve hatta tapıyorsun. Onun için müslüman değilsin."diyemez. Dediği takdirde haddini aşmış ve kendisini ALLAH yerine koymuş olur. Bunun vebali ise çok büyüktür. Çünkü kalpleri ve gaybı yargılamak yalnızca Allah'a aittir.3

Dolayısıyla buradaki "tapma" nitelemesi, insanı dinden çıkaran açık şirk (şirk-i celi) değildir. Tevhidin kemalini ve ihlası bozan manevi bir eksikliktir.
"Maksudun Mabudundur" İfadesi Nasıl Anlaşılmalı?

Bu ifade insanın kalbinde en temel gaye edindiği (maksud) ve her şeyin üstünde tutarak sevdiği şey (mahbub), kalbin gerçek anlamda yöneldiği yer/mabudu haline gelir. Kelime-i Şehadet'in kalben tasdik edilmesinin şartı, kalpte Allah'tan başka mutlak sevilen ve emrine uyulan bir varlığın bulunmamasıdır. Mal, makam veya dünyalık arzular Allah sevgisinin ve emrinin önüne geçirildiğinde, insan diliyle Allah'ı büyük söylese de kalben o arzuyu Allah'ın önüne geçirmiş olur. Bu tarz ifadeler, kalbin yönelimi ve niyetin mahiyeti (özelliği) ile ilgilidir. Bu durum yine kişiyi dinden çıkartan bir şirk değildir. İmanın zayıflığını gösteren bir durumdur.

İmam Gazali, geçimini sağlamak, çoluk çocuğunun nafakasını helalden temin etmek, kimseye muhtaç olmamak ve insanlara faydalı olmak amacıyla dünyalık işlerle uğraşmak dinden ve ibadettendir. Bu niyetle yapılan dünyalık çalışmalar insanı Allah yolunda kılar. Eğer insan ahireti tamamen unutup dünyayı tek gaye edinir, mal ve makam hırsıyla haram-helal sınırlarını çiğnerse asıl tehlikeli durum budur. Dünyalık için iş yapmak ise insanı doğrudan dinden çıkaran bir şirke düşürmez. Ancak yapılan amele dünyalık kaygılar, riya veya gösteriş karıştığında o amelin sevabı, bereketi ve ahiretteki karşılığı yok olur. Dille "Lâ ilâhe illallah" deyip kalben dünyalık peşinde koşan kimse, yaşadığı hakikati söylemediği için dilde/lafızda kalmış sayılır fakat bu dünyada İslam dairesinden çıktığı anlamına gelmez.4

Özetle, nefse uymak veya dünyalık niyetlerle hareket etmek insanın imanını olgunluktan (tahkiki imandan) yoksun bırakır ve amellerin sevabını zedeler, ancak kişiyi dinden çıkaran fıkhi bir şirke düşürmez.

Kaynakçalar
  1. İmam Gazali, Kalplerin Keşfi (Mükaşefetü'l-Kulûb), çev. Mahmut Yurdakul - Murat Balıbey, (İstanbul: Gelenek Yayıncılık, 2015), s. 30.

  2. İmam Gazali, Yeni İhyâ-u Ulûmiddin (Tehzip ve Tekmil), s. 107.

  3. İmam Gazali, Yeni İhyâ-u Ulûmiddin (Tehzip ve Tekmil), s. 108.

  4. İmam Gazali, Yeni İhyâ-u Ulûmiddin (Tehzip ve Tekmil), s. 295.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız