Hz. Muhammed (sav)

19.02.2026

3

Salaten Tüncina Duasındaki "İndeke" Lafzı Neden Okunmuyor?

Salaten Tüncina duasında “وترفعنا بها عندك أعلى الدرجات” kısmındaki “عندك” lafzını okumak gerekiyor mu? Salavatın orjinalinde bu kelime var. Ancak bazı kimseler okuyor, bazıları okumuyor, atlıyor. Sebebi nedir?

19.02.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sözlükte “dua, tâzim, rahmet” gibi anlamlara gelen salât ile (çoğulu salavât) “esenlik” mânasındaki selâm kelimelerinden oluşan salât ü selâm, “aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm” veya “sallallahü aleyhi ve sellem” şeklindeki dua cümlelerinin yerine daha çok Osmanlı Türkçesi’nde kullanılmıştır. Böyle dua etmeye “salavat getirme”, Arapça’da ise “tasliye” denir; bu duadan söz edilirken “salvele” kısaltması kullanılır.

Salât ve selâm kelimelerinden oluşan “salât-ü selâm” terkibi, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât, salât kelimesinin çoğuludur. Kur’ân-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır:

Allah ve melekleri şüphesiz Peygamber’e salât ediyorlar. (O hâlde) Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.1

Hz. Peygambere (s.a.s.) Allah Teâlâ’nın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salât etmesi ise dua etmeleri anlamını ifade eder.
Kur’ân-ı Kerîm’in, Peygamber Efendimize (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden bu âyetine binaen, geçmiş dönemlerde tanzim edilmiş pek çok salât-ü selâm örnekleri vardır. Hz. Peygambere (s.a.s.) en kısa şekilde, “Allahümme salli alâ Muhammed” veya “Sallallahü aleyhi ve sellem” ya da “Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve bârik ve sellim” diye salât-ü selâm getirilir.2

Salavat-ı şerife okumanın sayılamayacak kadar çok faydası vardır. İslami kaynaklarda buna çokça yer verilmiştir. Aynı zamanda salavat-ı şerifeler çok çeşitli şekilde yapılarak günümüze ulaşmıştır. Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’nin (ö. 870/1465) Delâʾilü’l-ḫayrât adlı salavat mecmuası Osmanlı döneminde Türkler arasında rağbet görmüş ve sevap kazanma, Hz. Peygamber’in şefaatine nâil olma, kötü huyları terkedip güzel huylarla bezenme, maddî sıkıntılardan ve günahlardan kurtulma gibi amaçlarla çokça okunmuştur.3
Salavatlar aslı itibariyle Allah'a yapılan dualardır. Kelimeleri ve cümleleri ayet gibi olmadığından bir takım ekleme ve çıkarmaların yapılması ulemanın tefekkür ve takdirine kalmıştır. İsteyen kişi Kur'an ve sünnetin ruhuna aykırı olmayacak şekilde; tefekkürüne ve anlayışına göre Peygamber Efendimize (sav) övgü dolu sözlerle salavat getirebilir.

Salaten Tüncina duasında geçen o bölüm şöyledir: "Ve terfeunâ bihâ indeke a’led-deracât". Buradaki "indeke" kelimesi sözlükte "senin katında, senin huzurunda, senin yanından" gibi anlamlara gelir. Cümlenin genel manası şudur: "Allah'ım, bu salavat hürmetine bizi kendi katında en yüksek derecelere ulaştır."

Bazı büyük zatların bu kelimeyi telaffuz etmemeyi tercih etmesi, aslında Allah’a olan derin bir tazim (saygı) ve tevhid (birleme) anlayışından kaynaklanır. "Kat" veya "huzur" dendiğinde, zihnimizde bir mekân veya bir derece canlanabilir. Bazı ârifler, "Zaten Allah'tan başka hakiki bir makam, bir yer veya bir irade sahibi yoktur ki; O'nun katı ile başkasının katını ayıralım" diye düşünürler. Kişi "senin katında" dediğinde, dolaylı yoldan kendisini veya ulaştığı yeri de bir şekilde tanımlamış olur. Bazı mübarek zatlar, duada tamamen yokluğu (fenayı) hissetmek için aradaki mesafe veya mekân bildiren kelimeleri de aradan çıkarmayı bir edep hali olarak görmüşlerdir.

Arapça cümle yapısı açısından bakıldığında; "Bizi en yüksek derecelere ulaştır" dendiğinde, Müslüman bir kulun zaten Allah'tan başkasından bunu istemeyeceği bellidir. Dolayısıyla "senin katında" demesek de, o yüceltmenin Allah tarafından ve O'nun rızası dahilinde olduğu zaten anlaşılır.

Salavatın manasına bütünüyle bakıldığında ''indeke'' kelimesi olsa da olmasa da hemen hemen aynı manaya gelmektedir, yani mana bozulmasına yol açmamaktadır.

Ayrıca salât-ü selâm getirmek için belirli bir vakit ve sayı yoktur. Kişi dilediği zaman ve istediği miktarda salât-ü selâm getirebilir. Salât-ü selâm için besmele çekme zorunluluğu da yoktur.

Kaynakçalar
  1. Ahzâb Suresi, 33/56

  2. Din İşleri Yüksek Kurulu 12.07.2017

  3. M. SUAT MERTOĞLU, "SALÂTÜSELÂM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/salatu-selam (19.02.2026)


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız