Namazın bu şekli bizzat Peygamber Efendimiz (sav) tarafından öğretilmiştir. Kur’ân’da, namaz kılınması emredilmiş, ancak detayları Hz. Peygamber (sav)’in sünnetiyle belirlenmiştir. O (sav), bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız, siz de öyle kılın.” 1
İşte Peygamber Efendimiz namazın kılınışını, hareket ve rükünlarının nasıl yapılacağını sahabelerine öğretmiştir.
İbadetler, kişinin dinî inancının gereği olarak inandığı, güvendiği, sığındığı yüce varlığa bağlanışını, yönelişini, bahşettiği nimetler karşısındaki sevinç, minnet ve şükran duygularını ifade ettiği birtakım belirli ve özel davranışlardır. Eğer namaz sadece oturarak ya da sadece secde ederek olsaydı, ibadetin ruhu eksik kalabilirdi. Çünkü namaz, bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak insanı Allah’a yaklaştıran bir bütünlük içerir. Kıyam olmadan kulluğun dik duruşu eksik kalırdı, rükû olmadan tevazu gösterilemezdi, secde olmadan ise tam bir teslimiyet gerçekleşmezdi. Elbette her şeyden önce Yüce Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize (sav) namazın şu anki kılınışını öğreterek, bu tarzda bir kulluktan razı olacağını bildirmiştir.
Buhârî, Ezân, 18

