Melekler

01.06.2016

13266

Mukarrabun Melekleri Kimlerdir? Mahiyetleri, Dereceleri ve Vazifeleri

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Mukarrabun meleklerinin en büyük melekler olduğuna dair rivayetler var mı, mahiyetleri nedir? Melek taifesinden Allah'ı Peygamberimiz gibi gören var mıdır?

09.01.2017 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Mukarrabûn melekler hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Bazı alimlerin bu melekler hakkındaki ifadeleri aşağıdaki gibidir:

Mukarrabûn, yâni Allah’a yakın olan melekler, arşın etrafında bulunan Cebrâil, Mîkâil, İsrâfil ve bunların derecesindeki melekler gibi kerûbiyyûn melekleridir. 1

Her semada bir mukarreb melek vardır. Onlar kitaba erişir, Allah’ın dilediği noktaya kadar ulaştırıp uğurlarlar ve bu olay her gün tekrar eder. 2

Her biri altı kanatlı olan melekler de vardı. Bu kanatlardan ikisi ile nura karşı yüzünü örtüyor, iki kanadıyla bedenini örtüyor, iki kanadıyla da uçuyorlardı. Bunlar Mukarrebûn olan meleklerdi. 3

Mukarrabûn melekler, yaklaştırılmış, yakınlaştırılmış melekler demektir. Mukarreb melekler, şerefi, değeri ve fazileti itibariyle Allah'a yakın olan meleklerdir. Rabbimiz bu meleklerden şu şekilde bahseder:

(Sizin bâtıl i'tikadınıza rağmen) Mesîh (Îsâ), Allah'a kul olmaktan aslâ çekinmez, Allah'a yakın melekler de (çekinmezler). 4

Mukarrebîn makamındaki meleklerin, arşı taşıyan ve onun etrafında bulunan Cebrâil, İsrâfil, Mîkâil ve Azrâil gibi büyük meleklerden ibaret olduğu; onların insanlardan üstün bir konumda bulunduğu kabul edilmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde şu şekilde buyurur:

Cenâb-ı Hak gökyüzündeki meleklere bir emrin infaz olunmasını hükmettiği zaman, Allah Teâlâ’nın bu ilâhî hükmüne melekler tamamıyla inkıyat ederek (korku ile) kanatlarını birbirine vururlar. Gönüllerinden bu korku gidince de melekler, Cebrâil ve Mîkâil gibi mukarrebîn meleklerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Mukarrebîn melekleri, “Allah’ın söylediği hak sözdür.” diye Allah’ın hüküm ve takdirini bildirirler ve “Allah yücedir, Allah büyüktür.” derler. 5

Melek taifesinden hiçbiri, Cenâb-ı Hakk’ı Peygamber Efendimizin (sav) miraçta gördüğü gibi görmemiştir. Çünkü rivayetlerde, Peygamber Efendimizin (sav) miraçta Hz. Cebrâil ile beraber bir süre yükseldikten sonra “Sidre-i Münteha” denilen sınıra gelince Hz. Cebrâil, “Ya Resulallah, ben bundan sonra bir adım dahi gelemem, yoksa yanarım.” demiştir. Peygamber Efendimiz (sav) bu durumu şu şekilde belirtir:

Cebrâil (as) bana, "Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi. Peygamberimiz (sav), “Niçin ey Cibrîl?” diye sordu. O da cevâben, “Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi. 6

Buradan da anlaşılacağı üzere, Peygamber Efendimize (sav) miraçta bahşedilmiş olan ru’yetullah makamı, en büyük meleklerden olan Hz. Cebrâil’e dahi verilmemiştir.

Kaynakçalar
  1. İsmail Hakkı Bursevi, Ruhul Beyan, Erkam Yayınları, İstanbul 2013, c. 4, s. 294.

  2. İsmail Hakkı Bursevi, Ruhul Beyan, Erkam Yayınları, İstanbul 2013, c. 23, s. 158.

  3. Suyuti, ed- Dürrü'l Mensûr, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2012, c. 7, s. 581.

  4. Nisa, 4/172.

  5. Heyet, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercümesi Ve Şerhi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, İstanbul 2019, c.8, s. 70.

  6. Râzî, XXVIII, 251.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız