Öncelikle ifade edelim ki soruda bahsedildiği üzere "Kur’an’ı kendi kafasına göre yorumlayan kafir olur." lafzında nakledilmiş bir hadis metni bulunmamaktadır. Ancak bu ifade, aşağıdaki hadis-i şerifin taşıdığı uyarının ve kasıtlı olarak ayetleri kendi hevâsına uydurmanın dini tehlikesinin halk dilinde veya bazı vaaz anlatımlarında söylenmiş hali olabilir.
Diğer hadis ise şöyledir:
Benden yalan yere hadis aktarmaktan sakınınız bildiğiniz ve benim söylediklerimi aktarabilirsiniz. Her kim benim adıma bile bile bir söz uydurur, söyler ve naklederse cehennemdeki yerine hazırlansın. Kim de Kur'an'ın tefsiri hakkında kendi görüş ve arzusuna uydurarak hüküm verirse o da cehennemdeki yerine hazırlansın.1
Tirmizi'de geçen bu rivayet hasen olarak değerlendirilmiştir. Yine başka bir hadiste şöyledir:
Kim bilgisiz veya kasıtlı olarak Kur'an ayetleri hakkında konuşur ve hükum verirse cehennemdeki yerine hazır olsun.2
Bu hadiste hasen derecesinde bir hadis-i şeriftir. İmam Tirmizi’nin Sünen’inde ve İmam Süyûtî’nin el-Câmi‘u’s-Sağîr eserinde3 İbn Abbas (ra) ve Cündüb b. Abdullah (ra) kanalıyla nakledilmiştir.
Hadisi Nasıl Anlamalıyız?
Kur'an'ı kendi görüş ve arzusuna uydurmaktan maksat şudur: Bir kimsenin hiçbir ilmi birikimi, usul bilgisi ve lügat kaidesi olmadan, sırf kendi arzusuna, fikri düşüncesine veya cehaletine dayanarak kendi fikrini Kur'an'a söyletmeye çalışması ve ayetlere zorlama manalar yüklemesidir. Ayrıca Kur'an tefsiri için gerekli olan Arap dili ve edebiyatı, nüzul sebepleri, nasih-mensuh ve sünnet bilgisine sahip olmaksızın, sırf şahsi zanna veya kendi tahmine dayanarak ayetler hakkında kesin hükümler vermek yine Kur'an'ın kendi görüş ve arzusuna göre yorumlama kısmına girmektedir.4
Hatta usulsüz ve ehliyetsiz bir şekilde Kur'an hakkında yorum yapan kişinin vardığı sonuç doğru çıksa dahi, izlediği yol temelsiz ve sağlam olmadığı için sorumluluktan kurtulamaz ve hatalı sayılır.5 Nitekim rivayette şöyle geçmektedir:
Her kim Kur'an hakkında kendi görüşü ile söz söylerse, isabet etse de hata etmiştir.6
Müfessirleri Bu Kapsamda Nasıl Değerlendirmek Gerekir?
İslam müfessirleri bu hadis-i şerifteki nehiy ve tehdidin kapsamına kesinlikle girmezler. Çünkü müfessirlerin yöntemi ile hadiste kınanan tutum tamamen birbirinden farklıdır:
Hadiste yasaklanan kınanmış olan ve kötü görülen re'y (görüş) yani heva, heves ve bilgisizliktir. Müfessirlerin yaptığı ise Kur'an-ı Kerim'i yine Kur'an ayetleri, sünnet-i seniyye, sahabe ve tâbiîn rivayetleri, Arap dili kaideleri ve şer'i kıyas usulleri çerçevesinde inceleyen ve övülmüş olan dirayet ve içtihattır.7
Ayrıca Kur'an-ı Kerim birçok ayetinde insanları ayetler üzerinde iyice düşünmeye (tedebbür), akıl yürütmeye ve incelemeye açıkça davet etmektedir. Şayet Kur'an üzerinde düşünüp mana çıkarmak tamamen yasak olsaydı bu ayetler anlamsız kalırdı.8 Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) İbn Abbas (ra) için şöyle buyurmuştur:
Allah'ım onu dinde fakih kıl ve ona te'vili öğret.9
Peygamber Efendimizin (sav) bu duayı yapması gösteriyor ki ilmi esas ve kaideler çerçevesinde Kur'an hakkında te'vil (yorum) yapmak yasak değildir. Dolayısıyla İslam alimleri Kur'an'ı "kendi kafalarına göre" değil, ilmi liyakat ve doğru usullere riayet ederek tefsir ettikleri için yaptıkları tefsir çalışmaları caiz ve gereklidir.
Tirmizî, Sünen, haz. Abdullah Parlıyan (Konya Kitapçılık), 2004, s. 61. / Hadis no: 2951.
Tirmizî, Sünen, s. 61. / Hadis no: 2950.
Süyûtî, "el-Câmi‘u’s-sağîr"çev. Seyit Avcı, c. 1, s. 31. / Hadis no: 33.
İbn-i Kesir, “Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri”, Çağrı Yayınları, 2008, c. 1 , s. 426-427.
Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 2, s. 212.
Tirmizî, Sünen, s. 61. / Hadis no: 2952.
İbn-i Kesir, a.g.e., c. 16 , s. 143-144.
İbn-i Kesir, a.g.e., c. 16 , s. 143.
Buhârî, Vudû, 10.

