Kur’ân-ı Kerîm

21.07.2026

"Kur’an'da Bilimsel Delil Yoktur" İddialarına Cevap

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Hocam, son dönemde sosyal medyada yeni bir tartışma var. İddiaya göre Kur’an-ı Kerim’de o dönemin insanlarının bilmediği herhangi bir bilgi bulunmadığı ve gelecekte keşfedilecek bilimsel konulara dair mucizevi hiçbir bilginin yer almadığı söyleniyor. Bu iddia hakkında görüşlerinizi ve değerlendirmenizi paylaşabilir misiniz?

23.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bu tür iddialarla karşılaşıldığında öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta şudur: “Bu tarz söyleniyor”, “artık herkes bunu kabul ediyor” veya “bilim Kur’an’ı çürüttü” gibi ifadeler hiçbir delil barındırmaz. Çünkü bir görüşün çok tekrar edilmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Özellikle sosyal medyada en sık başvurulan yöntemlerden biri, ispat edilmesi gereken bir iddiayı sanki ispatlanmış bir gerçekmiş gibi sunmaktır. Yani bir ihtimali delil gibi göstermek, manipülasyondur. Oysa “Kur’an’da geleceğe yönelik hiçbir bilimsel bilgi bulunmamaktadır.” iddiası son derece kapsamlı bir iddiadır ve bunun ayrıntılı delillerle ortaya konulması gerekir. Mesela tek tek ayetler incelenip bu hükmü ortaya koymak lazımdır. Fakat bu yapılmadan, birkaç kesin ifadeyle ve basit birkaç araştırmayla büyük bir hakikat ortaya konmuş izlenimi verilmektedir.

Bu sebeple, böyle bir iddiayla karşılaştığımızda yapılması gereken ilk şey şüpheye kapılmak değil, iddianın delilini istemektir. Çünkü ispat yükü, iddiayı ortaya atana aittir. Önce iddianın doğru olup olmadığı araştırılmalı, ardından konu sağlıklı kaynaklar üzerinden değerlendirilmelidir.

Buna örnek olarak sıkça dile getirilen “İslam alimleri Kur’an’dan dünyanın düz olduğunu çıkarmıştır.” iddiasını ele alabiliriz. Böyle bir soru karşısında ilk sorulması gereken soru şudur: Gerçekten İslam’da dünyanın düz olduğu kabul edilen bir inanç var mıdır? Alimler böyle mi yorumlamıştır? Bu konuda icma, görüş birliği var mıdır? Çünkü soru, bunlar varmış gibi ortaya atılmaktadır. Halbuki Kur’an’da açıkça “Dünya düzdür.” diyen bir ayet bulunmadığı gibi, bu görüşü savunan alimler de bir hayli azınlıktır. Tarih boyunca bazı alimler, yaşadıkları dönemin bilgi birikimi veya bazı ayetleri yorumlama biçimleri sebebiyle böyle bir çıkarım yapmış olsalar da bu, İslam’ın değişmez bir inancı değildir. Aksine, İslam düşünce tarihinde çok sayıda alim, dünyanın küre şeklinde olduğunu kabul etmiş ve bunu eserlerinde açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla “İslam dünyayı düz kabul ediyor.” şeklindeki iddia, gerçeği tam yansıtmayan ve belli örnekleri genelleştiren bir söylemdir. Böyle olunca da bu iddia üzerine kurulan eleştirinin temeli büyük ölçüde çökmektedir.

Bu konuda detaylı bilgi için lütfen bakınız:

İslam’a Göre Dünya Düz mü Yuvarlak mı?

Öte yandan, Kur’an’ın temel amacı bir fizik, astronomi veya biyoloji kitabı olmak değildir. Kur’an, kendisini insanlara hidayet rehberi olarak tanıtır. Sevgili Peygamberimiz (sav) de insanlara bilimsel teoriler öğretmek için değil, Allah’ı tanıtmak, doğru inancı ve güzel ahlakı öğretmek için gönderilmiştir. Bu sebeple Kur’an’dan modern bir bilim ansiklopedisi beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Kur’an’ın böyle bir iddiası da yoktur.

Bununla birlikte Allah'ın ilmi ezeli ve ebedidir. Geçmiş, bugün ve gelecek, O'nun ilmi bakımından birdir. Bu nedenle Kur’an’da ve hadislerde insanların o anda bilemeyeceği bazı gaybi haberlere yer verilmiştir. Bunlar, Allah’ın dilediği ölçüde peygamberlerine bildirdiği haberlerdir. Dolayısıyla Kur’an’da geleceğe veya yaratılışa dair pek çok işaret bulunmaktadır.

Bugün Kur’an’dan yapılan bilimsel çıkarımlar ise, büyük ölçüde Kur’an ayetlerinin günümüz bilimi bağlamında yeniden değerlendirilmesinden ibarettir. Bu yorumların tamamı kesinlik ifade etmese de bazı ayetlerin, günümüzde keşfedilen bilimsel gerçeklerle dikkat çekici bir uyum gösterdiği bilinmektedir. Örneğin Kur’an’da evrenin genişletilmesine işaret eden ifadeler (Zariyat, 51/47), denizlerin derinliklerindeki karanlığa dikkat çeken ayet (Nur, 24/40) ve göğün koruyucu bir tavan olduğuna (atmosfer) işaret eden ifadeler (Enbiya, 21/32), modern dönemde bilimsel açıdan da üzerinde durulan konular arasında gösterilmektedir. Elbette bunlar Kur’an’ın temel amacı değil, ayetlerin çağımızdaki yorumlarından hareketle yapılan değerlendirmelerdir.

Bu konuda detaylı bilgi için lütfen bakınız:

Kur'an-ı Kerim'in Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?

Sonuç olarak, “Kur’an’da gelecekte keşfedilecek hiçbir bilimsel bilgi yoktur” şeklindeki iddia, ispat edilmesi gereken kapsamlı bir iddiadır. Müslümanın tavrı, sosyal medyada dolaşan iddialar karşısında peşin hükümle şüpheye düşmek değil; önce iddianın delilini istemek, ardından konuyu güvenilir kaynaklar ışığında araştırmaktır. Ayrıca Kur’an’ın temel gayesinin bilim öğretmek değil, insanı hidayete ulaştırmak olduğu unutulmamalıdır. Bunun yanında bazı ayetlerin bilimle uyumlu yorumlanabilmesi de Kur’an’ın Allah'ın sözü olduğuna işaret eden delillerdendir.

Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri, Kur'an'da geçen bazı peygamber mucizelerinin ileride olacak bilimsel gelişmelere işaret olduğunu şöyle beyan etmektedir:

Mukaddeme: İşte Kur’an-ı Hakim, enbiyaları insanın cemaatlerine terakkıyat-ı ma‘neviye cihetinde birer pişdar ve imam gönderdiği gibi; yine insanların terakkıyat-ı maddiye suretinde dahi, o enbiyanın her birisinin eline bazı harikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir. Onlara mutlak olarak ittibaa emrediyor.... İşte Hazret-i Nuh’un bir mu‘cizesi olan sefine ve Hazret-i Yusuf’un bir mu‘cizesi olan saati, en evvel beşere hediye eden dest-i mu‘cizedir. Bu hakikate latif bir işarettir ki, san‘atkarların ekseri, her bir san‘atta birer peygamberi pir ittihaz ediyor. Mesela gemiciler Hazret-i Nuh’u, saatçiler Hazret-i Yusuf’u, terziler Hazret-i İdris’i.1

Bediüzzaman Hazretleri, peygamberlere verilen mucizelerin aynı zamanda insanlığa, gelecekte ulaşabileceği maddi ve manevi gelişmeler için birer hedef ve teşvik niteliği taşıdığını nazara vermektedir. Nasıl ki peygamberler iman, ahlak ve kulluk konusunda insanlara rehber olmuşlarsa, onlara verilen bazı mucizeler de insanlığın ilim, fen ve teknoloji alanında ilerleyebileceği noktalara işaret etmektedir.

Bu bağlam çerçevesinde, Hz. Süleyman’ın (as) rüzgara hükmetmesini hava ulaşımına (uçak vs.), Hz. Musa’nın (as) asasıyla sudan faydalanmasını yer altı sularının keşfine ve sondaj gibi su teknolojilerine, Hz. İsa’nın (as) hastaları iyileştirmesini ise tıp ilminin gelişmesine işaret eden örnekler olarak değerlendirmektedir.2 Nitekim bunlar gerçekleşmiş ve bazıları da gerçekleşecektir. Böylece Kur'an'da geçen peygamber mucizeleri ayetleri, açıkça ileride olacak bilimsel gelişmelere işaret etmektedir. Böylece Allah’ın peygamberlerine mucize olarak gösterdiği bazı hakikatlerin, insanlar için araştırma, çalışma ve keşif yolunda bir teşvik taşıdığına dikkat çekilmektedir. Bu sebeple Kur’an, insanı ilim öğrenmeye, tabiat kanunlarını incelemeye ve yeryüzünü imar etmeye yönlendirmektedir.

Böylece Kur'an, anlattığı peygamber mucizeleriyle insanlığa hem manevi yükselişin hem de ilim ve teknolojide ilerlemenin yollarını göstermekte; insanı araştırmaya, üretmeye ve Allah’ın kâinata koyduğu kanunları keşfetmeye teşvik etmektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 160.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 160-162.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız