RİSALE-İ NUR

12.04.2026

8

İslâm'ın Pozitif Bilimlere Bakışı / Bediüzzaman Hazretlerinin Bilim Anlayışı

Dinimiz sadece dinî ilimleri mi işlememizi ister? Bediüzzaman Hazretlerinin ilim anlayışı sadece dinî ilimlerle mi sınırlıdır? BU meseleyi detaylı bir şekilde açıklar mısınız?

13.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Din ve Pozitif İlimler

İlim, insanın dinine ve dünyasına yarayan ve sistematik hale getirilmiş veya getirilebilecek olan her türlü bilgi demektir. İnsanın ulaşabildiği bütün mükemmelliklerin ve başarıların esasıdır. İlim, iman ve İslâmiyet'in temeli, dünya ve ahiret saadetinin vesilesidir. Rabbimiz de bir çok âyette kâinatı incelememizi, düşünmemizi ve araştırmamızı emretmektedir. Bunlardan sadece bir kaçını aşağıya örnek olması açısında zikredelim:

Şübhesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ihtilâfında (ard arda gelmesinde), insanlara fayda veren şeylerle (yüklü olarak) denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten bir su indirip de, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi ve orada her hareketli canlıyı yaymasında, rüzgârların yönlendirilmesinde ve gökle yer arasında (emre)boyun eğdirilmiş bulutlarda akıl erdirecek bir topluluk için (Allah'ın varlığına ve birliğine)kat'î deliller vardır.1

Allah’ın gökleri ve yeri hikmetli olarak yarattığını görmüyor musun? O, dilerse sizi yok edip yerinize yeni varlıklar getirir.2

Üstlerindeki göğe hiç bakmadılar mı ki, onu nasıl binâ etmişiz ve onu süslemişiz? Hem onun hiçbir çatlağı yoktur!3

Onlara hem âfâkda (kendi dışlarındaki âlemlerde), hem de kendi nefislerinde(enfüsde) delillerimizi göstereceğiz; tâ ki onun (o Kur'ân'ın) gerçekten hak olduğu onlara belli olsun! (Bu hususta) Rabbin yetmez mi ki, şübhesiz O, herşeye hakkıyla şâhiddir.4

İlk ayetin sonunda, bütün bu varlık ve hadiselerde “akıl erdirecek bir topluluk için (Allah'ın varlığına ve birliğine) kat'î deliller vardır.” ifade edilerek araştırma ve incelemeye açıkça bir davet bulunmaktadır. Tabiatta var olan düzenin ve işleyişin doğru anlaşılması; gözlem, araştırma ve inceleme ile mümkündür. Bu süreç, insanı bilimsel hakikatlere ulaştırırken aynı zamanda kâinattaki ilâhî nizamı fark etmeye vesile olur. Dolayısıyla tabiatı okuyabilmek, aslında Allah’ın kudretine işaret eden ayetleri görebilmek demektir. Bu da ancak ilmî bir bakış açısı ve gerekli bilgi birikimiyle mümkündür.

Yukarıdaki ayetler dışında bazı bilimsel hadiseleri haber veren ve araştırmaya sevk eden âyetleri manalarını vermeden şöyle sıralayabiliriz:

  • Kâinatın yaratılışı, gökler ve yerin bitişikken ayrılmalarıyla ilgili âyetler: (Enbiyâ 21/30; Fussilet 41/11).

  • Göklerin ve yerin farklı devirler boyunca yaratıldığını bildiren âyetler: (Yûnus 10/3; Hadîd 57/4).

  • Gökyüzünün (atmosferin) korunmuş bir tavan hâline getirilmesi: (Enbiyâ 21/32).

  • Göğün geri döndürücü özelliği: (Târık 86/11).

  • Göğün (atmosferin) katmanları: (Bakara 2/29; Fussilet 41/12).

  • Görünen yıldızların –pek çok ışık yılı uzak mesafelerde olduklarından dolayı– aslında ayrılıp gittikten sonraki yerleri, keza uzaydaki kara delikler: (Vâkıa 56/75-76).

  • Kuyruklu yıldızlar: (Tekvîr 81/15-16).

  • Güneşin belli bir yöne doğru hareket etmesi: (Yâsîn 36/38, 40).

  • Gök cisimlerinin yörüngeleri: (Enbiyâ 21/33; Yâsîn 36/38-40; Zâriyât 51/7).

  • Evrensel çekim kanunu: (Ra‘d 13/2; Lokman 31/10; Hac 22/65; Rahmân 55/7).

  • Kâinatın genişlemesi: (Zâriyât 51/47).

  • Güneş ve ayın ışıklarının farklılığı: (Furkân 25/61; Nûh 71/16; Nebe’ 78/13).

  • Ayın başlangıçta –güneş gibi– ışık saçarken sonradan ışığının giderilmesi: (İsrâ 17/12).

  • Uzayın karanlık oluşu: (Nâzi‘ât 79/29).

  • Uzaya yükseliş: (Rahmân 55/33; En‘âm 6/35, 125; Hicr 15/14-15).

  • Zamanın izafiliği: (Hac 22/47; Secde 32/5; Meâric 70/4).

  • Dünyanın yuvarlaklığı: (Nâzi‘ât 79/30; Zümer 39/5).

  • Dünyanın döndüğü: (Neml 27/88; Yâsîn 36/40; Zümer 39/5).

  • Yeryüzünün en alçak bölgesi: (Rûm 30/2-3).

  • Dağların yeryüzünün sarsılmasını önlemesi: (Nebe’ 78/7).

  • Dağların hareketi ve kıtaların sürüklenmesi: (Neml 27/88).

  • Yağmur sebebiyle yerin canlanıp kabarması: (Hac 22/5).

  • Denizler arasında suların birbirine karışmasını önleyen engeller olduğu: (Rahmân 55/19-20; Furkân 25/53).

  • Okyanus akıntıları: (Rahmân 55/24).

  • Denizlerdeki dahili ve sathî dalgalar ile karanlık bölgeler: (Nûr 24/40).

  • Okyanus zeminindeki yanardağlar: (Tûr 52/6).

  • Yağmurun ölçülü yağışı: (Zuhruf 43/11).

  • Kömür ve petrol: (A‘lâ 87/4-5; Bakara 2/24; Yâsîn 36/80).

  • Demirin indirilişi ve faydaları: (Hadîd 57/25).

  • Atom ve atomdan küçük parçacıklar: (Yûnus 10/61; Sebe’ 34/3; Zilzâl 99/7-8).

  • Elektrik: (Nûr 24/35; Yâsîn 36/80).

  • Yükseklerde oksijenin azalması: (En‘âm 6/125).

  • Varlıkların çift oluşu: (Şuarâ 26/7; Şûrâ 42/11; Zâriyât 51/49; Yâsîn 36/36).

  • Hayvanların –insanlar gibi– iş bölümü içinde topluluklar hâlinde (ümmet olarak) yaşadıkları: (En‘âm 6/38).

  • Rüzgârların bitkileri ve bulutları aşılaması: (Hicr 15/22).

  • Hayatın kaynağı ve başlangıcı olan su: (Furkân 25/54; Nûr 24/45; Enbiyâ 21/30; Hac 22/5).

  • İnsanın topraktan yaratılması ve yaratılış evreleri: (Âl-i İmrân 3/59; En‘âm 6/2; Rûm 30/20; Rahmân 55/14).

  • İnsanın ana rahmindeki yaratılış evreleri: (Secde 32/8; İnsan 76/2; Mü’minûn 23/11-14; Hac 22/5).

  • İnsanın sulb ve terâib arasından çıkan bir sudan yaratılması: (Târık 86/5-8).

  • İnsanın ana rahmindeki yaratılış safhalarından birinin sülük benzeri bir varlık olduğu: (Alak 96/2).

  • Kemiklerin kaslardan önce yaratılması: (Mü’minûn 23/14).

  • Cenini sarmalayan üç zar: (Zümer 39/6).

  • Bebeğin cinsiyetinin teşekkülünde sperm hücrelerinin rolü: (Necm 53/45-46).

  • Bebeğin beslenmesinde anne sütünün yeri ve önemi: (Bakara 2/233; Lokman 31/14).

  • Parmak izleri: (Kıyâme 75/4).

  • Deride elemi hisseden bölge: (Nisâ 4/56).

  • Gözün görmediği şeyler: (Hâkka 69/38-39).

  • Beynin karar verme bölgesinin alın kısmında oluşu: (Alak 96/15-16).

  • Kur’an dinlemenin şifa oluşu: (Yûnus 10/57; İsrâ 17/82).

  • Klorofil: (En‘âm 6/99).

  • Çevre kirliliği ve ekolojik dengenin bozulmasında insanın rolü: (Rûm 30/41).

  • Balın şifa oluşu: (Nahl 16/68-69).

  • Domuz eti, leş ve kanın yasaklanmasındaki hikmetler: (En‘âm 6/145).

  • İçkinin zararları: (Bakara 2/219; Mâide 5/90).

  • Yeni icat ve vasıtalar: (Nahl 16/8; Yâsîn 36/42).

  • Ses, görüntü ve cisimlerin çok uzak mesafelerden nakledilmesinin mümkün olduğunu bildiren âyet: (Neml 27/38-40).

Bunların yanında Kur'an-ı Kerim'de koruyucu hekimlik, dengeli beslenme, beden ve ruh sağlığı; bulaşıcı hastalıklardan, zararlı yiyecek ve içeceklerden korunma, ziraat, iktisat, matematik, sosyoloji, psikoloji, olaylar gibi çeşitli konularda ilkeler vaz' edilmiş, tavsiyelerde bulunulmuştur.5

Buradan hareketle Fahreddin er-Râzî’ye göre yaratıcının varlığını kanıtlama hususunda sadece geleneksel bilgilerle yetinmeyip aklî delillerden de yararlanmanın gerekmektedir. O şunları da aktarmaktadır:

Allah, “Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur” âyetiyle gökleri nasıl bina ettiğine bakmamızı; “Nefislerinizde de görmez misiniz?” âyetiyle de insan bedenindeki ilginç özellikleri tetkik etmemizi teşvik etmekte ve bunlar gibi daha birçok âyetle evrendeki olguları gözlememizi emretmektedir. Cenâb-ı Hakk’ın varlığına bunlardan daha büyük burhan yoktur. Bunları bırakıp da acayip nahivler, faydadan uzak iştikaklar yapmak ve birçok garip hikâyeler anlatmak suretiyle Kur’an’ı tefsir etmek doğru değildir.6

Bediüzzaman Hazretlerinin Pozitif İlimlere Bakışı

Bediüzzaman Hazretleri de elbette Kur’ân’ın insan, hayvanlar, bitkiler, gökyüzü, uzay, yıldızlar, galaksiler, rüzgârlar, denizler, dağlar, yiyecekler ve içecekler gibi akla gelebilecek birçok alana işaret eden âyetlerinden haberdardır. Rabbimizin farklı ilim dallarına dikkat çekerek bu alanlardan hareketle insanı Allah’ın varlığına ve birliğine ulaştırmayı hedeflediğini bilmektedir. Dolayısıyla o da buradan hareketle şöyle demektedir:

"Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder."7

Üstad Hazretlerinin bu tespiti aslında onun yalnızca din ilimlerine değil pozitif ilimlere bakış açısını da bize göstermektedir. Bu tespite göre insan mahiyetinin iki temel ihtiyacına işaret eder. İnsanın manevi tarafı, ilahi hakikatlerle beslenmediğinde sadece maddi ilimler ile sınırlı kaldığında karanlıkta kalır; istikametini kaybeder, anlam boşluğuna ve şüpheye düşer, gördüğü maddi sebeplerin arkasındaki asıl faili idrak edemez hale gelir. Sadece dini ilimler öğrenip pozitif ilimleri geride bırakan kimseler ise pozitif ilimler ile aydınlanmadığında dar bir kalıba hapsolur, taassub eder. Dini kaynağa dayanmayan hiçbir şeye iltifat etmezler. Hakikatin tecellisi, ancak bu iki nurun birleşmesiyle mümkündür. Bediüzzaman Hazretleri'ne göre insan fizik, kimya, astronomi, matematik, tıp vb. ilimlerin yardımıyla kâinatta tecelli eden Esma-i İlahiyeyi yani Allah'ın isimlerini daha iyi anlar. Bu ilimler imanın yardımıyla marifetullahı artırır.

Bir kitap düşünelim ki müthiş manalarla dolu olsun. Her sayfasında, her satırında, her kelimesinde, her harfinde hatta her noktasında harika anlamlar yüklenmiş olsun. İşte kâinat Allah’ın kudret sıfatıyla yazdığı devasa bir kitaptır. Her bir fen dalı ise bu kitabın bir sayfasını veya bir satırını tefsir eder. Örneğin tıp ilmi Allah’ın "Şafi" (şifa veren) ismini, astronomi ilmi "Hakim" (hikmetle yöneten) ismini, matematik ise "Adl ve Mukaddir" (her şeyi ölçüyle yaratan) ismini anlatır.

Yine bütün fen bilimleri, kâinatın mükemmel bir kitap gibi yazıldığını ortaya koymaktadır. Astronomi bilimi gökyüzünü, coğrafya yerin hareketlerini ve yeryüzü şekillerini, biyoloji canlıları, tıp insan bedenini ve diğer bilim dalları da farklı farklı konuları araştırmıştır. Kâinatı araştıran her bir bilim dalı kendi sahasıyla ilgili yüzlerce belki binlerce kitap yazmıştır. Bütün bu kitaplar Allah'ın kâinat kitabının mükemmelliğinin, güzelliğinin, intizamının izahlarıdır. İşte bu ilimler, en büyük ilim olan iman ilmi ve İslamiyet'in diğer ilimleri ile birlikte okunursa ikisi de birbirini destekler.

Nitekim kendisi de coğrafya, matematik, kozmografya vb. ilimlere dair eserler okumuş hatta bazı eserleri ezberlemiştir. Mesela Harezmî'nin matematiğe dair eseri olan El-Muhtasar fi ilmi'l-hisab, Uluğ Bey'in astronomiye dair eseri olan Zic-i Uluğ Bey kitabını, Muhammed b. Ömer el-Çarmiği'nin astronomiye dair eseri olan Mulahhas fi'l-Hey'e gibi çeşitli ilimlere dair kitaplar ezberlediği de bilinmektedir. Ayrıca bazı pozitif ilimlerde eserler de telif etmiştir.

Dini ilimler ile pozitif ilimleri beraber işlemek amacı ile bir üniversite dahi açmayı murat etmiştir. Nitekim o dönemde Avrupaî tarz mekteblerde okuyan gençler maddeci bir altyapıya oturtulmuş fenlerin tesiriyle itikadi yönden şüphelere düşüyorlar hatta bazıları küfre giriyorlardı. Medreselerde ise fenlerin kat’î ispat ettikleri şeyler bile taassup yüzünden bazen şüpheyle karşılanabiliyor, reddediliyor veya bazen bu fenlerle meşgul olanlar tekfir edilebiliyordu. Bediüzzaman Hazretleri bu iki kurum arasındaki ihtilafı kaldırmak için dînî ilimlerle, fen ilimlerinin kaynaşmasını zaruri gördü. Bu kaynaşma sayesinde medrese ve mekteb arasındaki düşmanlığı kaldırmak, iki tarafın da eksiklerini gidermek, zenginliklerini ise paylaştırmak istiyordu.

Kaynakçalar
  1. Bakara, 2/164.

  2. İbrahim, 14/19.

  3. Kaf, 50/6.

  4. Fussilet, 41/53.

  5. Güllüce, Veysel. "Destekleyenler ve Karşı Olanlar Açısından Bilimsel Tefsir." Kur’an ve Pozitif Bilim (2020): 111-155.

  6. Fahreddin er-Râzî, et-Tefsîrü’l-Kebîr, Dârü’l-Fikr, Beyrut, 1981, c. 14, s. 127.

  7. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 2, s. 424.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız