İlgili kısım şu şekildedir:
Bab-ı hıfz ve hafiziyet olup, ism-i Hafiz ve Rakib’in cilvesidir. 1
Hıfz ve Hafiziyet Birlikte Zikredilince Ne Anlaşılır?
Hıfz; korumak, muhafaza etmek, zayi etmemek, saklamak manalarına gelir. Bu yönüyle daha ziyade fiile, icraata ve vuku bulan muhafaza hadiselerine bakar. Mesela çekirdeklerde ağaçların programlarının saklanması, insan hafızasında suretlerin korunması, amellerin kaydedilmesi, baharda tohumların muhafaza edilmesi birer hıfz tecellisidir.
Hafiziyet ise aynı kökten gelmekle beraber, yalnız tek tek muhafaza fiillerini değil, bu muhafazanın süreklilik, kapsayıcılık, intizam ve külliyet kazanmış tecelli tarzını ifade eder. Başka bir ifadeyle hıfz, görünen muhafaza fiili; hafiziyet ise o fiillerde muntazaman işleyen, ism-i Hafiz’den gelen umumi muhafaza kanunu ve rububiyet cilvesidir.
Bu sebeple hıfz ile hafiziyetin beraber zikredilmesi tekrar değildir. Bilakis biri fiili ve eseri, diğeri o fiilin daimi, külli ve kapsayıcılığını gösterir. Biri cüz’i, münferit misallere, diğeri o misallerde parlayan külli hakikate bakar. Biri zaman ve mekan içinde müşahede edip görülebilen muhafaza hadiselerini gösterir; diğeri, bu hadiselerin arkasındaki süreklilik arz eden muhafaza kanununu bildirir.
Bu noktada hıfz, fiil manasını daha açık taşır. Hafiziyet ise “-iyet” eki ile yapılmış bir masdar-ı sınai olarak, bir vasfı, bir keyfiyeti, bir unvanı ve bir tecelli tarzını daha belirgin hissettirir. Onun için “hıfz”, koruma hadisesine; “hafiziyet” ise bu korumanın daimi ve muhit bir hakikat halinde görünmesine işaret eder denilebilir.
Fiil-sıfat ve tecelli-hakikat bakımından fark da buradadır. Hıfz ile muhafaza etme fiili nazara verilir; hafiziyet ile o fiillerde parlayan ism-i Hafiz’in devamlılığı ve muhafazanın külli hakikati ihtar edilir. Yani biri daha ziyade tecelli ve eser düzleminde, diğeri o tecellilerin dayandığı daha külli mana ve hakikat düzleminde görünür.
Mesela bir çekirdekte koca ağacın programının saklanması bir hıfz tecellisidir. Bütün tohumlarda, çekirdeklerde, hafızalarda, amellerde ve suretlerde aynı muhafaza kanununun muntazaman işlemesi ise hafiziyetin şümulünü, kapsayıcılığını gösterir. Yani tek bir muhafaza hadisesi hıfzı, o hadiselerin umumunda görülen külli muhafaza cilvesi hafiziyeti ihtar eder, gösterir.
Hıfz Ef‘al-i İlahiyeye, Hafiziyet Şüunat-ı İlahiyeye İşaret Eder Denilebilir mi?
Ef‘al-i İlahiye, Cenab-ı Hakk’ın varlıklar üzerindeki fiilleri, tasarrufları ve icraatıdır. Yaratmak, yaşatmak, rızık vermek, muhafaza etmek, öldürmek, diriltmek gibi tecelliler bu dairede düşünülür.
Şuunat-ı İlahiye ise, Cenab-ı Hakk’ın zatına layık, varlıklara benzemeyen, fiil, isim ve sıfatlarının arkasında bulunan kudsi manalar ve ulvi hallerdir. Bunların hakikati ise tam bilinmez. Şuunat kelimesi, şe’n kelimesinin çoğuludur. Şe’n ise hal, tavır, kudsi keyfiyet gibi manalara gelir. Elbette Allah hakkında bunlar söylenirken, insanlardaki hal değişmeleri gibi anlaşılmaz. Çünkü Cenab-ı Hak hiçbir cihetle varlıklara benzemez. Bu sebeple şuunat-ı İlahiye, Allah’ın zatına münasip, keyfiyeti meçhul olup bilinemeyen, varlıklara kıyas edilemeyen kudsi manalar demektir.
Hıfz, muhafaza etme fiilini hatıra getirir. Yani eşyanın korunması, suretlerin kaydedilmesi, neticelerin zayi edilmemesi gibi tecelliler, ef‘al yani fiiller dairesinde görünür. Bu sebeple hıfz, mana olarak fiil ve tasarruf cihetine bakar denilebilir.
“Hafiziyet” ise bir tek muhafaza hadisesinden ziyade, muhafazanın devamlı, şümullü ve külli bir kanun halinde cereyan ettiğini ifade eder. Bu da yalnız bir fiili değil, o fiilin arkasındaki daimi murakabeyi yani gözetlemeyi, ihatayı, dikkati, ilahi keyfiyeti ve daimi tasarrufu düşündürür. Bununla beraber hafiziyet tabiri için kesin olarak şuunat'ı ilahiyeye işaret eder demek doğru olmaz. Çünkü Rahimiyet, Hakimiyet, Hafiziyet gibi tabirler Allah'ın hem isim, hem fiil, hem sıfat hem de şuunatına işaret eder. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:
Hem bil ki: rahmâniyet, rahîmiyet, hakîmiyet, âdiliyet gibi ta‘bîrler, Cenâb-ı Hakk’ın hem isim, hem fiil, hem sıfat, hem şe’nlerine işâret ederler. 2
Netice olarak, hıfzın ef‘al-i İlahiyeye baktığı sözü mana olarak isabetlidir. Hafiziyetin ise fiilden daha geniş, daha kuşatıcı ve daha daimi bir muhafaza hakikatini ifade ettiği; bu yönüyle de şüunatı hatıra getiren daha derin bir mana ufku açtığı söylenebilir. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın fiillerinin, isimlerinin ve sıfatlarının kaynağı şuunattır. Fakat bunu doğrudan ve kesin bir kelami taksim halinde ileri sürmek yerine, işari ve ihtiyatlı bir izah olarak ifade etmek daha uygundur.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 36.
Bediüzzaman Said Nursi, Siracü’n-Nur, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 107.

