İster 80 yıl, ister 80.000 yıl; isterse 70 yıl veya 70.000 yıl gibi sürelerin zikredildiği rivayetler olsun, bu ifadeleri içeren herhangi bir hadise temel hadis kaynaklarında rastlayamadık. Ancak daha sonraki dönem de yazılmış iki eserde bazı rivayetlere rastladık. Mesela bir vakit namazı terk eden kişinin cehennem ateşinde seksen sene azap göreceğine dair rivayet İsmail Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-beyân adlı tefsirinde iki kez geçmektedir. Rivayet şu şekildedir:
من ترك صلاة حتى مضى وقتها عذب في النار حقبًا
Kim vakti geçinceye kadar bir namazı terk ederse (cehennem) ateşinde yıllarca (seksen yıl) azapla cezalandırılacaktır.1
Ayrıca İmam-ı Rabbânî’nin Mektûbât adlı eserinin birinci cildinin 266. mektubunda ikinci şekline benzer bir şekilde yer almaktadır.
وورد في الأخبار من قضى صلاة واحدة متعمدا بقي في النار حقبا
Haberlerde şu vârid olmuştur: ‘Her kim kasıtlı olarak bir namazı (terk ettiği için) kaza ederse (cehennem) ateşinde yıllarca (seksen yıl) kalır.2
Zikredilen iki rivayette yer alan حقبا kelimesinin anlamına gelince İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bunu şu şekilde açıklamıştır: “Hukub 80 yıldır. Her yıl 360 gündür. Her gün de sizin saydıklarınızdan bin yıldır.”3
Buna göre ahiretin bir yılı dünyanın 360.000 yılıdır. Bu durumda bir vakit namazı terk etmenin cezası 80x360.000 hesabının sonucu olarak 28.800.000 dünya yılı cehennem ateşinde yanmak olarak ortaya çıkmaktadır.
Halk arasında bu namaz kılmayana dair 70.000 sene ifadesi de kullanılmaktadır ki bu da hukub kelimesinin anlamındandır. Nitekim bazı alimler hukub kelimesine 70.000 sene demişlerdir. 4 Böyle olunca rivayetler "Kim vakti geçinceye kadar bir namazı terk ederse (cehennem) ateşinde yıllarca (70.000 sene) azapla cezalandırılacaktır." şeklinde halk arasında yerleşmiştir.
Ancak her iki rivayetin de aslî hadis kaynaklarında bulunmaması, çoğu tefsirde geçmemesi ve hadis kritiğine imkân verecek bir senetten yoksun olması düşündürücü ve ihtiyatı gerektirmektedir.
İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l-beyân fî tefsîri’l-Kur’ân (Beyrut: Dâru’l-Fikr, ts.), c. 1, s. 34.
Ebü’l-Berekât el-İmâmü’r-Rabbânî Ahmed b. Abdilehad b. Zeynilâbidîn el-Fârûkî esSirhindî, el-Mektûbât, çev. Muhammed Murad (İstanbul: el-Mektebetü’l-Mahmûdiyye, ts.), c.1, s. 274.
İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l-beyân fî tefsîri’l-Kur’ân (Beyrut: Dâru’l-Fikr, ts.), c. 1, s. 34.
Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr b. Yezîd b. Kesîr et-Taberî, Câmi‘u’l-beyân fî te’vîli’l-Kur’ân, thk. Ahmed Muhammed Şâkir (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1420/2000), c. 21, s. 24.

