Samimi bir tövbe ile geçmiş günahlar affolunur. Kul günahına pişman olur, o günahı terk eder, bir daha dönmemeye azmeder ve Allah’tan af dilerse, Cenab-ı Hak dilerse o günahı tamamen siler. Kul hakkı varsa ayrıca helalleşmek veya o hakkı iade etmek de gerekir.
Geçmiş hatalar için hatim okumak, Kur’an tilaveti yapmak, sadaka vermek, namaz kılmak ve istiğfar etmek güzel amellerdir. Bunlar tövbeyi kuvvetlendirir ve rahmete vesile olur; fakat asıl olan, günah için hakiki bir tövbe etmektir. Rabbimiz ayette şöyle buyurmaktadır:
“De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”1
Büyü ve sihir ise haram bir yoldur ve hakikatte Allah’ın izni olmadan hiçbir tesiri olamaz. Böyle bir şüphe veya sıkıntı varsa sihir yapan ya da büyü bozduğunu iddia eden kim olduğu belli olmayan kimselere gitmek değil; dua ve istiazeye sarılmak, Ayetü’l-Kürsi, Muavvizeteyn ve Fatiha gibi sure ve ayetleri okumak, sabah-akşam zikir ve duaya devam etmek gerekir. Cinci, büyücü, muskacı gibi kimselere müracaat etmek caiz değildir. Bunun yerine, ehl-i iman ve salih kimseler tarafından yapılan meşru rukyeye, yani ayet ve dualarla okunmaya başvurulabilir.
Netice olarak: Tövbe ile günah affedilir; kul hakkı ise ayrıca ödenir veya helalleşilir. Hatim ve benzeri ibadetler faydalıdır, fakat tövbenin yerine geçmez. Büyü şüphesinde ise gayrimeşru kişilere değil, Kur’an’a, duaya ve meşru rukyeye yönelmek gerekir.
Zümer, 39/53.

