Bediüzzaman Hazretleri Kürdistan Teali Cemiyeti'ne üye değildir. Son zamanlarda ortaya çıkan arşiv belgelerinde Kürdistan Teali Cemiyeti'nin üye isimleri tek tek yayınlanmıştır. Listede Bediüzzaman Hazretleri'nin ismi bulunmamaktadır. 1
Bu tür ithamlar Bediüzzaman düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Düşmanlıktan kaynaklı bu tarz ithamlar delilsiz ve asılsız bir iftiradan ibarettir. Risale-i Nur'u dikkat ile mütalaa eden insaflı her bir zat Bediüzzaman'ın ırkçılığı, ayrımcılığı netice veren böyle bir yapının içerisinde bulunmayacağını çok iyi bilir.
Prf. Dr. İsmail Karaçam'ın hatıralarında bizzat naklettiği bir anekdotla meseleye açıklık getirmek istiyoruz. İsmail Karaçam 1963 yılında arkadaşlarıyla birlikte Balıkesir'e Hasan Basri Çantay hoca efendiyi ziyarete giderler. İçlerinden bir tanesi Hasan Basri hocaya şöyle bir soru sorar: “Bediüzzaman Hazretlerinin Kürt olduğu, Kürtçülük yaptığı söyleniyor, nasıl tanıyorsunuz bu zatı?” Hasan Basri hoca cevaben; “Bu zat-ı muhteremi ben iyi tanıyorum. Müteaddit defalar kendisiyle oturduk, konuştuk, sohbet ettik. Bu zat Allah ve İslam için çalışan bir adamdır. Bu zatın kavmiyetçilikle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu ben size ispat edeceğim.” der ve ve anlatmaya başlar;
“Mütareke yılları idi. Cumhuriyet daha kurulmamış, çeşitli milliyete mensup olan Osmanlıdaki bazı ırklar ırkçılık yapıyorlar, bazı Kürtler de Kürtçülük yapıyorlardı. Bunların da bir cemiyeti varmış. Kürt Teali Cemiyeti."
“Bir gün Fatih Camii’ne Cuma namazını kılmaya gittim. Cuma namazını bitirdik, bir adam caminin ortasından kalktı, başladı bağırmaya: ‘Müslüman kardeşlerim, Müslümanlar, Allah aşkına oturun. Size bir şeyler söyleyeceğim. Allah aşkına oturun’ diye bağırıyordu. Şöyle bir baktım Bediüzzaman... Hemen kürsüye çıktı, ayakta konuşmaya başladı:
‘Müslümanlar, geçen hafta çıkan Kürt Teali Cemiyeti’nin bir gazetesinde benim kendileriyle beraber olduğumu, bundan itibaren kendilerinin bu gazetelerinde yazı yazacağımı ve Kürtçülük davasını takip edeceğimizi, müşterek yazılar yazacağımızı yazdılar. Bu gazeteyi görmüş olabilirsiniz veya görmemiş olabilirsiniz. Allah aşkına, benim bu cemiyetle hiçbir alakam yoktur. Gitmedim, görmedim ve onların bu Kürtçülük davasıyla ilgili hiçbir ilgim yoktur. Benim davam İslam’dır. İslam’dan başka benim davam yoktur. Allah aşkına benim başka imkânım yok, benim bu durumumu kimi görürseniz ona Allah rızası için söyleyin.’ diye bağırdı. Ve kürsüden indi, gitti.”2
Nurrettin Ceylan, Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman, İstanbul 2016, s.249
Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor, İstanbul 2018, c.7, s. 193

