Said Halim Paşa (1864-1921), Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunudur. Avrupa'da modern bir siyasal bilgiler eğitimi almıştır. Bu eğitimini güçlü bir İslami birikimle birleştirmiş Osmanlı Devleti’nde Sadrazamlık (Başbakanlık) ve Hariciye Nazırlığı (Dışişleri Bakanlığı) görevlerini yapmıştır. Şûrâ-yı Devlet (Danıştay) reisliği gibi yüksek makamlarda bulunmuştur.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında sadaret (başbakanlık) makamında bulunan Paşa, Mütareke (Ateşkes) döneminde İngilizler tarafından Malta’ya sürülmüştür. 1921 yılında Roma’da bir Ermeni komitacı tarafından öldürülmüştür. "Buhranlarımız" isimli eserinde önemli fikirlerini toplamıştır. Batılılaşmanın körü körüne taklit edilmesine her zaman karşı çıkmış İslam dünyasının geri kalmasını Müslümanların kendi ihmaline bağlamıştır. Toplumsal kurtuluşun ancak ahlak ve ilimle mümkün olacağını savunmuştur.
Bediüzzaman Hazretleri ve Said Halim Paşa
Bediüzzaman Hazretleri Sünuhat eserinde Said Halim Paşa hakkında şu ifadelere yer vermektedir;
...Bence yol ikidir: Mizânın iki kefesi gibi; birinin hıffeti, ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı...Venizelos ile beraber Said Halîm’e vurmam. Nazarımda, vuran da sefîldir.1
Venizelos; Osmanlı topraklarını istila etmeye çalışan ve Müslümanlara büyük zararlar veren Yunan başbakanıdır. Said Halim Paşa ise siyasi hayatında pek başarılı olamamış bir Osmanlı sadrazamı/başbakanıdır.2
Ancak Bediüzzaman’a göre Said Halim Paşa, her ne kadar siyasi olarak başarısız olsa da dış düşmanlara karşı vatanın bekası için mücadele eden "hamiyetperver" bir devlet adamıdır. Bediüzzaman, bir terazinin iki kefesi gibi gördüğü siyasi dengede, İslam’ın ve vatanın dış düşmanı olan Venizelos gibi isimlerin safında yer almamak adına, kendi iç meselelerini bir kenara bırakarak Said Halim Paşa’yı desteklemiştir.
Said Halim Paşa'nın zayıflaması demek Venizelos'un güçlenmesi demektir. "Mizânın iki kefesi gibi; birinin hıffeti, ötekinin sıkletine geçer." Yani bir tarafa zarar verir veya onu zayıflatırsanız, bu durum otomatik olarak karşı tarafın işine yarar ve onu güçlendirir. Terazide bir tarafın ağırlığını azaltmak demek diğer tarafa yardım etmek demektir. Onun için Said Halim Paşa'ya vurulacak bir siyasi tokat, dolaylı olarak düşmanın elini güçlendirmek anlamına geldiğinden; Bediüzzaman, vatan müdafaası söz konusu olduğunda Paşa’nın ve temsil ettiği iradenin yanında durmayı "izzet ve hamiyetin" bir gereği olarak görmüştür.
Ayrıca; bazı kaynaklarda yer alan bir rivayete göre; Sadrazam Said Halim Paşa, Bediüzzaman Said Nursi’ye duyduğu yüksek hürmetin bir nişanesi olarak ikamet etmesi için kendi köşkünü ona teklif etmiştir. Ancak Bediüzzaman, bu teklifi kabul etmeyerek geri çevirmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sunuhat, Evkaf-ı İslamiye Matbaası, 1338, s.28
İsmail Kara, İstisnai Bir Dimağ Said Halim Paşa, Din ve Hayat, 2011 İstanbul.s.87

