Muhtelif Meseleler

08.08.2026

Ölmek Üzere Olan Kimseye Telkin Vermenin Hükmü ve Telkin Verilemeden Vefat Edenlerin Durumu

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Sekarât hâline giren kimseye telkin vermek farz mıdır? Özellikle hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde bulunan, yalnız olan veya bilinci kapalı hâlde vefat eden hastalar için telkin verilememiş olmaktadır. Hastanın yakınlarının son anlarında yanında bulunamaması ve bu sebeple telkin verememesi, hasta veya yakınları açısından bir sorumluluk doğurur mu? Böyle bir durumda ne yapılmalıdır?

08.08.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Telkin vermek farz değildir. Bu sebeple bir kimseye son nefesinde telkin verilememesi günah sayılmaz. Telkin, kişinin son anlarında Allah’ı ve “Lâ ilâhe illallah” sözünü hatırlamasına yardımcı olmak için yapılan güzel ve müstehap bir uygulamadır.1

Özellikle hastanelerde, yoğun bakımda bulunan veya bilinci kapalı olan hastalara her zaman telkin vermek mümkün olmayabilir. Yakınlarının yanında bulunamaması, ziyaret yasağı, ani vefat veya hastanın durumunun buna izin vermemesi gibi sebeplerle telkin yapılamamış olabilir. Böyle bir durumda ne hasta ne de yakınları bundan dolayı sorumlu tutulur. Ayrıca bir kimsenin telkin alamadan vefat etmesi, onun kötü bir hâl üzere öldüğü veya imanını kaybettiği anlamına gelmez. Çünkü iman sadece telkin ile oluşmaz ve telkin kişinin imanının şartı değildir. Bununla beraber, bir kimseye telkin verilmiş olması da onun mutlaka iman üzere vefat ettiğini göstermez. Zira telkinin amacı, hastanın hayata veda ettiği sırada tevhid inancını ve “Lâ ilâhe illallah” sözünü hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir.2

Bu nedenle böyle bir durumda yapılması gereken, “Keşke yanında olsaydık, telkin verseydik” diye kendimizi suçlamak yerine, vefat eden kimse için dua etmek, Allah’tan rahmet ve mağfiret dilemek ve onun adına hayırlı işler yapmaktır.

Ayrıca kabre konulduktan sonra da telkin vermek mümkündür. Zira bazı Hanefî âlimleri, Peygamber Efendimiz’in (sav), “Ölülerinize ‘Lâ ilâhe illallah’ telkin ediniz.”3 hadisinden hareketle, ölü defnedildikten sonra telkin vermenin mümkün olabileceğini söylemişlerdir.4 Şâfiî mezhebine ve bir kısım Hanbelî fıkıhçılara göre de, kabirde telkin yapılması müstehaptır.

Dolayısıyla hayattayken veya ölüm sekerâtı sırasında kendisine telkin verilemeyen bir kimse için, defnedildikten sonra da telkin verilmesi mümkün görülmüştür. Bu durum, özellikle hastane ve yoğun bakım şartları sebebiyle yakınlarının yanında bulunamadığı, ani vefat ettiği veya son anlarında kendisine telkin verme imkânı bulunamadığı kimselerin yakınları açısından teselli edici bir husustur. Zira telkin verme fırsatının kaçırılmış olması, artık hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmez. Bu kimselerin yakınları, vefat sonrasında da onun için telkin verebilir; böylece son anlarında yanında bulunamamış olmanın üzüntüsünü, onun adına yapılabilecek bu güzel amelle bir ölçüde telafi edebilirler.

Kaynakçalar
  1. Hacı Mehmet Günay, “Telkin”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 40 (İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2011), 404-406.

  2. Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 262.

  3. Müslim, “Cenâiz”, 1

  4. Heyet, İlmihal İman ve İbadetler, Türkiye Diyanet Vakıfları Yayınları, Ankara 2016, c.1, s. 369.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız