Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

30.04.2009

4051

Kişinin Kendisini Unutması Ne Demektir? Nisyan-ı Nefis Meselesi

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

  1. sözün 2. Hatvesini açıklayabilir misiniz?

06.05.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili kısım şu şekildedir:

 وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْ dersini verdiği gibi, kendini unutmuş, kendinden haberi yok. Mevti düşünse, başkasına verir. Fenâ ve zevâli görse, kendine almaz ve külfet ve hizmet makamında nefsini unutmak, fakat ahz-ı ücret ve istifâde-i huzûzât makamında nefsini düşünmek, şiddetle iltizâm etmek, nefs-i emmârenin muktezâsıdır. Şu makamda tezkiyesi, tathîri, terbiyesi, şu hâlin aksidir. Yani nisyân-ı nefis içinde nisyân etmemek, yani huzûzât ve ihtirâsâtta unutmak ve mevtte ve hizmette düşünmek. 1

Eğer insan Allah’ı unutursa, Allah da ona kendisini unutturur. Yani insan artık kendisinin ne olduğunu, nereye gittiğini, niçin yaratıldığını, ne kadar âciz ve fânî olduğunu düşünmez hâle gelir. Böylece, en çok kendisini tanıması gerekirken, kendinden habersiz yaşar. Rabbimiz şöyle buyurur:

Allah'ı unutan; bu yüzden (Allah'ın da) onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! 2

Rabbini unutan bir insan, nefsinin kusurunu görmez; zaafını bilmez; fânî olduğunu düşünmez. Kendini sanki devam edecek, hesap vermeyecek ve sorumlu değilmiş gibi yaşatır. Nefsini unutan bir insan ölümü inkâr etmez; fakat onu kendine yakıştıramaz. Ölüm haktır, der; fakat sanki ölüm başkaları içinmiş gibi yaşar. Cenazeyi görür, hastalığı görür, ihtiyarlığı görür; fakat bunlardan kendine hisse çıkarmaz. Dünyadaki yok oluşu, değişmeyi, ayrılığı, çürümeyi görür; fakat ben de fânîyim, ben de ölüme gidiyorum diye düşünmez. Bu durum, nefsin kendini aldatmasıdır.
Kişi, külfet ve hizmet makamında nefsini unutmak, fakat ücret alma ve lezzet makamında nefsini düşünmek ister. Yani iş yükü, fedakârlık, vazife, hizmet, sıkıntı ve sorumluluk zamanı gelince insan kendini geri çeker. Ben niçin yapayım, ben niçin yorulayım? tavrına girer. Fakat ücret, menfaat, rahat, lezzet, takdir ve kazanç zamanı gelince hemen nefsini hatırlar; hatta şiddetle ona yapışır. Bu benim hakkım, bana verilmeli, ben istifade etmeliyim, der.
Bu durum, nefs-i emmârenin, yani kötülüğü emreden, isteyen nefsin muktezâsı, gereğidir. Yani terbiye görmemiş nefsin tabiatı budur. Sorumluluktan kaçar, menfaate koşar. Yükü başkasına bırakmak, faydayı ise kendisi almak ister.
Eğer kişi nefsini temizlemek, terbiye etmek isterse bu hâlin tam tersini yapmak durumundadır. Yani nefsin temizlenmesi ve terbiye edilmesi, bu bozuk tavrın tam tersini yapmakla olur. Yani nisyân-ı nefis içinde nisyân etmemekle. Nefsi unutulacak yerde unutmak, fakat unutulmaması gereken yerde de unutmamak.
Kişi nefsini huzûzât ve ihtirâsâtta unutup, mevt ve hizmette hatırlarsa nefsini temizleyebilir.  Huzûzâtta unutmak, zevk, menfaat, rahat, makam, övülmek, alkış, çıkar ve nefsin hoşuna giden şeylerde kendini öne sürmemek, ben alayım, ben kazanayım, ben öne çıkayım dememek.
İhtirâsâtta unutmak, hırs, tamah, aşırı isteme, dünyalığa yapışma gibi hâllerde nefsi geri çekmek.
Mevtte düşünmek, ölümü başkasına değil, kendine vermek, ben de öleceğim, ben de kabre gireceğim, benim de hazırlanmam lâzım diye düşünmek.
Hizmette düşünmek, vazife, ibadet, fedakârlık ve mesuliyet zamanı gelince geri durmamak, bu vazifede benim de hissem var, diyebilmek.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 87.

  2. Haşr, 59/19.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız