Sabah namazının vakti, tan yerinin ağarması demek olan ikinci fecrin doğmasından başlayarak güneşin doğmasına kadar devam eder. Buna göre imsak vakti, fecr-i sâdıkın oluşması, yani tan yerinin ağarmasıdır. İmsak ile birlikte sabah namazının vakti girdiğine göre bu vakitte sabah namazı kılınabilir.1 Bununla birlikte, konuyla ilgili bazı rivâyetlere dayanan Hanefîler, biraz geciktirilerek (isfar vaktinde) kılınmasını daha uygun (müstehap) bulmuşlardır. 2 Nitekim Peygamber Efendimiz de bunu şöyle tavsiye etmiştir.
Sabah namazını ortalık aydınlanınca kılın. Çünkü bunun ecri daha büyüktür.3
Sabah namazının vakti, güneşin doğmasına kadar devam eder. Zira Hz. Cebrail’in Sevgili Peygamberimize (s.a.s.) imamlık ettiğini bildiren hadise göre Cebrail (a.s.), sabah namazını birinci gün tan yeri ağardığında, ikinci gün ise ortalık aydınlanıp güneşin doğmasına yakın bir vakitte kıldırmış ve şöyle buyurmuştur:
“…Bu, senden önceki peygamberlerin (namaz) vaktidir ve (namazlar için) vakit bu iki vaktin arasıdır.” 4
Konu ile ilgili Ömer Nasuhi Bilmen de şöyle demektedir:
Sabah namazında isfâr müstehaptır. Yâ’ni bu namaz, aydınlığın zuhuriyle ortalığın açılması zamanında kılınmalıdır. Şöyle ki: İkinci fecrin nuru tam zuhur edip gecenin zulmeti açılacağı ve atılan bir okun nereye düştüğünü atanın göreceği bir vakte kadar sabah namazı te’hîr edilmelidir.5
Mehmet Zihni Efendi de şöyle demektedir:
Hem de ortalık açılmadan başlamakta, cemaat azlığı olup, isfar (sabah vakti yerin açılıp aydınlanması) etmekte ise, cemaat çokluğunun fazileti vardır ki, sabah namazı camilerde, geç kılınır ise, uyuyanlar ve ihtiyar olanlar dahi, haklarında genişlik hâsıl olarak cemaate yetişirler. Cemaati azaltmayı gerektiren hâl, cemaati çoğaltmaya sebep olacak halden, elbette efdâl olamaz.6
Türkiye'de sabah ezanı Ramazan haricinde tam vaktin girmesi ile okunmaz. Bunun sebebi yukarıda namazın geç kılınmasının daha faziletli olduğunu bildiren hadisler ile cemaatin sayısını arttırmaktır.
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 114.
İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 1/225; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/286; Zeylaî, Tebyîn, 1/82
Tirmizî, Salât, 3; Nesâî, Mevâkît, 27; Dârimî, Salât, 21; A. İbn Hanbel, V, 429.
Ebû Dâvûd, Salât, 2 [393]; Tirmizî, Salât, 113 [149]
Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s 103.
Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslam İlmihali, Salah Bilici Kitabevi, İstanbul yy, s. 87.

