Haram ve günah işleyen insanlara karşı bir Müslümanın bakışı, öncelikle merhamet, dua ve güzel nasihat üzerine kurulmalıdır. Bir insanın günah işlemesi, onun bütünüyle değersiz veya dışlanması gereken bir insan olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü günah işleyen herkesin tövbe edip Allah’a dönme imkânı vardır. Nitekim Kur'an'da şöyle buyrulmaktadır:
Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.1
Bu ayet kulları ümitsizliğe düşmekten sakındırmıştır. Peygamber Efendimiz (sav) de insanların hataları karşısında onları doğruya yönelmelerine vesile olmaya şu hadis ile teşvik etmiştir.
Âdemoğullarının hepsi hata eder; hata edenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.2
Bu hadis insanın hata edebilen bir varlık olduğunu ve asıl önemli olanın hatadan sonra Allah’a dönmek olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte günahı normal görmek veya yanlış davranışı onaylamak da doğru değildir. Müslüman, günaha karşı günah olduğu için bir rahatsızlık duymalı fakat günah işleyen kişiye karşı kin, hakaret, küçümseme ve düşmanlık beslememelidir. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
Çünki iyilikle kötülük bir olmaz. (Sen kötülüğü) en güzel olan (iyilik) ile def' et; bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost olmuştur!3
Eğer günah işleyen kişiyle bir irtibatımız varsa, uygun zamanı ve doğru üslubu gözeterek, onu kırmadan ve küçük düşürmeden doğruları anlatmaya çalışmalıyız. Kur’ân’ın emrettiği şu prensibi esas almalıyız:
(Habîbim, yâ Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel nasîhatle da'vet et ve onlarla en güzel bir şekilde mücâdele et! Şübhe yok ki yolundan sapanları en iyi bilen ancak Rabbindir; hidâyete erenleri de en iyi bilen O'dur.4
Peygamber Efendimiz de (sav) din nasihattir diye buyurmuştur.5 Dolayısıyla nasihat, karşısındakini yargılamak veya kendisini üstün görmek için değil, onun iyiliğini istediğimiz için yapılmalıdır. Bazen doğrudan konuşmak, bazen uygun bir örnek vermek, bazen de hiç tartışmadan güzel davranışlarımızla örnek olmak daha faydalı olabilir.
Ayrıca günah işleyen insanlar için dua etmek de Müslümanın önemli sorumluluklarından biridir. Çünkü bizim görevimiz insanları Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmak değil, mümkün olduğu kadar Allah’a yaklaşmalarına vesile olmaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), kendisine kötülük yapan insanlara bile beddua etmek yerine, onların bilmediğini dile getirerek bağışlanma duası etmiştir.6 Bu tavır, günahı tasvip etmek anlamına gelmemekte aksine günah işleyen insanın hidayetini ve kurtuluşunu istemektir. Bununla beraber bir insanın yaptığı günah başkalarına zarar veriyor veya topluma açık bir kötülük oluşturuyorsa, gerekli durumlarda kötülüğün engellenmesi ve insanların korunması da dinimizin emrettiği bir sorumluluktur. Nitekim Peygamber Efendimi şöyle buyurmuştur:
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin.7
Buradaki ölçü, kişinin gücü, yetkisi ve şartlarıdır. Sonuç olarak Müslümanın günahkâra karşı tavrı; ne günahı onaylamak ne de insanı bütünüyle dışlamaktır. Günaha karşı mesafeli dururken insana karşı merhametli olmak, mümkünse güzel bir dille nasihat etmek, uygun şekilde uyarmak, güzel davranışla örnek olmak ve onun hidayeti için dua etmek en doğru yaklaşımdır. Çünkü bugün günah işleyen bir insanın yarın samimi bir tövbeyle Allah’ın sevdiği kullardan biri hâline gelmesi mümkündür.
Zümer, 39/53.
Tirmizî, Kıyâmet, 49. İbn Mâce, Zühd, 30.
Fussilet, 41/34.
Nahl, 16/125.
Müslim, Îmân, 95.
Buhârî, Enbiyâ, 54; Müslim, Cihâd, 105.
Müslim, Îmân, 78.

