Mi‘rac gecesinde şeytanların ellerinde ateşlerle Resûlullah'a hücum etmeye çalıştıkları ve Cebrâil’in kendisine dua öğrettiği hususunda hadisler bulunmaktadır.
Ebu't-Teyyah anlatıyor: Yaşlanmış olan Abdurrahman b, Hanbeş et- Temimi'ye: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e yetiştin mi?" diye sorunca: "Evet" cevabını verdi. Ben: "Şeytanların kendisine kötülük yapmak istediği gece (mir'ac), Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ne yaptı?" diye sorduğumda şu karşılığı verdi:
Şeytanlar o gece vadiler ve dağ geçitlerinden Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hücum ettiler. Onların içinde elinde bir ateş parçası bulunan bir şeytan vardı. O ateşle Hz. Nebi'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünü yakmak istiyordu. Cibril, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip: "Ey Muhammed! Oku!" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ne okuyayım?'' diye sorunca, Cibril şu duayı söyledi:
قل أعوذ بكلمات الله التامة من شر ما خلق وذرأ وبرأ ومن شر ما ينزل من السماء ومن شر ما يعرج فيها ومن شر فتن الليل والنهار ومن شر كل طارق إلا طارقا يطرق بخير يا رحمن
"Allah'ın yarattığı bütün şeylerin şerrinden, yerde biten ve yerden çıkan şeylerin şerrinden, gökten inen ve göklere yükselen her şeyin şerrinden, gece ve gündüz fitnelerinin şerrinden, hayırla gelenler hariç, meydana gelen hadiselerin şerrinden; iyilerin ve kötülerin, onlar konusunda haddi aşamayacağı; Allah'ın mükemmel ve eksiksiz olan kelimelerine sığınıyorum. Ey büyük merhamet sahibi olan Allahım"
Bunun üzerine ateşleri söndü ve Allah onları hezimete uğrattı.1
Başka bir hadis ise şöyledir:
Yahya b. Said'den: Resululîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin götürüldüğü bir yerde ateşten bir meş'aleyle kendisini arayan bir cin gördü. Nereye dönse onu arıyordu. Cebrail kendisine:
-Sana, okuduğun zaman ateşini söndürecek ve onu yüz üstü düşürecek bir kaç kelime öğreteyim mi?» dediğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
-Evet, Öğret deyince Cebrail: "Şunları oku" dedi:
أَعُوذُ بِوَجْهِ اللَّهِ الْكَرِيمِ وَبِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ، اللاَّتِي لاَ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَلاَ فَاجِرٌ، مِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ، وَشَرِّ مَا يَعْرُجُ فِيهَا، وَشَرِّ مَا ذَرَأَ فِي الأَرْضِ، وَشَرِّ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا، وَمِنْ فِتَنِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمِنْ طَوَارِقِ اللَّيْلِ، إِلاَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ، يَا رَحْمَنُ(
"Gökten inen azabından, yerden yükselen kötülüklerin şerrinden, Allah'ın, yerin altında ve üstünde yarattığı mahlukların şerrinden, gece ve gündüzün fitnelerinden, gece ve gündüz meydana gelen hayırlı şeylerin dışındaki felaketlerden Allah'a ve onun noksanlıktan uzak, hiç bir iyinin ve kötünün ulaşamayacağı kelimelerine sığınırım."2
Ahmed b. Hanbel, Müsned, Hadis No: 15034.
İmam Malik, Muvatta,
Kitâbü’l-Câmi, Bab’uş Şir, Hadis No: 1773.

