SİYER VE HADİS-İ ŞERİF

12.08.2026

“İnsanlarla Savaşmakla Emrolundum” Hadisi Nasıl Anlaşılmalıdır?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Hadis-i şerifte, insanlara Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet edip namazı kılıncaya ve zekatı verinceye kadar savaşmakla emrolunduğu belirtilir. Buna göre, bu hadisten Müslüman olmayan herkese İslam’ın tebliğ edilip kabul etmeyen herkesin açık hedef olduğu sonucu mu çıkar?

14.08.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili hadis-i şerif şöyle geçmektedir:

Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in, Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet edinceye, namazı kılıp zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmam bana emrolundu. Bunları yaparlarsa, -İslâm'ın hakkı olan hadler hariç- canlarını, mallarını benden korumuş olurlar. Gerçek durumlarının hesabını görmek ise Allah'a kalmıştır.1

Öncelikle İslam’da asıl olan insanları zorla Müslüman yapmak değildir. Nitekim Rabbimiz Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:

Din(e girme)de zorlama yoktur; îman küfürden şübhesiz iyice ayrılmıştır. Artık kim tâğûtu (Allah'ın yerine tuttukları herşeyi) inkâr edip Allah'a îmân ederse, böylece şübhesiz kopmayan çok sağlam kulpa tutunmuştur! Allah ise, Semî' (hakkıyla işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.2

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, onların hepsi birlikte elbette îmân ederdi. Öyle ise sen mi insanları mü'min kimseler olsunlar diye zorlayacaksın?3

İslamiyet hiçbir zaman savaşı bir tebliğ aracı olarak görmemiştir. Burada hadiste geçen “insanlarla savaşmak” ifadesinin hangi insanlara ve hangi şartlara yönelik olduğuna dikkat etmek gerekir. Hadis, belirli bir tarihi ve siyasi ortamda, İslam toplumu ile savaş halinde bulunan veya İslam’ın önündeki siyasi ve askeri engelleri oluşturan topluluklarla mücadeleyi ifade eden hadisler arasında değerlendirilmiştir. Nitekim İslam hukukçularının önemli bir kısmı, savaşın temel sebebinin yalnızca kişinin Müslüman olmaması değil, savaş açma ve saldırganlık olduğunu kabul etmiştir. Hanefîlerle birlikte Hanbelî ve Mâlikî hukukçuların çoğunluğuna göre savaşın meşruiyet sebebinin gayrimüslimlerin Müslümanlara savaş açmaları ve tecavüzkâr olmaları olduğu belirtilmektedir. Buna göre sadece Müslüman olmadığı için bir insanla savaşmak caiz değildir.

Ayrıca İslam hukukunda savaş, fertlerin kendi başlarına uygulayabilecekleri bir eylem değildir. Ancak devletin verebileceği bir karadır. Nitekim savaşmayan kadın, çocuk ve benzeri kimselere yönelik saldırılar Hz. Peygamber (sav) tarafından yasaklanmıştır.4 Dolayısıyla hadis, Müslümanların gayrimüslimlere karşı bireysel şiddet uygulamasına hiçbir şekilde delil yapılamaz.

Hadisin devamındaki “namazı kılmak ve zekâtı vermek” ifadeleri de önemlidir. Burada Hz. Peygamber (sav), İslam’a giren kimselerin artık İslam toplumunun bir ferdi olduğunu ve Müslüman olarak İslam’ın temel hükümlerini kabul ettiklerini belirtmektedir. Nitekim Hz. Ebû Bekir (ra) döneminde zekat vermeyi reddeden bazı topluluklarla savaşılması da bu hadisin anlaşılması açısından önemlidir. Çünkü mesele artık İslam toplumuna girmiş olduğunu söyleyen bir topluluğun İslam’ın açık ve bağlayıcı bir hükmünü reddetmesi meselesi olarak değerlendirilmiştir. Yani devletin anayasasına (şeriat) karşı açık bir isyan söz konusudur. Ayrıca Rabbimiz Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:

Kendilerine kitab verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe îmân etmeyen, Allah'ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dîni din edinmeyen kimselerle, zelil bir hâle düşmüş kimseler olarak kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın!5

Bu ayet bize açıkça göstermektedir ki Müslüman olmayan kimselerin Müslüman olmaları zorunlu tutulmadan İslam devletinin hakimiyeti altında cizye vererek kendi dinlerini yaşamalarına imkan tanınmıştır. Böylece cizyenin karşılığında gayrimüslim tebaanın can, mal ve inanç hürriyetleri güvence altına alınmaktadır. Bu nedenle İslam hukuk sistemi açısından mesele yalnızca "ya Müslüman ol ya da öldürül" şeklinde değildir.67

Sonuç olarak bu hadis, “Dünyadaki bütün Müslüman olmayan insanlar açık hedeftir. İslam’ı kabul etmeyen herkesle bireysel olarak savaşılır” şeklinde anlamak çok yanlış bir yaklaşımdır. Hadis, savaş ve İslam toplumunun siyasi-hukuki düzeni bağlamında değerlendirilmelidir. İslam’ın tebliği ise öncelikle davet, açıklama ve güzel bir şekilde anlatma yoluyla yapılır. İman baskıyla oluşturulamaz. Savaş da sıradan insanların kendi başlarına uygulayacağı bir yöntem değildir. Bu sebeple hadisi, konu ile ilgili ayet, hadis ve İslam alimlerinin görüşleriyle birlikte okumak gerekir.

Kaynakçalar
  1. Buhârî, Îmân 17, 28, Salât 28, Zekât 1.

  2. Bakara, 2/256

  3. Yûnus, 10/99.

  4. Buhârî, Cihâd 147, 148.

  5. Tevbe, 9/29.

  6. Ahmet Özel, "Cihad", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993, c. 7, s. 527-531.

  7. Bekir Topaloğlu, "Cihad", TDV İslâm Ansiklopedisi,1993, c. 7, s. 531-534.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız