İslam’ın adalet sisteminde esas olan, belirli bir cinsiyetin veya özel bir kişinin beyanını peşinen doğru kabul etmek değildir. Esas olan hak ve adalettir. Bir konuda hüküm verilirken kişinin kim olduğundan ziyade, ortaya konulan deliller ve olayın gerçekliği dikkate alınır. Zengin-fakir, kadın-erkek, güçlü-zayıf ayrımı yapılmaksızın herkes hukuk karşısında aynı ölçüye tâbidir. Dolayısıyla İslam’da “kadının beyanı esastır” veya “erkeğin beyanı esastır” şeklinde bir prensip söz konusu değildir. İslam'da esas delil, şahitlik ve olayın şartlarına göre hüküm vermedir.
Netice itibarıyla bir kişinin sırf kadın veya erkek olması, söylediği sözün kesin doğru olduğu hükmünü asla beraberinde getirmez. Bir beyanın doğruluğu, onu söyleyen kişinin cinsiyetinden değil, delillerle ve hakikatle olan uygunluğundan değerlendirilmelidir. Aksi halde sırf cinsiyete dayalı bir üstünlük veya öncelik tanımak, hak ve adalet duygusuyla bağdaşmayacağı gibi, masum insanların mağdur edilmesi ihtimalini de beraberinde getirebilir. Bu sebeple İslam'da esas olan, hak ve adalettir.

