Kabirde bir sorgulama vardır, mahşerde de hesap vardır. Ancak bunlar aynı şey değildir. Kabirdeki sorgulama, mahşerde yapılacak büyük hesabın tekrarı değildir. Onun ilk tecellisi (yansıma) ve kişiye kendi akıbetini hissettiren bir safhadır.
İnsan vefat ettikten sonra kabirde Münker ve Nekir melekleri tarafından imanıyla ilgili sorulara muhatap olur. Bu sorgulama, kişinin iman edip etmediğini ve dünya hayatındaki durumunu ortaya koyan bir sorgulamadır. Bunun neticesinde mümin için kabir cennet bahçelerinden bir bahçe, inkâr eden veya isyan üzere ölen kimse için ise cehennem çukurlarından bir çukur haline gelir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), şöyle buyurmaktadır:
Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. 1
Ancak asıl ve kesin hesap yeri mahşerdir. Kabirde verilen durum, nihai hükmün ilanı değil, kişinin akıbetine dair ilk tecellidir. Bunu, bir mahkemeden önce yapılan ilk sorgulamaya benzetebiliriz. İlk sorguda kişinin durumu hakkında bir değerlendirme yapılır. Fakat bütün delillerin ortaya konduğu, herkesin huzurunda kesin hükmün verildiği yer mahkemedir. Mahşer de bunun gibidir. Orada sadece kişinin cennetlik veya cehennemlik olduğu açıklanmaz. Bunun hangi ameller sebebiyle gerçekleştiği de bütün yönleriyle ortaya konur. Amel defterleri açılır, organlar şahitlik eder, zaman ve mekan dile gelir. Böylece İlâhî adalet herkes tarafından açıkça görülür ve hiçbir itiraz kapısı kalmaz.
Sonuç olarak kabirdeki sorgu ile mahşerdeki hesap birbirinin tekrarı değildir. Kabir, kişinin iman ve temel hayat çizgisinin değerlendirildiği ilk safhadır. Mahşer ise bütün yaratılanların huzurunda İlâhî adaletin eksiksiz tecelli ettiği, kesin hükmün verildiği büyük mahkemedir. Bu sebeple kabirde sorgu vardır fakat gerçek, kapsamlı ve nihai hesap mahşerde görülecektir.
Tirmizî, Kıyâmet, 26.

