İlgili bölümü cümle cümle şu şekilde açıklayalım:
Hakkı bulduktan sonra ehak için ihtilâf çıkarma.
Ey tâlib-i hakîkat! Madem hakta ittifak, ehakta ihtilâftır. Bazen hak, ehaktan ehaktır. Hem de olur hasen, ahsenden ahsen.1
İnsanların birbirinden farklı olması, onların "en doğru" hakkında da farklı fikirlere sahip olmasına bir sebeptir. Yani bu farklılıklar, insanın yaratılışının bir sonucudur. Eğer Cenab-ı Hak insanların fikir ayrılıklarını murat etmese idi, onları farklı kabiliyetlerde yaratmazdı. Bir an düşünün! İnsanlar farklı fikirler öne sürmüyor, herkes aynı şeyi söylüyor olsaydı, hayat nasıl olurdu? Nasıl gelişirdi? Farklı güzellikler nasıl ortaya çıkardı? Zenginliğimiz olan bu farklılıklar sayesinde insanlar türlü türlü nimetlere kavuşmuştur. Az, çok olmuştur. Uzun yollar kısalmıştır. Yük hafiflemiştir.
Fakat insanların "en doğru" hakkındaki farklı fikirleri, onların birliğine ve beraberliğine zarar vermemelidir. Bu yüzden insan, eğer üzerinde ittifak edilen şey bâtıl bir şey değilse, ittifak edilen müşterek doğruları dikkate almalıdır. Onları öne sürmelidir. Bir ve beraber olmayı besleyen hakka güç vermelidir. Dikkatleri onun üzerinde toplamalıdır. En doğru olandaki fikir ayrılıkları, doğrudaki birliğimize zarar vermemelidir. Bu yönden bakıldığında, bazen "doğru olan", "en doğrudan" daha doğrudur. Hem bazen güzel, en güzelden daha güzeldir.
İnsanları bir eden, bir arada tutan, hayatı kolaylaştıran bir "doğru", insanların birliğini, dirliğini, birlikteliğini bozan "en doğru"dan daha doğrudur, daha güzeldir. İnsanları bir araya getiren bir “güzellik”, insanları bölüp parçalayan ve dağılmalarına sebep olan, hayat yükünü artıran “en güzel”den daha güzeldir.2
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.344.
Muhlis Körpe, "Beğendiğin Şeyde İfrat Etme", İrfan Mektebi, Şubat 2018, Yıl: 12, Sayı: 135.

