Huri kelime manası olarak gözleri iri ve siyahı çok siyah, beyaz kısmı da çok beyaz kızlar anlamındadır. Istılah olarak ise Allah'ın, cennetliklere vadetmiş olduğu güzel kızlardan her biridir. Hurilerin mahiyeti, dünyadaki ölçülerle tam ihata edilemeyecek derecede ahirete mahsus bir yaratılış ve nimettir. Bu sebeple hurilerin tafsilatı tam olarak bilinememektedir. Bazı ayetlerde huriler şu şekilde tasvir edilmiştir:
İşte böyle! Hem onları iri gözlü hûrilerle evlendirmişizdir. 1
(İnciden) çadırlar (cibinlikler) içinde perdelenmiş hûriler!2
Sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmış kimseler olarak! Hem onları iri (güzel) gözlü hûrilerle evlendirmişizdir. 3
Şübhesiz ki biz onları (Cennetteki o kadınlarını yeni) bir yaratılışla yarattık. İşte onları (dâimî) bâkireler kıldık! Eşlerine düşkün ve (onların hepsi) aynı yaştadırlar. (Bunlar) Ashâb-ı Yemîn içindir! 4
Bu ayetler dikkate alındığında hurileri, iri gözlü, inciden yapılmış çadırlar içinde muhafaza edilmiş, eşlerine düşkün ve aynı yaşta olarak tasvir etmek mümkündür. Ayrıca bu ayetlere bakıldığında huriler cennet nimetleri olarak karşımıza çıkarlar. Bunun için diyebiliriz ki cehennemde huriler yoktur. Üstad Bediüzzaman Hazretleri cehennem hurileri tabirini Kastamonu Lahikasında şu şekilde ifade eder:
Bir zaman Eskişehir hapishanesinin penceresinde oturmuştum. Karşısında bulunan lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raks ederken, onları o dünya cennetinde cehennem hurileri hükmünde gördüm. Fakat birden elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Onların gülmeleri elim ağlamaları suretini aldı. 5
Cehennem hurilerinden maksat, cehennem ehli olan kadınlardır. Zira o kadınlar ki yaratılış gayeleri olan iman, ibadet, tesettür, iffet ve ahlak gibi esaslara zıt hareket ederek açık saçıklığı, ahlaksızlığı ve haramları tercih ederler. Büyük günahlara beyinsizce dalarlar. Nefis ve şeytanın komutasında hareket ederek özellikle gençleri zina gibi büyük günahlara sevk ederek imanlarını zedelerler. Dünyanın geçici zevk ve eğlenceleri adına ahiret hayatlarını seve seve feda ederler. Böylelikle cehenneme layık bir hale gelerek cehennem hurileri olurlar.
Huri tabirinin kullanılma sebebi ise, fitnenin en kuvvetli tarafı cazibe ve süs olmasıdır. Huri kelimesi, zihinlerde en ileri derecede güzellik ve cazibe manasını çağrıştırır ve böylece şehveti çeken cazibenin şiddeti ifade edilir. Yani şehveti tahrik eden cazibe, insana cennet gibi gösterilir fakat neticesi cehennemdir.
Kelimenin başına cehennem ifadesinin getirilmesi ise tezat yoluyla gafleti kırar. Yani, cenneti hatırlatan bir kelime, cehennemle yan yana gelince cennet zannedilen bir lezzetin cehenneme açılan kapı olabileceği hissedilir.
Bilindiği üzere, güzellik bir nimettir. Nimete şükredilse manen ziyadeleşip artar. Şükredilmezse değişir, çirkinleşir ve son bulur. Dünyada çok günahları kazanan ve kazandıran çıplak bacaklar, o kadınlara kabirde yılan suretinde görünecek ve cehennemde çirkinleşmiş olan o a’zalarının yanmalarının azabını çekeceklerdir.
Duhan, 44/54.
Rahman, 55/72
Tur, 52/20
Vakıa, 56/35-38.
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 61.

