Resûlullah’ın (sav) ahirete irtihalinden sonra yaklaşık otuz yıl devam eden Hulefâ-yi Râşidîn (Râşid Halifeler) dönemine, Sevgili Peygamberimiz (sav) şu hadisiyle işaret etmektedir:
Benden sonra hilafet -veya nübüvvet hilafeti- otuz yıldır. 1
Bu hadisin haber vermesiyle Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali ile Hz. Hasan’ın 6 ay süren hilafeti tam 30 seneye tekabül etmektedir. Bu cihetle söz konusu hadis, mucizevi bir gaybi ihbar olarak anlaşılmaktadır. Bir başka hadiste de Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
Allah’ın dilediği kadar aranızda nübüvvet dönemi olacaktır. Sonra Allah Teala onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra peygamberlik yolu üzere bir hilafet dönemi olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar sürecektir. Sonra Allah Teala onu da kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra ısırıcı bir saltanat dönemi olacaktır. O da Allah'ın dilediği kadar sürecektir. Sonra Allah Teala onu da kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra zorba/ceberut bir krallık dönemi olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar sürecektir. Sonra Allah Teala onu da kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra yeniden peygamberlik yolu üzere bir hilafet dönemi gelecektir. 2
Bu ve benzeri rivayetler dikkate alındığında, hilafetin ardından Müslümanların yönetiminin saltanata dönüşeceğini bildirilmektedir. Nitekim Hz. Muaviye’nin oğlu Yezid’i idareciliğe varis bırakmıştır. Hadiste geçen “ısırıcı bir saltanat” ile yöneticilerin halka eziyet etmesi, adaletten kısmen uzaklaşılması ve hilafetin babadan oğula geçen bir mülke dönüşmesine işaret edilmektedir. Bazı alimler bu saltanat döneminin ortasında adaletle hükmeden Ömer b. Abdülaziz’in kısa yönetimini, ikinci hilafet müjdesinin erken bir numunesi olarak görmüşlerdir.
“Zorba/ceberut” tabiri ile halkın iradesinin hiçe sayıldığı, kralların veya diktatörlerin güç, baskı, askeri darbe ve cebirle başa geldiği dönemi ifade eder. İslam dünyasının hilafetten tamamen koptuğu, sömürgeleştiği ve şeriat düzeninin ortadan kalktığı dönem kastedilmektedir.
“Yeniden peygamberlik yolu üzere olan bir hilafet” ise Müslümanlar için en büyük müjdelerden biridir. Zorba dönemlerin ardından, kıyamete yakın bir zamanda, İslam dünyasının yeniden birleşeceği, yeryüzüne adalet, huzur ve hakkaniyetin hakim olacağı bir dönemi haber vermektedir. Nitekim bir başka rivayette Resul-i Ekrem “…kıyamete yakın yeryüzünü adalet ve hakkaniyet ile dolduracak bir şahıstan”3 haber vermektedir. Bu müjde, dünyada küresel ölçekte haksızlığın, savaşların, ahlaki çöküşün ve zulmün tavan yaptığı, Müslümanların çaresiz kaldığı bir fetret döneminde, onların kuracağı idari sistemin, yeryüzünün her köşesine adaleti ulaştıracağından bahsetmektedir. Son olarak bu konuyu teyit eden bir başka rivayette ise şöyle buyrulmaktadır:
Ümmetim o dönemde öyle bir refaha kavuşacaktır ki, o güne kadar öyle bir refah asla görülmemiştir. Toprak tüm ürünlerini verecek, gökyüzü yağmurunu esirgemeyecektir. 4
bk. Ebu Davud, Sünnet, 8; Tirmizî, Fiten, 48; Ahmed b. Hanbel, 4/272; 5/220, 221
Ahmed b. Hanbel, Müsned, 18406; Bezzar, Müsned, 2796, Beyhaki, Delailü’n-Nübüvve, 6/491.
Ebu Davud, Mehdi, 4282; Tirmizi, Fiten, 2230
İbn Mace, Fiten, 34

