Yeni doğan çocukla ilgili İslâm’ın ortaya koyduğu hükümlerden bir tanesi de doğumunun yedinci günü saçını kesip ağırlığınca fakirlere ve hak edenlere gümüş tasadduk edilmesidir. Bu hususta rivayet edildiğine göre Resulullah (sav), Hz. Hasan (ra) için şöyle dedi:
Ey Fatıma! Çocuğun başını tıraş ettir ve saçının ağırlığınca gümüş tasadduk et!" dedi. Bu emir üzerine saçı tarttık, ağırlığı bir dirhem veya buna yakın bir şeydi. 1
Öncelikle şunu ifade edelim ki yeni doğan bebeğin doğumunun yedinci gününde saçının tıraş edilmesi, hikmeti hadislerde açıkça belirtilmeyen taabbüdî sünnetlerden biridir. Bu sebeple söz konusu uygulamanın asıl illeti, sağlıkla ilgili muhtemel faydaları değil, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) bu uygulamayı emretmiş ve tavsiye etmiş olmasıdır.
Başka bir ifadeyle, mümin bu sünneti öncelikle Resûlullah'a (s.a.s.) ittiba niyetiyle yerine getirir. Zira ibadetlerde hükmün dayanağı hikmet değil, şer'î delildir. Hikmetler, hükmün daha iyi anlaşılmasını sağlayan ve zaman zaman ortaya çıkan faydalar olmakla birlikte, hükmün varlık sebebi (illeti) değildir. Bu nedenle sağlık, temizlik veya diğer faydalara ilişkin açıklamalar sünnetin muhtemel hikmetleri olarak değerlendirilebilir; ancak bu faydaların bulunmaması, sünnet olma vasfını ve uygulanmasını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte İslâm âlimleri, bazı hikmet ve faydalardan bahsetmişlerdir.
Bebeğin başının tıraş edilmesi, ondaki eziyeti giderir; zayıf ve güçsüz saçların dökülmesini sağlayarak onların yerine daha güçlü ve sağlam saçların çıkmasına vesile olur. Ayrıca başın sağlığı açısından faydalıdır. Bunun yanında bebeğe rahatlık verir ve baş derisinin gözeneklerinin açılmasına yardımcı olur. Bununla birlikte görme, koku alma ve işitme duyularının güçlenmesine de katkı sağlar. 2
Tirmizi, Edahi 20, 1519.
Ahmed el-Îsevî, Ahkâmu’t-tıfl, takdîm Mustafâ el-ʻAdevî, Riyâd: Dârü’l-Hicra, 1992, s. 192.

