Sünnet-i Seniye

11.04.2025

353

Yeni Doğan Bebeklere Tahnik Uygulaması / Sünnet-i Seniyye

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Yeni doğan bebeklere tahnik uygulaması sünneti seniyeden midir? Eğer sünnet ise tam olarak ne zaman ve ne şekilde yapılmalıdır? Hangi hususlara dikkat edilmelidir?

11.04.2025 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Tahnîk; hurma ezmesi yâhut bal gibi tatlı besinlerin hayır ve berekete vesile olması kastı ile, yeni doğmuş çocukların damaklarına sürülmesi mânâsını taşımaktadır.

Rasûl-i Ekrem (sav) tarafından “tahnîk” uygulamasının tasvîb edilip bizzat gerçekleştirildiği, başta Buhârî ve Müslim olmak üzere pek çok hadîs kaynağında sahîh bir şekilde bizlere aktarılagelmiştir.[1] Bu suretle sünnet-i seniyyede, âdet sünneti başlığı içerisinde dâhildir. Uygulamanın kendisi ise müstehâb kabul edilmiştir.[2]

Hz. Peygamber’in (sav) tahnîk yaptığı kimseler arasında; Hz. Hasan ile Hüseyin, Abdullah b. Ebû Talha, İbrâhim b. Ebû Mûsâ el-Eş‘arî, Münzir b. Ebû Üseyd es-Sâidî, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr b. Avvâm, Sinân b. Seleme el-Hüzelî, Abdullah b. Hâris b. Amr el-Kureşî, Abdullah b. Hâris b. Nevfel, Abdurrahman b. Zeyd b. Hattâb el-Adevî, Muhammed b. Nübayt, Yahyâ b. Hallâd ez-Zürakī ve Nu‘mân b. Beşîr yer almaktadır.[3]

Tahnîk uygulaması; çocuğun doğumunun hemen ardından yapılır. Sünnet-i seniyyedeki hâli ile hayır ve bereket duâsı eşliğinde, hususen ağızda ezilmiş hurmayı bebeğin damağına sürmek sûretiyle gerçekleştirmek gerektir.[4]

Tahnîki tatbîk ederken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, uygulayacak olan kişinin sâlih/sâliha kimselerden olmasıdır. Ayrıca herhangi bir hastalığı bulunmayan ve temizlik anlamında kendisinden şüphe duyulmayan bir kimse tarafından gerçekleştirilmesine özen gösterilmelidir. İlâveten tahnîkin kendisi ile gerçekleştirileceği hurmanın büyüklüğü doğru ayarlanmalı; henüz yeni doğmuş bir bebeğin nâzik bedenine zarar vermeyecek ve sıhhatine halel getirmeyecek bir şekilde azamî dikkate riâyetle uygulanmalıdır.


[1] Buhârî, “Menâkıbü’l-ensâr”, 45, “ʿAkika”, 1; Müslim, “Tahâret”, 101; Tirmizî, “Menâkıb”, 44; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 116.

[2] M. Revvâs Kal‘acî, el-Mevsûʿatü’l-fıkhiyyetü’l-müyessere, Beyrut 1421/2000, I, 445.

[3] Zekeriya Güler, "Tahnîk", TDV İslâm Ansiklopedisi.

[4] Buhârî, “Zekât”, 69, “Libâs”, 22.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız