Muhtelif Meseleler

05.02.2026

3

Yeni Doğan Bebeğe Gizli İsim Vermek Gerekir mi?

Şimdilerde çok duyuyorum, bebeğe isim verirken herkesin bildiğinden başka sadece anne babanın bildiği, nazar büyü gibi şeylere maruz kalmaması için gizli isim vermekten bahsediliyor. Bunun doğruluğu nedir? İslam'da böyle bir uygulama var mıdır?

10.02.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

1. Sünnete Uygun Bir Şekilde Çocuğa Nasıl İsim Koyulur?
İslam geleneğinde çocuğa isim verme görevi öncelikle anne ve babaya aittir. Sünnete göre bu işlem genellikle doğumun birinci veya yedinci gününde gerçekleştirilir. Hz. Peygamber (sav), oğlu İbrâhim doğduğunda şöyle buyurarak ilk gün isim vermenin örneğini sergilemiştir:

“Bu gece bir oğlum doğdu, ona dedem İbrâhim’in adını verdim.”1

İsim koyma merasiminde çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunması tavsiye edilir; böylece çocuğun işittiği ilk kelimeler tevhid inancının simgesi olur. İsim seçerken temel kriter, ismin güzel bir anlam taşıması ve kişinin saygınlığını korumasıdır. Allah’a kulluğu ifade eden Abdullah ve Abdurrahman gibi isimler en sevgili isimler olarak nitelendirilirken, peygamberlerin ve sâlih kişilerin isimlerinin verilmesi de bizzat Allah Resûlü (sav) tarafından teşvik edilmiştir.2
2. Çocuğa Birden Fazla İsim Koyulabilir
İslam dininde bir kişinin tek bir isimle sınırlanması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Hz. Peygamber’in (sav) bizzat kendisinin birden fazla isminin bulunması (Ahmed, Mahmut, Muhammed, Mustafa gibi), bir kimsenin birden fazla adının olabileceğine meşru bir delildir. Ayrıca o dönemde kişilerin asıl isimlerinin yanında, 'Ebû' veya 'Ümmü' ile başlayan "künye"leri ve fizikî ya da ahlâkî özelliklerini yansıtan "lakap"ları da bulunmaktaydı. Dolayısıyla bir çocuğa hem bir peygamber ismi hem de aile büyüklerinden birinin ismini vermek ya da iki güzel isim koymak sünnete aykırı değildir; aksine bu durum kişinin farklı güzel vasıflarla anılmasına vesile olur.3 Çocuğa ad seçilirken gayet titiz davranılması gerektiğini belirten Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağrılacaksınız; bu sebeple kendinize güzel adlar koyun.4

3. Çocuğa Gizli İsim Koymak Suretiyle Büyüden Korunmakla Alakalı Âyet ve Hadislerde Açık Bir Tavsiye Yoktur
Günümüzde, büyü veya nazardan korunmak amacıyla "gizli isim" verme uygulamasının İslam’ın temel kaynaklarında yeri yoktur. İslam inancına göre isim, kişinin kimliğini belirleyen ve kıyamet günü onunla çağrılacağı bir konudur. Şeytan, cin veya sihir gibi unsurlara, Allah’ın kudreti üzerinde bir güç atfederek onlardan korunmak için isim saklamak, İslam’ın tevhid ve tevekkül anlayışıyla tam örtüşmemektedir.
4. İslam'da Nazardan, Büyüden Korunma Yolları Nelerdir?
İslam inancında nazar (göz değmesi) ve büyü, hayatın bir gerçeği olarak kabul edilmiştir. Resûlullah (sav) bu etkinin gücüne şöyle dikkat çekmiştir:

Nazar haktır; eğer kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.5

Nazarın temel kaynağı, içinde kin ve düşmanlık barındıran haset duygusudur. Bu sebeple Rabbimiz, Felâk suresinde "haset ettiği vakit hasetçinin şerrinden"6 buyurarak kendisine sığınmamızı emretmiştir.
İslam'da Nazar ve Büyüden Korunma Yolları:
Dua ve İstiaze (Allah'a Sığınma): Kur’ân-ı Kerîm’de "Muavvizeteyn" olarak bilinen Felâk ve Nâs surelerinin okunması, büyücülerin, hasetçilerin ve her türlü şer odaklarının kötülüğünden korunmak için bizzat emredilmiştir. Ayrıca Kalem suresinin son ayetleri de nazarın gerçekliğine ve ilahî korumanın önemine işaret eder.
Peygamber Efendimizin (sav) Duaları: Hz. Peygamber (sav), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i her türlü kem gözden, şeytandan ve zehirli varlıklardan korumak için, "Sizi, Allah’ın tam olan kelimelerine sığındırırım"7 diyerek dua etmiştir. Bizler de bu duaları okuyarak kendimizi ve sevdiklerimizi Allah'ın hıfzına emanet etmeliyiz.
Bereket Duası (Maşallah ve Barekallah): Bir mü'min, kardeşi üzerinde beğendiği veya hayran kaldığı bir şey gördüğünde, nazar değmesine engel olmak için "Maşallah" veya "Barekallah" diyerek ona mübarek olması için dua etmelidir. Bu, haset duygusunun önünü kesen en etkili manevî yöntemdir.
Tedbir ve Tevekkül: Hz. Yakup’un oğullarını Mısır’a gönderirken kem gözlerden korunmaları için farklı kapılardan girmelerini tavsiye etmesi gibi, kişi gerekli tedbirleri almalı ancak nihaî koruyucunun Allah olduğuna inanarak tevekkül etmelidir.
Sonuç olarak gerçek koruma, isimleri gizlemekte değil; samimi bir iman, doğru dualar ve yalnızca Allah’ın himayesine sığınmaktadır. Sihir veya nazara maruz kaldığını düşünenler, Hz. Peygamberin (sav) öğrettiği bu dualarla Allah'a sığınarak şifa aramalıdır.

Kaynakçalar
  1. Ebû Dâvûd, “Cenâʾiz”, 24

  2. Buhârî, “Edeb”, 105-106; Müslim, “Âdâb”, 2

  3. https://islamansiklopedisi.org.tr/ad-koyma-tesmiye

  4. Ebû Dâvûd, “Edeb”, 61; Müsned, V, 194

  5. Sahih-i Müslim Muhtasarı, s. 873, h.no: 1421

  6. Felak, 113/5

  7. Kaynaklarıyla Büyük Dua Mecmuası, Hayrât Neşriyat, s. 170


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız