Bebeğin doğumunun kırkıncı gününe dair dinen yapılması gereken herhangi bir işlem bulunmamaktadır. Kırk gün boyunca bebeğin ve annenin evden dışarı çıkmaması, bebeğin kırkının çıkarılması gibi uygulama ve inanışların dinî bir dayanağı yoktur.1
Anadolu başta olmak üzere pek çok İslam coğrafyasında görülen kırkıncı gün ritüelleri (kırk uçurma, bebeği kırklama, suya kırk taş, bozuk para, altın veya anahtar atarak bebeği yıkama vb.) gibi tür ritüellerin Kur'an-ı Kerim'de veya Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetinde hiçbir yeri ve dayanağı yoktur. Bu uygulamaların dini bir gereklilik veya sevap kapısı olarak görülmesi, İslam fıkhı ve akidesi açısından bid'at ve hurafe olarak değerlendirilir.
Kırk gün boyunca anne ve bebeğin evden çıkmaması uygulamasının geçmişte haklı tıbbi gerekçeleri olmuştur. Bebek ölümlerinin yüksek olduğu, enfeksiyon riskinin ciddi seviyelerde bulunduğu eski dönemlerde, bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş olan bebeği ve doğum nedeniyle fiziksel/psikolojik olarak yıpranmış anneyi hastalıklardan korumak amacıyla bir izolasyon süresi öngörülmüştür. Ancak bu sağlık refleksi zamanla dini bir kisveye bürünmüş ve tabulaşmıştır.
Sünnette Yeni Doğan Bebeğe Yönelik Tavsiye Edilen Uygulamalar
İslâmiyette bebeğin doğumuyla ilgili olarak batıl ritüeller yerine Sevgili Peygamberimizin (sav) mübarek uygulamaları ve tavsiyelerine itibar edip uygulamak daha feyzli, daha bereketli ve daha doğru olacaktır. Buna göre doğumun ardından dini açıdan yapılması tavsiye edilen (sünnet/müstehap) başlıca uygulamalar şunlardır:
Bebeğin Sağ Kulağına Ezan, Sol Kulağına Kamet Okumak
İslâm’ın yeni doğan çocuk için gerekli kıldığı uygulamalardan birisi çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okumaktır. Ezan İslâm’ın alâmeti olan şiârlarındandır. Böylece insanın kulağına dinletilen ilk şey Allah’ın (c.c) azametini ihtiva eden kelimeler olur. Nitekim bu konuda bir hadis şöyledir:
Peygamber (s.a.s) Hz. Hasan’ın kulağına doğumdan hemen sonra ezan okumuştur.2
Ebu Rafi (r.a) ise şöyle demiştir:
Resulullah’ın (s.a.s) Hz. Fatıma doğum yaptığı zaman, Hz. Hasan’ın kulağına ezan okurken gördüm.3
Çocuğa İsim Vermek
Anne-babanın çocuğuna karşı görevlerinden birisi de ona güzel bir isim vermektir. Nitekim Hz. Peygamber (sav), insanların kıyamet günü isimleri ile çağrılacağını belirterek şöyle buyurmuştur:
Çocuklarınıza güzel isim koyunuz.4
Yine Resûlullah (sav), yeni doğan çocuğa yedinci gününde isim verilmesini şöyle tavsiye etmiştir:
...Akîka kurbanı kesildikten sonra (7. Gün) çocuğun başı tıraş edilir ve ona isim verilir.5
Tahnik Yapmak
Tahnîk; hurma ezmesi yâhut bal gibi tatlı besinlerin hayır ve berekete vesile olması kastı ile, yeni doğmuş çocukların damaklarına sürülmesi mânâsını taşımaktadır. Bu hususta bir rivayet şöyledir:
Yeni doğan çocuklar Resulullah'a -sallallahu aleyhi ve sellem- getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için duâ eder ve ağzında yumuşattığı hurmanın suyunu çocuğun ağzına sıkardı.6
Akika Kurbanı Kesmek
Akika, yeni doğan çocuğun yedici gününde (Allah’a şükür maksadıyla) kesilen kurbandır. Nitekim Peygamberimizin (sav) bu husustaki tavsiyesi şöyledir:
Her çocuk (doğumunun) yedinci gününde kendisi için kesilecek akîka kurbanı karşılığında bir rehine gibidir. Akîka kurbanı kesildikten sonra çocuğun başı tıraş edilir ve ona isim verilir. 7
Doğumun Yedinci Gününde Bebeğin Saçının Tıraş Edilerek Ağırlığınca Gümüşü Sadaka Olarak Vermek
Yeni doğan çocukla ilgili İslâm’ın ortaya koyduğu hükümlerden bir tanesi de doğumunun yedinci günü saçını kesip ağırlığınca fakirlere ve hak edenlere gümüş tasadduk edilmesidir. Bu hususta rivayet edildiğine göre Resulullah (sav), Hz. Hasan (ra) için şöyle dedi:
Ey Fatıma! Çocuğun başını tıraş ettir ve saçının ağırlığınca gümüş tasadduk et!" dedi. Bu emir üzerine saçı tarttık, ağırlığı bir dirhem veya buna yakın bir şeydi. 8
Erkek Çocukları Sünnet Etmek
Sevgili Peygamberimiz’in (sav), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i yedi günlükken sünnet ettirdiğine dair rivâyete dayanan İmâm Şâfiî Hazretleri, çocuğun doğumun yedinci gününde sünnet edilmesini mendup/müstehap görmüştür.9 Eğer bu mümkün değilse kırk günlük olunca, bu da olmazsa, yedi yaşında sünnet edilir.10 Konuyla ilgili hadis-i şerif şöyledir:
Rasûlullah, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin adına akîka kurbanı kesti ve yedinci gün onları sünnet ettirdi.11
Hanefîlere göre ise çocuk, dayanabileceği zamandan itibaren bulûğ çağına varmadan sünnet edilmelidir.12 Bu hususta doktor tavsiyesi oldukça önemlidir.
Ebû Dâvud, Edeb, 107; Tirmizî, Edâhî, 16; A. b. Hanbel, VI, 9, 391, 392.
Ebû Dâvud, “Edâhî”, 21; Tirmîzî, “Edâhî”, 17
Ebu Davud, Edeb, 69.
Ebu Davud, Edahi 21, (2837, 2838); Tirmizi, Edahi 23, (1572); Nesai, Akika 5, (7, 166)
Buhâri, Deavât 3; İbn Mâce, Taharet 77, 523
Ebû Dâvûd, Edâhî, 20-21 [2837-2838]; Tirmizî, Edâhî, 21 [1522)
Tirmizi, Edahi 20, (1519
Aynî, Bedrüddîn Mahmûd b. Ahmed, ‘Umdetü’l-kârî fî şerhi Sahîhi’l-Buhârî (Beyrut: Dâru’l-Fikr, ts.), c. 15, s. 247; c. 22, s. 272
Nevevî, el-Mecmû’, I, 302-303; a.mlf Ravzatü’t-tâlibîn, nşr. ‘Âdil Ahmed ‘Abdülmevcûd ve Alî Muhammed Mu’avvaz (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-ʻİlmiyye, ts.), c. 7, s. 387-388
İbn Ebi’d-Dünyâ, Abdullah b. Muhammed, el-ʻİyâl, nşr. Necm Abdurrahmân Halef (Demmâm: Dâru İbni’lKayyim, 1410/1990), c.1, s.189 (No. 50); 2/783 (No. 582); Taberânî, el-Mu’cemu’l-evsat, nşr. Târık b. ‘Ivazullâh b. Muhammed ve ‘Abdulmuhsin el-Hüseynî (Kâhire: Dâru’l-Haremeyn, 1415/1995), c. 7, s. 12; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 8/324; a.mlf., Şuʻabü’l-îmân, nşr. Muhammed Sa’îd Zağlûl (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-ʻİlmiyye, 1410/1990), c. 6, s. 394- 395.
Kâdîhân, Fetâvâ Kâdîhân, 3/409; İbn Nüceym, el-Bahru’r-râik, 7/96; 8/554; İbn ‘Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 10/481

