Bağış Yap

30.09.2026

Bedir Ashâbının Fazileti Nedir? Bedir Ashâbının İsimleriyle Dua Edilir mi?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Ashab-ı bedir isimleri ile dua etmek, taşımak okumak fazileti ve islamda yeri var mıdır? Üstadımız bunları okumuş mu?

30.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bedir, Medine’nin 160 km. kadar güneybatısında, Kızıldeniz sahiline 30 km. uzaklıkta, Medine-Mekke yolunun Suriye kervan yoluyla birleştiği yerde bulunan küçük bir kasaba idi.

Ebu Süfyan (ra) liderliğinde yüklü bir ticaret kervanının Şam’a gönderildiği haberini alan Peygamberimiz Efendimiz (sav), muhafızların azlığını da fırsat bilerek ticaret kervanına sefer teklifinde bulundu ve Müslümanları cihada davet etti. Fakat bunu haber alan Ebu Süfyan (ra), farklı bir yol kullanarak kervanla Mekke’ye dönmeyi başardı. Bu arada kervana saldırı haberini alan Kureyşliler bin kişilik bir ordu ile destek için harekete geçtiler. Daha sonra kervanın kurtulduğunu ve tehlikenin geçtiğini kendilerine haber verilmesine rağmen, sayılarına ve güçlerine güvenerek geri dönmeyi reddettiler. Bu, aslında şeytanın onları kandırmasından başka bir şey değildi. Rabbimiz, şeytanın onları nasıl kandırdığını Enfal suresinde şöyle ifade ediyor:

O zaman (Bedir günü) şeytan onlara amellerini süslü göstermiş ve: “Bugün insanlardan size gālib gelecek kimse yoktur ve şübhesiz ben de size yardımcıyım!” demişti. Fakat iki ordu birbirini görünce arkasını döndü ve: “Şübhesiz ben sizden uzağım; doğrusu ben sizin görmediğiniz şeyleri (mü’minlere yardıma gelen melekleri) görüyorum; ben elbette Allah’dan (O’nun beni helak etmesinden) korkarım. Çünki Allah, azabı şiddetli olandır!” demişti.1

Şeytanın bu oyununa gelen Kureyş ordusu Bedir’e doğru yola koyuldu. Peygamber Efendimiz (sav), Kureyş ordusundan haberdar olunca Bedir’e doğru yola çıktı ve daha yakın olduğu için onlardan önce oraya varıp bir kısım su kuyularının üstünü kapatmasına rağmen, sonradan gelen müşriklerin oradan su almasına müsaade etti.

Allah, bu olmak ve olmamak savaşında Müslümanlara yardım etmek üzere önce bin melek göndermiş,2 daha sonra müşriklere Kürz b. Cabir el-Muharibi adında bir Arap liderinden yardım gelecek haberi3 üzerine Müslümanların morallerini takviye etmek amacıyla üç bin melek daha göndererek müşriklerin yenilgiye uğramalarını hızlandırmıştır. Kürz b. Cabir el-Muharibi hemen yardıma gelecek olursa müminlerin sabretmeleri ve Allah’ın emrine aykırı davranmaktan sakınmaları şartıyla, özel işaretli ve eğitimli beş bin melekle desteklenecekleri de müminlere haber verilmiştir. Kürz, müşriklere yardıma gelmekten vazgeçtiği için bu melekler de gelmemişlerdir.4

Hicretin ikinci senesinde (m. 624) meydana gelen bu savaşta sayısı üç yüz küsur olan Müslümanlar, Allah’ın bu harikulade yardımı ile açık bir zafer elde etmişler ve müşriklerin başı olan Ebu Cehil başta olmak üzere birçok Kureyş askeri can vermiştir. Ateşin düşmediği ev kalmamıştır.

Allah’ın Peygamber Efendimize savaştan önce verdiği vaad şöyleydi:

O vakit Allah size, iki taifeden (silahsız kervan veya silahlı düşmandan) birinin şübhesiz sizin olacağını va‘d ediyordu; fakat (siz,) gerçekten zayıf (ve silahsız) olanın sizin olmasını istiyordunuz; halbuki Allah, sözleriyle o hakkı gerçekleştirmek (İslam’ı üstün kılmak) ve kafirlerin kökünü kesmek istiyordu.5

Allah böylece vaadini gerçekleştirmiş, kafirlerin kökünü kesmiş, onları zelil ederken dinini ve o dinin şanlı Nebi’sini (sav), sahabesiyle beraber aziz eylemiştir.

İşte bu şanlı cihada katılmış olan, yeryüzünün arslanları, gökyüzünün parlak yıldızları olan sahabeye Bedir Ashabı denir. İbn İshak’ın verilerine göre seksen üçü muhacir, altmış biri Evs ve yüz yetmişi Hazrec’ten oluşan Ehl-i Bedir’in toplam sayısı, Hz. Peygamber dahil 314,6 Vakıdi’de 313,7 İbn Hişam’da 314’tür.8

Kur’an’ın ‘Yevmü’l-Furkan’ olarak tarif ettiği, yani hak ile batılın birbirinden ayrıldığı o gün, İslam tarihi açısından eşsiz bir öneme sahipti. Sayıca az ve silah olarak yetersiz olmalarına rağmen Allah’ı ve Resul’ünü (sav) yalnız bırakmamışlardı.9

İslam tarihi kaynaklarında vurgulandığı üzere Bedir ehlinin bu itaatkar hali, geçmişteki peygamberlerin başına gelen imtihanlara benzetilmiştir. Kur’an’ın ve İslam tarihçilerinin anlatılarına göre Bedir’de gelişen olaylar ve asker sayısı, Talut ile Calut kıssasında anlatılanlar ile örtüşmekteydi. Tarihi bir kıssada geçtiği üzere Calut’a karşı Talut ordusuyla birlikte hareket edince askerlerine hitaben şöyle demişti:10

Böylece Talut ordu(su)yla (Kudüs’ten) ayrılınca (onlara) şöyle dedi: “Muhakkak ki Allah, sizi bir nehirle (de) imtihan edicidir. Buna rağmen kim ondan içerse, artık benden değildir. Eliyle bir avuç alan müstesna, kim de ondan (izin verilenden fazlasını) tatmazsa, işte şübhesiz o bendendir!” Fakat içlerinden pek azı müstesna, (hepsi) ondan (kana kana) içtiler. Derken o ve beraberindeki iman edenler onu (nehri) geçince, (sudan içenler): “Bugün Calut ve ordusuna karşı bizim takatimiz yoktur!” dediler. Gerçekten kendilerinin Allah’a kavuşacak kimseler olduklarını sezenler (yakinen inananlar) ise şöyle dediler: “Nice az (sayıdaki) topluluk, (daha) çok (sayıdaki) cemaate Allah’ın izniyle gālib gelmiştir!” Çünki Allah, sabredenlerle beraberdir.11

Talut’un, Golyat’a karşı zafer kazandığı bu savaşta taraftarlarının 313 kişi olduğu bildirilir. Bu sayı Bedir ehlinin sayısıyla aynıdır.12 Bedir’de de Sahabe Efendilerimiz (ra), az olmalarına rağmen Peygamber Efendimizi yalnız bırakmamışlar, onun için her fedakarlığı yapmışlar ve tarihe adlarını altın harflerle yazdırmışlardır. Allah’ın izni ile de galip gelmişlerdir.

Bedir Ashabının faziletlerine dair birçok hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Onlardan birkaç tanesi şöyledir:

Peygamber Efendimiz (sav), Mekke’nin fethinde İslam ordusunun gelişini Mekkelilere haber vermeye çalışan Hazreti Hatıb (ra)’ın boynunu vurmak isteyen Hazret-i Ömer Efendimize (ra) şöyle buyurmuşlardır:

O, Bedir’de bulunmuştur. Nereden bileceksin ki, Allah Teala Bedir ehlinin hallerine muttali oldu ki onlar hakkında: «Dilediğinizi yapın, muhakkak ki sizi affettim» buyurdu” dedi.13

Bedir’de veya Hudeybiye’de bulunan kişilerin inşallah cehenneme girmeyeceğini ümit ediyorum.14

Cebrail Aleyhisselam Allah Resulü’ne:
- Ya Rasulallah! Bedir harbine katılanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğunda, Varlık Nuru -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
- Onları, Müslümanların en faziletlileri sayıyoruz, cevabını verdiler.
Cebrail Aleyhisselam da şu mukabelede bulundu:
- Biz de meleklerden Bedir Harbi’ne iştirak edenleri, aynı şekilde meleklerin en hayırlıları sayıyoruz.15

Bu hadis-i şerifler, Bedir Ashabının kıymet ve ehemmiyetini göstermesi açısından çok önemlidir.

Bedir ashabı, sahabeler içinde de müstesna bir yere sahip olmuştur. Hz. Ebu Bekir halife olduğunda Bedir’e katılanların konumlarını muhafaza etmiş ve onların sıradanlaştırılmalarına müsaade etmemiştir. Hz. Ömer, Divan Teşkilatı’nı kurup halka maaş dağıtmak istediğinde ashabı faziletlerine göre beş gruba taksim edip Bedir ehlini en başa yazmıştır. Onların üstünlüğünü ve yüksek konumlarını gözetmiş, onları diğer sahabilere tercih ederek kendilerine üst miktarda maaş vermiştir. Ali b. Ebu Talib, bir Müslümanın cenaze namazını kıldığında Bedir ashabı için altı defa, sahabe için beş defa ve diğer insanlar için dört defa tekbir getirmiştir.16

Bedir Ehlini Dualarda Zikretme Geleneği

Alimlerimizin kitaplarında ve asırlar boyunca Müslümanların birbirlerine aktararak bize kadar ulaştırdıkları dua kültürüne baktığımız zaman, başta Peygamberleri olmak üzere (asm) salih kimseleri dualarında zikredip onların hürmetine dualarının kabul olmasını istemişlerdir. Onlar vesilesi ile hayır ve bereket ummuşlardır. Ashab-ı Bedir (ra) Efendilerimiz de bunların başında gelmektedir.

Bedir gecesini hayırla yad edip dua etme işi temelde bir dua geleneği olduğundan, bu tür eylemlerin başlangıcını kestirmek zordur. Lakin Bedir’in faziletinin hicri ilk asırlardan itibaren biliniyor olması, bu geleneğin kadim olduğu fikrini uyandırmaktadır. İslam’daki köklü dua geleneği de bunu doğrulamaktadır. Ayrıca bu gecede Bedir Gazvesi’ne katılanların isimlerinin zikredilip tevessül vesilesi olarak görülmeleri de eski bir hadisedir. İlk kaynaklarda yer almasa da Ehl-i Bedir müellifleri arasında sıklıkla kullanılan Ca’fer b. Abdullah’a ait söz, meselenin kökenine dair bir fikir verir:17

Babam, Resulullah’ın ashabının sevgisini taşımamı ve tüm ihtiyaçlar için Bedir ashabını vesile kılmamı bana tavsiye ederek şöyle dedi: ‘Ey oğlum! Onları anmak duaların kabul olmasını sağlar. Merhamet, bereket, bağışlanma, razı olma ve Allah’ın rızası, onları hatırlayan veya isimlerini dualarda anan kulun etrafını sarar. Her gün onları anan ve Allah’a dileğini dileyen kişinin dileği yerine getirilir. Ancak onları bir işi halletmek için anan kişi, her birinin ismini anarken her birisini hayırla anıp Allah onlardan razı olsun demelidir. Çünkü bu, başarıya ulaşmanın en etkili yoludur.18

Halef-selef imamları ve özellikle Haremeyn halkı nezdinde Bedir ehline yapılan dua makbul görülmüştür. Bu yüzden onlar, kaza ve belanın defi için isimleri anmak gerektiğini savunmuşlardır.19 Zira onları zikredenlerin bütün emellerine nail olacağına kani olmuşlardır.20 

Allah’ın, onların ismi okunduğunda açık ve gizli düşmanlara karşı zaferini vereceğine ve tüm hastalıklara karşı şifa nasip edeceğine inanmışlardır.21 Onların ismi okunduğunda veya yazıldığında meleklerin hemen icabet edeceği fikri hakimdir.22 Dolayısıyla zor ve sıkıntılı zamanlarda onların hatırlanmasının değerli bir eylem olduğu fikri pek çok kimsenin aklında sabitleşmiştir.

İmam Devvani “Hadis alimlerinin naklettiği bilgiye göre Ashab-ı Bedr’i zikrederek yapılan dualar müstecab olur.” demiştir. Ona göre bu, tecrübe edilmiş bir hakikattir.23

Bediüzzaman Hazretlerinin ise Bedir Ashabının (ra) isimlerini teker teker zikredip dua ettiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat Bediüzzaman Hazretlerinin dua tarzına bakıldığında duasında birçok zatı ismiyle andığını görmekteyiz. Bu konuda Bediüzzaman Hazretlerinin münacatlarından birinde duasının kabulü için ‘Bedir Ashabı hakkı için’ diyerek bütün Bedir Ashabını anarak dua ettiğini bilmekteyiz.24

Dolayısıyla salih insanları anmak ve dualarda zikretmek feyze ve berekete vesile olduğu için bizler de dualarımızda büyük zatları zikredip onlar vesilesi ile Rabbimizin rahmet ve bereketini istemeliyiz. Herhangi bir kasıt olmadan bu mübarek zatların isimlerinin taşınmasında bir sakınca olmamakla beraber Hadis-i şeriflerde rivayet edilen dualar ve Cevşen gibi Rabbımızın isimlerini öğreten metinleri taşımak daha güzeldir.

Kaynakçalar
  1. Enfal 8/48

  2. Enfal 8/9

  3. İbn Kesir, II, 93

  4. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Ku’ran Dili, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, İstanbul 2021, c.2 s.161

  5. Enfal 8/7

  6. İbn İshak, Siretü İbn İshak, 307.

  7. Vakıdi, Kitabü’l-Megazi, 1/152.

  8. İbn Hişam, es-Siretu’n-Nebeviyye, 1/706.

  9. Enfal 8/41

  10. Hakan Temir, İslam Kültür ve Medeniyetinin Ortak Hafızası: Ehl-i Bedir Literatürü, cilt.13, sayı.1, s.25

  11. Bakara, 2/249

  12. Ebü’l-Ferec Cemalüddin Abdurrahman b. Ali b. Muhammed İbnü’l-Cevzi, el-Muntazam fi tarihi’l-müluk ve’l-ümem (Beyrut: Darü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1992), 3/128.

  13. Buhari, Tefsir, 60/1; Meğazi, 46; Cihad, 141; Müslim, Fedailü’s-Sahabe, 161. Bkz. Darimi, Rikak, 48

  14. İbn-i Mace, Zühd, 33; Ahmed, VI, 285, 362

  15. Buhari, Meğazi, 9, İbn Mace, "Fedailü Ensar", 11.

  16. Ebu Bekr Abdullah b. Muhammed el-Absi el-Kufi İbn Ebu Şeybe, el-Musannef (Riyad: Daru Kenuz İşbiliyye, 1436), 7/45

  17. İbnü’l-Cevzi, el-Muntazam, 3/129.

  18. Abdullah b. Hüseyin b. Mer’i b. Nasırüddin Ebu’l-Berekat es-Süveydi, Esmaü Ehli Bedir (Konya: Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü,
    83714), 9a.

  19. Ebu’l-Berekat es-Süveydi, Esmaü Ehli Bedir, 4a.

  20. Ebu’l-Berekat es-Süveydi, Esmaü Ehli Bedir, 4b.

  21. Ebu’l-Berekat es-Süveydi, Esmaü Ehli Bedir, 8.

  22. Ebu’l-Berekat es-Süveydi, Esmaü Ehli Bedir, 9a.

  23. Ebü’l-Ferec Nurüddin Ali b. Burhaniddin İbrahim b. Ahmed el-Halebi, es-Siretü’l-Halebiyye (Beyrut: Darü’l-Kütübi’l-İlmiyye,
    1427), 2/202.

  24. Hizbü-l Envari-l Hakaiki-l Nuri’ye, Hayrat Neşriyat, s.263.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız