İslam fıkhında akıl sağlığı yerinde olmayan veya kısıtlı bulunan kişilerin bakımı, korunması ve maslahatı gözetilerek velisi veya vasisi tarafından evlendirilmesi caiz ve meşrudur. Dolayısıyla eşinizin ailesi veya ablaları aracılığıyla evlendirilmiş olmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır.
Miras hususuna gelince; İslam miras hukukunda vefat eden anne ve babanın geriye bıraktığı malda kız ve erkek çocukların her birinin dinen belirlenmiş şer'i payları vardır. Kardeşlerden birinin akıl hastası, engelli veya bakıma muhtaç olması, diğer kız kardeşlerin (ablaların) anne ve babadan kalan mirastan pay almalarına engel teşkil etmez. Bu bakımdan ablaların vefat eden anne veya babanın mirasından kendi dini hisselerini almaları tamamen haklarıdır ve helaldir.
Ablaların mirasta hakkı olmakla birlikte, akıl hastası olan erkek kardeşin (eşinizin) mirastan düşen kendi payı da eksiksiz olarak kendisine aittir. İslam fıkhına göre akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin mallarını tek başlarına yönetme imkanları bulunmadığından, onların malını korumakla görevli olan veli veya vasilerin bu malı titizlikle muhafaza etmesi farzdır. Ablaların veya diğer akrabaların, hasta kardeşin kendi şer'î miras payından haksız yere bir miktar kesintiye gitmeleri, onun malından haksızca almaları veya onun hissesini kendilerine geçirmeleri kesinlikle haramdır ve ağır bir kul hakkıdır.1
Ablaların "Biz fazla verdik" şeklindeki ifadelerine gelince, eğer ablalar eşinizin evlilik masrafları veya bakımı için kendi miras paylarından ya da kendi ceplerinden ekstra bir harcama yapmışlarsa, bunu haksızlık olarak dile getirmeleri doğru değildir. Şayet eşinizin kendi miras hissesinden onun izni ve maslahatı dışında haksız bir alım yapılmışsa bu dinen caiz değildir.
Özetle, ablaların anne ve babadan kalan mirasta kendi şer'i hisselerini almaları haklarıdır. Fakat eşinizin kendisine ait olan miras payına el koymaları veya ondan haksız eksiltme yapmaları dinen haramdır.
Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 5, s. 111-112.

