Aile-Hanımlar

06.10.2012

10110

Kur'an ve Hadislerde Miras Paylaşımı

Miras Kur'an ve Hadislerde nasıl geçiyor? Mirasın Kuran'da tarif ettiği gibi paylaşılmaması haram mıdır? Zamanımızda kız ve erkek çocuklar mirası nasıl paylaşmalı?

09.10.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sözlükte “kök, temel; birinin diğerinden devraldığı eski durum, bakiye” anlamlarındaki irs (virâse) kökünden türeyen mîrâs kelimesi, çok defa irs ile eş anlamlı olmak üzere “bir şeyin bir kişi veya topluluktan diğerine geçmesi, başkasından kalan, tevarüs edilen şey” mânalarında kullanılır. Fıkıh terimi olarak irs ve miras, ölen bir kimsenin (mûris) mal varlığının âkıbetini düzenleyen kuralların bütününü ifade eder. 1

Her dinî görevin literatürde ayrı bir isimle anılması sebebiyle olmalıdır ki ferâiz giderek mirasçıların terikedeki paylarını ifade eden bir terim halini almıştır. Bu maktû paylar İslâm miras hukukunun en önemli kısmını oluşturduğundan miras hukukuna “paylar ilmi” anlamındaki ilmü’l-ferâiz denmeye ve konu klasik fıkıh kitaplarında “kitâbü’l-ferâiz” başlığı altında ele alınmaya başlanmıştır. Bu konuda uzmanlaşan âlimlere de fâriz, ferâizî, farazî denilmiştir.2

Mirasla İlgili Ayetler

Allah size çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadın payı kadar (mîras vermenizi) emreder! Artık (çocuklar) ikiden fazla kız iseler, o hâlde (ölenin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ama (o vâris) bir tek kız ise, bu durumda (mîrâsın) yarısı onundur. Bununla berâber (ölenin) çocuğu varsa, ana-babası için, (o) ikisinden her birine, bıraktığı (mîrâsı)ndan altıda bir düşer. Fakat çocuğu yok da (sâdece) ana-babası ona vâris olursa, artık annesine üçte bir düşer (kalan babasınındır). Fakat kardeşleri varsa, o takdirde ettiği vasiyetten veya borçtan sonra annesine altıda bir düşer. Babalarınız ve oğullarınız; bilmezsiniz ki, onların hangisi fayda bakımından size daha yakındır. (Bütün bunlar) Allah’dan birer farîzadır. Muhakkak ki Allah, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır. 3

Bu ayetin nüzul sebebini Muhammed Ali Es-Sabuni Hazretleri şu şekilde açıklar:

Rivayet olunduğuna göre Sa'd b. Rabi'nin karısı, iki kızını alarak Ra­sulullah (s.a.v.)'a geldi ve dedi ki: Ya Rasulullah! Bunlar Sa'd b. Rabi'nin kızlarıdır. Babaları Sa'd, seninle birlikle Uhud'da savaşırken şehit oldu. Kızlarımın amcası mallarını aldı, onlara mal bırakmadı. Bunlar ancak mallan sayesinde evlenebilirler. Rasulullah (s.a.v.): Bu hususta Allah hükmünü indirir" dedi. Bunun üzerine miras âyeti yani "Allah çocuklarınız hakkında şöyle emreder.." âyeti indi. Rasulullab (s.a.v.) kızların amcasına haber göndererek, "Sa'd'ın iki kızına üçte iki, annelerine sekizde bir ver, kalan senindir" buyurdu. 4

Yine Muhammed Ali Es-Sabuni Hazretleri ayeti şöyle tefsir eder:

Allah çocuklarınızın mirası hakkında sizden adaletli davranmanızı isteyerek, erkek çocuğa iki kız çocuğun payı kadar mîrâs vermenizi emreder. Vârisler sadece iki veya daha çok kız iseler, terikenin üçte ikisi bun­larındır. Vâris bir tek kız ise, mîrâs malının yarısı onundur. Yüce Allah bu âyette çocukların mirasını anlatarak başladı. Anne-babanın mirasını daha sonra anlattı. Zira varislikte fer' asıldan yani çocuk anne ve babadan önce gelir. Ölenin erkek veya kız çocuğu varsa, ana babadan herbirinin, onun bıraktığı maldan altıda bir payı vardır. Âyette geçen ولد kelimesi, hem erkek hem de kız evlada şâmildir. Eğer ölenin çocuk­ları olmaz da, vârisler sadece anne ve babası veya anne ve baba ile beraber eşlerden biri olursa, bu takdirde malın tamamının üçle biri veya hayattaki eş payını aldıktan sonra kalanın üçte biri annesinindir, geriye kalan da babasınındır. Ölenin anne ve babası ile birlikte iki veya daha çok kardeşi varsa, bu takdirde annenin payı sadece altıda birdir. Geri kalanı babanındır. Bundaki hikmet şudur: Çocukların nafakasını temin etmek, annenin değil babanın görevidir. Dolayısıyla babanın mala daha çok ihtiyacı vardır, Vârislerin hakkı, ölünün vasiyeti yerine getirildikten ve borçları ödendikten sonra gelir. Terike ancak bunlar­dan sonra taksim edilir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından takdir edilmiş pay­lardır. Yani mirasların taksimini Yüce Allah bizzat üzerine aldı ve hikme­tine göre payları takdir etti. En faydalı ve yararlı bir şekilde taksim etti. Eğer iş insanlara bırakılsaydı, kendileri için hangisinin daha faydalı olduğunu bilemezler, hikmetsiz ve yersiz bir şekilde mal taksim ederlerdi. İşte bunun içindir ki Yüce Allah şöyle buyurdu: Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir. İnsanlar için faydalı olanı bilir, takdir ettiği ve meşru kıldığı şeylerde hikmeti vardır. 5

Hem eğer çocukları yoksa, zevcelerinizin bıraktıklarının yarısı sizindir. Fakat çocukları varsa, yapacakları vasiyetten veya borçtan sonra, artık bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bununla birlikte eğer (sizin) çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onların (hanımlarınızın)dır. Fakat çocuğunuz varsa, bu durumda yapacağınız vasiyetten veya borçtan sonra bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Buna rağmen eğer bir erkek veya bir kadına, (kendi) evlâdı ve babası olmadığı hâlde (yakın akrabâsı olarak) vâris olunur da (aynı anneden) bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi bulunursa, o takdirde onlardan her birine altıda bir düşer. Fakat bundan daha çok iseler, o hâlde (vârise) zarar verici olmadan edilen vasiyetten veya borçtan sonra, onlar üçte birde ortaktırlar. (Bütün bu mîras taksim usûlü) Allah’dan birer emirdir! Allah ise, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Halîm (azabda hiç acele etmeyen)dir. 6

Muhammed Ali Es-Sabuni Hazretleri ayeti şöyle tefsir eder:

Ey erkekler! Eşlerinizin sizden veya başka birinden çocukları yoksa, onların bıraktığı malın yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bu takdirde, bıraktıkları mirasın dörtte biri sizindir. Ancak bunlar, eşlerinizin yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden ve borçlarının ödemesinden sonra olur. Mevcut eşlerinizden veya diğerlerinden çocuğunuz yoksa, eşleriniz bir veya daha fazla da olsa, bıraktığınız mirasın dörtte biri onlarındır. Mevcut eşlerinizden veya diğerlerinden çocuğu varsa, bıraktığınız malın sekizde biri eşlerinizindir. Ancak bunlar, yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesi ve borçlarınızın ödenmesinden sonra olur. Burada vasiyetin ve borcun tekrar zikredilmesi, bunlara gösterilen itinayı açıkça ifade eder. Eğer ölen erkek veya kadın, babası ve çocukları bulunmadığı halde miras bırakır da, asıl veya fer'i bulunmadığı için uzak akrabaları ona mirasçı olursa ve kendisinin de ona bir bir erkek veya kız kardeşi varsa bunlardan her birine, yani ana bir erkek ve kardeşe ve ana bir kız kardeşe altıda bir pay vardır. Ana bir erkek veya kızkardeşler birden çok olurlarsa, onlar mirasın üçte birini eşit olarak bölüşürler. Bu mirasta erkeklerle kadınlar eşittir. Ebu Hayyan: "Bu ayette belirtilen kardeşlerden maksadın, ana bir erkek kardeşler olduğu hususunda icma vardır" der. Bu taksim, varislere zarar vermek kastıyla değil, bir hayır içinde yapılan, bir diğer ifadeyle üçte bir vasiyet sınırları içerisinde yapılan vasiyetin yerine getirilmesi ve borcun ödenmesinden sonra olur. Zira Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Vasiyet için malın üçte biri yeter. Üçte bir bile çoktur." Bunlar, Allah'tan size bir vasiyettir, o emretmiştir. Allah Alimdir, koyduğu kanunları pek iyi bilir. Halimdir, emrine muhalefet edene ceza vermekte acele etmez. Açıklanan bu hükümler, Allah'ın kulları için sınırlarını çizdiği kanunlarıdır. Bunları, kullarının amel etmeleri ve sınırı geçmemeleri için koymuştur. 7

Yukarıdaki miras düzenlemesinin arkasından, aynı âyetlerin devamında, müeyyide niteliğinde şu iki âyet yer alır:

Bunlar Allah’ın hudûdudur. Artık kim Allah’a ve Resûlüne itâat ederse, (Allah) onu altlarından nehirler akan Cennetlere koyar; orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Ve işte büyük kurtuluş budur!8

Kim de Allah’a ve Resûlüne isyân eder ve O’nun hudûdunu aşarsa, (Allah) onu içinde ebedî olarak kalıcı olduğu bir ateşe koyar ve onun için aşağılayıcı bir azab vardır! 9

Mirasla ilgili diğer ayetler de şu şekildedir:

(Ey Resûlüm!) Senden fetvâ istiyorlar. De ki: “Çocuğu ve babası olmayan kimse hakkında, Allah size şöyle fetvâ veriyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de (aynı babadan) bir kız kardeşi bulunursa, o takdirde bıraktığının yarısı onundur. Eğer (kız kardeş ölür de) onun (o ölen kız kardeşin) çocuğu yoksa, o (geride kalan erkek kardeş) de ona (tamâmen) vâris olur. Fakat (o adamın vârisleri) iki kız (kardeş) iseler, bu durumda bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ve (geride kalanlar) kadın ve erkek olarak birçok kardeş iseler, artık erkeğe iki kadın hissesi vardır.” (Bu hükümlere uymazsanız) şaşırırsınız diye Allah size (bunları) açıklıyor. Allah ise, herşeyi hakkıyla bilendir. 10

Muhammed Ali Es-Sabuni Hazretleri ayeti şöyle tefsir eder:

Ya Muhammed! Senden, kendisine varis olacak babası ve çocuğu olmayan ölü hakkında fetva soruyorlar. De ki, Allah onun hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Bir kişi ölürde kendisine varis olacak ne babası, ne de çocuğu bulunmazsa, ki buna kelale denir. Ve onun öz veya baba bir, tek kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı kızkardeşin hakkıdır. Öz veya baba bir erkek kardeş de, çocuksuz olarak ölen kızkardeşin malının tümüne varis olur. Kelale'nin iki veya daha çok kız kardeşi varsa, bıraktığı malın üçte ikisi onların hakkıdır. Eğer varisler erkek ve kız kardeşler iseler, erkeğin hakkı, iki kız kardeşin payı kadardır. Allah şaşırmanızı istemediği için, hükümlerini ve koyduğu kanunları size açıklıyor. Allah her şeyi bilir. Yani sizin için yararlı olanı bilir. Diri iken de, ölü iken de kullarına yararlı olan şeyi bilen Allah'tır. 11

Ana-babanın ve akrabâların bıraktıklarından, erkekler için bir pay vardır; Ana-babanın ve akrabâların bıraktıklarından kadınlar için de, ondan (o bırakılandan) az olsun çok olsun farz kılınmış bir nasib olarak bir pay vardır! Mîras taksîm olunurken (vâris olmayan) akrabâlar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin! 12

Muhammed Ali Es-Sabuni Hazretleri ayeti şöyle tefsir eder:

Ana babanın ve akrabaların bıraktıkları malda erkeklerin payı vardır; ana babanın ve akrabaların bıraktığı malda kadınların da payı vardır. Yani ölü­nün bıraktığı malda erkek çocuk ve akrabalarının payı olduğu gibi, kızların ve kadınların da payı vardır. Her ne kadar payın miktarında farklı olsalar da, vâris olma hususunda hepsi eşittir. Bunun sebebi şudur: Bazı Araplar kadın ve çocukları mîrâsçı saymıyor ve "mîrâs" ancak savaşa katılanlar ve ülkeyi savunanlar vâris olur, diyorlardı.
Allah, bu Câhiliyye hükmünü kaldırdı. Terike, ister az olsun ister çok olsun belli bir hisse ayrılmıştır. Bu hisseyi Yüce Allah, âdiî şeriatı ve apaçık kitabı ile farz kılmıştır. Mîrâs taksim edi­lirken, ölünün mîrâsçı olmayan fakir akrabaları, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, gönülerini hoş etmek için, mîrâs malından onlara da bir mik­tar veriniz, ve onlara "Kusura bakmayın, bu çoluk-çocuğun hakkıdır, malın sahibi biz değiliz" diye güzel söz söyleyerek özür dile­yin. 13

Mirasla ilgili Hadisler

Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:
Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ziyâretime geldi. Ona:
- Yâ Resûlallah! Gördüğün gibi çok rahatsızım. Ben zengin bir adamım. Bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı? diye sordum.
Hz. Peygamber:
- “Hayır”, dedi
- Yarısını dağıtayım mı? dedim. Yine:
- “Hayır”, dedi.
- Ya üçte birine ne buyurursun, yâ Resûlallah? diye sordum.
- “Üçte birini dağıt! Hatta o bile çok. Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp da halka avuç açtırmaktan hayırlıdır. Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın” buyurdu. 14

İbn Abbâs'dan demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (şöyle) buyurdu. Geride bıraktığı malı belirli pay sahipleri arasında Allah'ın kitabına göre bölüştürünüz. Belirli hisselerden arta kalanı da (ölüye) en yakın plan erkeğe veriniz. 15

Imrân b. Husayn (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Adamın biri Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle demişti: Oğlum öldü onun mirasından bana ne düşer? Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: Senin hissen altıda birdir buyurdu. Adam dönüp giderken çağırdı ve; Sen asabe olduğun için sana altıda bir daha vardır buyurdu. Yine adam dönüp giderken; Sonuncu altıda bir verilen bahşiş falan olmayıp oda senin hakkındır, onu da yiyebilirsin buyurdular. 16

Özetle, bu şekilde Kur'an ve sünnet ile sabit olan miras paylaşımına uyulmazsa Kur'an'ın emrine uyulmamış olur. Bu durumda yapılan miras paylaşımına doğru dememiz uygun olmayacaktır.

Kaynakçalar
  1. Hamza Aktan, Miras, TDV İslam Ansiklopedisi, Ankara 2020, c.30, s.143-145

  2. Ali Bardakoğlu, Feraiz, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1995, c.12, s.362-363

  3. Nisa, 4/11

  4. Muhammed Ali Es-Sudari, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, İstanbul 2003, c.1, s. 496

  5. Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, İstanbul 2003, c.1, s. 496-497

  6. Nisa, 4/12

  7. Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, İstanbul 2003, c.1, s.497-498

  8. Nisa, 4/13

  9. Nisa, 4/14

  10. Nisa, 4/176

  11. Muhammed Ali Es-Sudari, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, İstanbul 2003, c.2, s.54

  12. Nisa, 4/7-8

  13. Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, c.1, s. 490

  14. Buhârî, Cenâiz 36

  15. Müslim, Feraiz 2

  16. Ebû Dâvûd, Feraiz 6


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız