Risale-i Nur'da geçen ilgili yer şöyledir:
On Üçüncüsü: Hafız Halid’dir. Kendisi diyor: Evet, ben i‘tiraf ediyorum, Üstadımın hizmet-i Kur’aniyede neşrettiği asarın tesvidinde hararetli bir surette bulunduğum zaman, mahallemizde bir cami‘ imamlığı vardı. Eski kisve-i ilmiyemi giymek ve sarığımı bağlamak niyetiyle muvakkaten hizmet-i Kur’aniyeye fütur verip, bilmeyerek çekildim. Maksadımın aksiyle şefkatli bir tokat yedim. Sekiz dokuz ay imamlık ettiğim halde, müftünün de çok va‘dlerine rağmen, fevkalade olarak sarığımı saramadım. Şübhemiz kalmadı ki, bu şefkatli tokat, o kusurdan geldi. Ben Üstadımın hem bir muhatabı hem bir müsevvidi idim. Benim çekilmem ile tesvid hususunda sıkıntı çekmişti. Her ne ise, yine şükür ki, kusurumuzu anladık ve bu hizmetin de ne kadar kudsi olduğunu bildik ve arkamızda Şah-ı Geylani gibi, melek-i sıyanet gibi bir Üstadımız bulunduğuna i‘timad ettik.
Hafız Halid1
Hafız Halid ağabey Risale-i Nur’un tesvit (müsvedde yapma, bir yazıyı daha sonra temize çekmek üzere özenmeden hızlıca yazma) hizmetinde gayretli bir şekilde çalışmakta iken, mahallesindeki camide imamlık yapma durumu söz konusu olur. Hafız Halid ağabey bu vazifeyi almak ister. Çünkü hafız olduğu için, eskiden sürekli taktığı ve ilmi bir sembol olan sarığı, imamlık vazifesi vesilesiyle tekrar sarmayı arzu eder. Hatta müftü de sarığını sarabileceği noktasında ona söz verir. Bu vazife sebebiyle Risale-i Nur’un tesvit hizmetine ara verir.
Sarık sarmak için bu hizmeti ihmal eder ama maksadının zıttıyla tokat yer. Sekiz-dokuz ay imamlık yaptığı halde, müftünün de söz vermesine rağmen, sarığını saramaz. Sarık saramamasını, Risale-i Nur hizmetine ara vermesinin bir tokadı olarak değerlendirir. Bu vesileyle Risale-i Nur hizmetinin ne kadar kudsi olduğunu bir kez daha anladığını ifade eder.
Burada geçen “sarık” ifadesi, namazda ve imamlık vazifesinde başa sarılan maddi sarık anlamındadır. Kıssanın bağlamında bunun dışında mecazî veya sembolik bir anlam kastedilmemektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.48

