Bağış Yap

26.08.2026

Allah İçin Sevmek ve Buğzetmek/Vela ve Bera

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

vela ve bera nedir?

31.08.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Velâ sözlükte, birinin arkadaşı ve dostu olmak anlamına gelmektedir.1 Velâ ıstılah anlamı itibariyle ise, Allah ve Peygamber’i (sav) sevmek, İslam dinini ve ona uyan Müslümanları sevmek; Allah, Peygamber, İslam ve Müslümanlar uğrunda mücadele etmek, onların zaferini söz, fiil ve inanç ile milletçe arzulamaktır.

Berâ ise şirkten, müşriklerden, şirke dayananlardan; Allah dışında her ne olursa olsun tapınılan bütün şirk unsurlarından ve onlara ibadet etmekten nefret etmektir. 2 Berâ'nın müradifi olan buğz ise sevgisizlik, birilerine karşı içinden kin ve nefret duymak, düşmanlık beslemek demektir. 

Nitekim es-S‘adî bu kavramları özetle şöyle ifade etmektedir:

Velâ’ ve berâ’ sevgi ve nefrete tabi olduğundan, imanın temeli Allah için Allah’ın nebilerini ve ona itaat eden kullarını sevmek ve Allah’ın düşmanlarını ve O’nun nebilerinin düşmanlarından nefret etmektir3

Bu kavramların ifade ettiği manaları taşıyan hadisler ise şöyledir:

İbn Abbas (r.a.) Resulullah (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “İmanın en sağlam dayanağı Allah için dostluk etmek, Allah için duşmanlık yapmak; Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir4

Allah için sevenin, Allah için buğzedenin, Allah için verenin ve Allah için menedenin imanı kemale erer, olgunlaşır.5

“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.6

Bediüzzaman Hazretleri, “Allah için sevmek” ve “Allah için buğzetmek” kavramlarının doğru anlaşılması gerektiğini vurgulamaktadır. Buna göre kişinin nefsî temayüllerinin buğzuna karışması durumunda, söz konusu tutumun ilâhî maksatların dışına çıkabileceği tehlikesine dikkat çekmekte ve bu konuda iki örnek vermektedir:

Elhâsıl: اَلْحُبُّ فِي اللّٰهِ وَالْبُغْضُ فِي اللّٰهِ وَالْحُكْمُ لِلّٰهِ olan desâtîr-i âliye düstûr-u harekât olmazsa, nifâk ve şikāk meydan alır. Evet وَالْبُغْضُ فِي اللّٰهِ demezse, o düstûrları nazara almazsa, adâlet etmek isterken zulmeder.

Cây-ı ibret bir hâdise: Bir vakit İmâm-ı Alî radıyallâhü anh, bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman, o kâfir ona tükürmüş. O kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: Neden beni kesmedin? Dedi: Seni Allâh için kesecektim. Fakat bana tükürdün, hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim. O kâfir ona dedi: Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Mâdem dininiz bu derece sâfî ve hâlistir. O dîn haktır dedi. Hem medâr-ı dikkat bir vâkıa: Bir zaman bir hâkim, bir hırsızın elini kestiği vakit eser-i hiddet gösterdiği için, ona dikkat eden âdil âmiri onu o vazîfeden azletmiş. Çünkü şerîat nâmına, kānûn-u İlâhî hesabına kesse idi, nefsi ona acıyacak idi. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için adâletle iş görmemiştir.7

Kaynakçalar
  1. Rağıb, Müfredat, s. 885.

  2. Refik Kasım, “Kur’ân’da Velâ ve Berâ: Şeytan, Ehl-i Kitap ve Müşrikler Örneği.” Sosyal Araştırmalar ve Davranış Bilimleri Dergisi (Journal of Social Research and Behavioral Sciences), S. 8, s. 11.

  3. Sa‘dî, Abdurrahman b. es-Sa‘dî, el-Fetâvâ es-Sa‘diyye, Mektebetu’l-Me‘ârif, Riyâd 1982,c.1 , s.98.

  4. Ebû Nu‘aym, Ahmed b. Abdullah el-İsfehânî, Hilyetu’l-Evliyâ’ es-Se‘âde, Mısır ts, I, 312; İbn Recep elHanbelî, Câmi’u’l-‘Ulumi ve’l-Hikem, (3. Baskı), Mustafa el-Bânî el-Halebî, Mısır 1382h, 30.

  5. Tirmizî, Kıyâme, 60

  6. Ebû Dâvûd, Sünnet, 2

  7. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 114.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız