RİSALE-İ NUR

10.07.2026

Kâinattaki Birliğin Allah'ın Birliğine İşareti

Tahavvülat-ı Zerrat Risalesi'nde, "Mevcudattaki birlik, Yaratan'ın birliğine işaret eder" cümlesini açıklar mısınız?

10.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

İkinci Nokta: Her bir zerrede Vâcibü’l-Vücûd’un vücûduna ve vahdetine iki şâhid-i sâdık vardır. Evet, zerre acz ve cümûduyla beraber, şuûrkârâne büyük vazîfeleri yapmakla, büyük yükleri kaldırmakla Vâcibü’l-Vücûd’un vücûduna kat‘î şehâdet ettiği gibi; harekâtında nizâmât-ı umûmiyeye tevfîk-i hareket edip, her girdiği yerde ona mahsûs nizâmâtı mürâât etmekle, her yerde kendi vatanı gibi yerleşmesiyle, Vâcibü’l-Vücûd’un vahdetine ve mülk ve melekûtun mâliki olan zâtın ehadiyetine şehâdet eder.1

30. Söz'de (Zerre Risalesi) Bediüzzaman Hazretleri, en küçük varlık birimi olan zerrelerin/atomların bile Allah'ın varlığına ve birliğine delil olduğunu birçok yönden açıklamaktadır. Metinde geçen "Her bir zerrede Vâcibü'l-Vücûd'un vücûduna ve vahdetine iki şâhid-i sâdık vardır." cümlesi, iki farklı yönden açıklamaktadır.

İlk olarak, her bir zerre Allah'ın varlığına şahitlik eder. Çünkü zerre, şuursuz, cansız ve son derece aciz olduğu hâlde, kendi başına yapamayacağı büyük vazifeleri eksiksiz yerine getirir. Bir karbon atomunun canlı bir hücrede görev alması, bir oksijen atomunun bütün canlıların hayatına hizmet etmesi veya bir zerreciğin toprağa, bitkiye, hayvana ve insana uygun şekilde vazife görmesi, onun kendi ilim ve kudretiyle açıklanamaz. Demek ki o zerreyi sevk ve idare eden sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Yaratıcı vardır. Böylece zerre, acziyle Allah'ın varlığına delil olur.

İkinci olarak ise, zerre Allah'ın birliğine (vahdete) şahitlik eder. Çünkü zerre, hangi varlığın içine girerse girsin, oradaki genel kanunlara tam bir uyum gösterir. İnsan bedeninde de, bir ağacın yaprağında da, havada da, suda da aynı İlâhî düzenin bir parçası olarak hareket eder. Gittiği her yerde sanki oranın bütün kurallarını biliyormuş gibi kusursuz vazife yapar. Bu durum, kâinatın farklı bölgelerini yöneten ayrı ayrı güçlerin bulunmadığını, her yeri aynı ilim ve kudretle idare eden tek bir Hâlık'ın bulunduğunu gösterir.

Evet, kâinata dikkatle bakıldığında, bütün varlıklar arasında büyük bir birlik ve uyum görülür. Aynı fizik kanunları yıldızlarda da dünyada da geçerlidir. Aynı atomlar hem insanın bedeninde hem bitkilerde hem de dağlarda bulunur. Su, hava, ışık ve toprak, bütün canlılara ortak şekilde hizmet eder.

Eğer kâinatın farklı bölümlerini farklı yaratıcılar yönetmiş olsaydı, bu kadar kusursuz birlik, uyum ve ahenk ortaya çıkmazdı. Her biri farklı kanunlar koyar, farklı düzenler meydana getirirdi. Hâlbuki en küçük zerreden en büyük galaksilere kadar tek bir nizamın işlemesi, bütün varlıkların aynı emirle hareket ettiğini göstermektedir. Nasıl ki bir orduda bütün askerlerin aynı disiplin içinde hareket etmesi tek bir komutanın emrine işaret ederse, bütün mevcudatın aynı kanunlara bağlı olarak faaliyet göstermesi de bütün kâinatın tek bir Yaratıcının idaresi altında bulunduğunu gösterir.

Netice itibarıyla Bediüzzaman Hazretleri, zerrenin hem acziyle Allah'ın varlığını hem de kâinatın her yerindeki ortak düzene uyum sağlamasıyla Allah'ın birliğini ispat ettiğini nazara vermektedir. Varlıklardaki bu birlik ve bütünlük, kâinatın tek bir irade tarafından yaratılıp yönetildiğinin en açık delillerinden biridir. Bu sebeple kâinattaki nizam, ahenk ve birlik, Yaratıcı'nın da bir, eşsiz ve ortağı bulunmayan Allah olduğunu göstermektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 235.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız