Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

26.10.2026

"...Sani’in vacib ve vahid olduğuna her şeyde iki şahid olduğu gibi, Halık’ın Ehad ve Samed olduğuna da her bir zihayatta iki ayet vardır" Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

26.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Hazretleri, Mesnevi-i Nuriye risalesinin Lem’alar kısmının On Üçüncü Lem’ası'nda bu hakikatleri ele alır. Şöyle der Bediüzzaman Hazretleri:

Arkadaş! Zerrelerden tut, ta seyyarelere kadar; nefislerden tut, ta şemslere varıncaya kadar her şey, zatında ve hakikatinde sabit olan acz ve fakrın lisanıyla Sani‘in vücub-u vücudunu i‘lan eder.1

Burada Bediüzzaman Hazretleri, varlıkların özelliklerinden onları yaratan Yaratıcı’ya ulaşır. Varlıklara bakıldığı zaman, küçük büyük fark etmeksizin, hayat sahibi olsun veya olmasın, şuur sahibi olsun veya olmasın, ayırmaksızın her bir varlığın en temel iki özelliği vardır. Bunlardan birincisi acizlik, yani güçsüzlük ve kudretsizlik; diğeri ise fakirlik, yani kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ve görecek bir sermayelerinin olmamasıdır. Bu iki durum, sonradan yaratılan varlıkların özelliğidir. Bir varlıkta acizlik varsa, fakirlik varsa o, başkasına muhtaç demektir. Bu muhtaçlık, var olmaya kadar gider. Dolayısıyla, varlıklardaki bu acizlik ve fakirlik, onların sonradan yaratıldıklarını gösterir. Bu ise onların bir yaratıcılarının olması hakikatine bizi götürür. O Yaratıcı ise varlığı vacip olan, varlığı zorunlu olan; yani var olmak için aciz ve fakir varlıklar gibi birisine muhtaç olmayan Allah’tır. Bediüzzaman Hazretleri şöyle devam eder:

Ve keza, acziyle beraber nizam-ı umuminin bozulmaması için hamil bulunduğu acib ve mühim vazifeler cihetiyle Sani‘in vahdetine delalet eder.2

Ancak her şeydeki bu acizlik ve fakirliğe rağmen, evrenin düzeninin bozulmadığını ve her şeyin kendisine verilen görevi eksiksiz yerine getirdiğini görmekteyiz. İşte her şeyin güçsüzlüğü ve fakirliği ile beraber, kendi güç ve kuvvetlerinin çok üstünde işleri yapması ve görevleri yerine getirmesi, onları yapan zatın BİR olduğuna ve sonsuz kuvvet ve gücü ile bu işleri gördürdüğünü gösterir. Küçük bir çam çekirdeğinin başında koca bir ağacın programını taşıması, toprağın sayısını bilemediğimiz kadar sebze ve meyveye kazan olması, trilyonlarca yıldızın düzenini bozmadan uzayda seyahat etmesi gibi.

Bu hakikatleri ifade ettikten sonra Bediüzzaman Hazretleri, bir başka hakikat penceresini şöyle açar:

Binaenaleyh, Sani‘in vacib ve vahid olduğuna her şeyde iki şahid olduğu gibi, Halik’ın Ehad ve Samed olduğuna da her bir zihayatta iki ayet vardır.3

Varlıklardaki acizlik, fakirlik ve bu acizlik ve fakirliklerine rağmen harika işler görmeleri ve düzenlerinin bozulmaması, nasıl ki Allah'ın vacip yani varlığının zorunlu olmasına ve bir olmasına delil ise aynen öyle de hayat sahiplerindeki bu acizlik ve fakirlik, Allah’ın Ehad ve Samed olduğunu gösteren iki ayettir.

EHAD: Sözlükte, öyle bir zattır ki onun için ikincisi tasavvur olunmaz anlamında kullanılmaktadır. Vasıf olarak Cenab-ı Hak’tan başkası için kullanılmaz. Ehad, Cenab-ı Hakk’ın esma-yı hüsnasındandır. Allah Teala’nın ismi olan Ehad, ezel ve ebedde hep bir olan ve beraberinde bir diğeri bulunmayan ferd demektir.4

SAMED: Allah'a nisbet edildiğinde "ihtiyaçlarını gidermesi için herkesin başvurduğu, yaratılmışlara özgü acz ve ihtiyaçtan münezzeh ebedi ve baki yüce varlık" manasına gelir.5

Yukarıdaki ifadede geçen ayetlerden ilki, hayat sahiplerindeki acizlik, yani güçsüzlüktür. Evet, hayat sahiplerinin düşmanları sonsuzdur. Ve kendilerini bu düşmanlarından koruyacak bir güç ve kuvvetleri yoktur. Bu hal, hayat sahiplerini gücü ve kudreti sonsuz ve kendisi gibi bir ilah daha düşünülmeyen Ehad olan Allah’a ulaştıran bir ayettir. Evet, her hayat sahibi düşmanlarına karşı bir dayanağa ve onu düşmanlarının şerrinden koruyacak bir güce muhtaçtır. Kendi güçsüzlüğünü ve kudretsizliğini gören bir hayat sahibi elbette gücü ve kudreti sonsuz, kendisinden başka ilah olmayan EHAD olan Allah’ı bulacaktır.

İkinci ayet ise hayat sahiplerindeki fakirliktir. Bu, öyle bir fakirlik halidir ki buna bir sınır çizilemez. Sonsuzdur. Onun için Bediüzzaman Hazretleri, nefsi tarif ederken fakirliğinin sonsuz olduğunu söyler.6 Bu fakirlikle beraber, hayat sahiplerinin ihtiyaçları da sonsuzdur. İşte bu sonsuz muhtaç olma hali ve fakirlik, kendisine muhtaç olunan Yaratıcı’ya açılan bir pencere ve onu gösteren bir ayet, bir delildir. İnsan, kendisindeki bu muhtaç olma halini ve fakirliğini bu şekilde okuyabilirse SAMED olan Allah’ı bulur. Ve bütün ihtiyaçlarını karşılar. Sonsuz bir zenginliği elde etmiş olur. Fakirliliğini zenginliğe çevirmiş olur.

Sonuç olarak, hayat sahiplerindeki bu iki ayet acizlik ve fakirliktir ki Ehad ve Samed olan Allah’a bizi ulaştırır ve onu gösterir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.15.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15.

  4. Muhlis Körpe, Risale-i Nur Istılahları, Süeda Yayınları, Isparta 2023, s. 44-45.

  5. Bekir Topaloğlu, "Samed", TDV İslam Ansiklopedisi, 2009, c. 36, s. 68-69

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 1.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız