Yapay zekâ araçlarının bilgileri hangi kaynaklardan topladığını çoğu zaman kesin olarak bilemiyoruz. Dolayısıyla bu araçlar, muteber ve güvenilir kaynakların yanı sıra güvenilirliği tartışmalı internet sitelerinden, kitaplardan veya çeşitli dijital içeriklerden de bilgi aktarabilmektedir. Ayrıca yapay zekâ, farklı kaynakların güvenilirlik derecelerini her zaman doğru şekilde ayırt edememekte ve zayıf, tartışmalı veya hatalı bir görüşü sahih ve kesin bir bilgi gibi sunabilmektedir.
Bunun yanında, bazı durumlarda âyet, hadis veya âlimlerin sözlerini gerçekte mevcut olmadığı hâlde üretebildiği avam tabirle uydurduğu; mevcut bir metni eksik, hatalı veya bağlamından kopuk şekilde aktarabildiği görülmektedir. Özellikle âlimlere ait olmayan sözlerin meşhur âlimlere nispet edilmesi, gerçekte bulunmayan kitap, cilt, sayfa veya hadis numaralarının kaynak olarak gösterilmesi gibi hatalarla karşılaşılabilmektedir. Arapça metinlerin tercümesinde de kelimelerin ilmî ve ıstılahî anlamları gözden kaçırılarak metnin maksadı veya hükmü değişebilmektedir.
Ayrıca yapay zekâ, bir âyet veya hadisin öncesi ve sonrasındaki bağlamı yeterince dikkate almadan değerlendirme yapabilmekte; âyet ve hadislerin umum-husus, mutlak-mukayyed, nâsih-mensuh gibi usul açısından değerlendirilmesini göz ardı ederek doğrudan hüküm çıkarabilmektedir. Fıkhî meselelerde ise mezhepler arasındaki farklılıkları yeterince ayırt edemeyerek belirli bir mezhebin görüşünü bütün İslam âlimlerinin ortak görüşü gibi sunabilmekte veya âlimler arasındaki ihtilaflı bir meseleyi kesin bir hüküm şeklinde ifade edebilmektedir. Hâlbuki bazı dinî hükümlerin anlaşılmasında kişinin şartları, zaruret, örf, maslahat ve meselenin ayrıntıları gibi hususlar da önem taşımaktadır.
Bu sebeplerden dolayı din, inanç, ibadet ve helal-haram gibi hassas meselelerde yapay zekâdan elde edilen bilgilerin tek başına esas alınmasını tavsiye etmiyoruz. Yapay zekâ, araştırma sürecinde yardımcı bir araç olarak kullanılabilir; ancak özellikle âyet, hadis, fetva ve âlimlere nispet edilen sözler söz konusu olduğunda verilen bilgilerin muteber ve asıl kaynaklardan mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Fıkhî ve itikadî açıdan önem taşıyan meselelerde ise güvenilir kaynaklara ve alanında ehil âlimlere başvurulması daha doğru ve ihtiyatlı bir yaklaşım olacaktır.

