İslam hukukunda canlı varlıkların tasviri konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.), özellikle putperestlik ve tasvirlere kutsallık atfetme uygulamalarının bulunduğu dönemde tasvir ve heykel konusunda çeşitli yasaklar getirmiştir. Nitekim tasvir yapanları ağır şekilde uyaran ve içinde suret bulunan evlere meleklerin girmeyeceğini bildiren hadisler bulunmaktadır.1
Fakihlerin çoğunluğu bu hadislerden hareketle canlı varlıkların tam ve belirgin suretlerinin yapılmasını caiz görmemiştir. Bununla birlikte tasvirin şekli, kullanım amacı ve niteliği konusunda farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Bazı fakihler başı bulunmayan veya canlılık vasfını ortadan kaldıracak şekilde eksik olan tasvirleri bu yasağın dışında tutmuş; bazıları da oyuncak, eğitim ve benzeri amaçlarla kullanılan tasvirler konusunda daha müsamahalı davranmıştır.2
Günümüzde fotoğraf, video, dijital çizim, animasyon ve yapay zekâ ile oluşturulan görsellerin klasik dönemlerdeki tasvirlerle aynı hükme tâbi olup olmadığı konusunda çağdaş âlimler arasında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı âlimler bunları tasvir yasağı kapsamında değerlendirirken, bazıları dijital görüntülerin klasik anlamdaki sabit tasvirlerden farklı olduğunu kabul etmektedir. Dijital görüntüleri klasik tasvir hükmünde görmeyen görüşe göre, meşru bir amaçla kullanılan ve dinî ve ahlâkî esaslara aykırı olmayan dijital çizim, animasyon, illüstrasyon ve benzeri görsellerin kullanılmasında sakınca bulunmamaktadır. Bu görüş doğrultusunda tarih, eğitim, bilim ve belgesel çalışmalarında tarihî şahsiyetlerin temsili dijital çizimlerinden yararlanmak caizdir.
Bununla birlikte tarihî şahsiyetlerin tasvirinde iki hususa dikkat edilmelidir:
Birincisi: Tasvir, kişinin gerçek fotoğrafı veya kesin portresi gibi sunulmamalıdır. Gerçek görünümü bilinmeyen bir kişinin hayalî olarak oluşturulan görüntüsü, “temsili çizim” şeklinde belirtilmelidir. Böylece kişiye gerçekte bulunmayan bir görünüş veya özellik isnat edilmesinden kaçınılmış olur.
İkincisi: Bir Müslüman tarihî şahsiyetin mutlaka belirli bir şekilde sakallı çizilmesini gerektiren genel bir fıkhî hüküm bulunmamaktadır. Ancak kişinin sakallı olduğu tarihî kaynaklarla biliniyorsa, tarihî gerçekliğe uygun hareket edilmesi daha doğru olur. Sakalının şekli veya uzunluğu bilinmiyorsa, sanatçının yaptığı çizim temsili olduğu açıklandığı sürece belirli bir sakal biçiminin kullanılması tek başına haram kabul edilmez.
Osmanlı minyatürleri açısından da benzer bir değerlendirme yapılabilir. Geçmişte yapılmış bir minyatürün taranarak veya fotoğrafı çekilerek dijital ortama aktarılması, yeni bir tasvir meydana getirmekten ziyade mevcut tarihî bir eserin dijital ortamda gösterilmesidir. Dijital görüntüleri klasik tasvir hükmünde görmeyen görüşe göre, bu minyatürlerin tarih, eğitim, araştırma ve kültürel amaçlarla dijital ortamda kullanılması caizdir. Öte yandan peygamberlerin ve sahâbenin tasvir edilmesinden kaçınılması, İslam'ın dinî hassasiyetleri ve yerleşmiş ilmî geleneği bakımından uygun olan tutumdur.
Netice itibariyle, dijital görüntüleri klasik tasvir yasağından farklı değerlendiren çağdaş görüş esas alındığında;
Tarih, eğitim, bilim ve belgesel amacıyla tarihî şahsiyetlerin temsili dijital çizimlerini kullanmak caizdir.
Bu çizimlerin gerçek fotoğraf veya kesin portre olmadığı açıkça belirtilmelidir.
Tarihî şahsiyetlere gerçekte sahip olmadıkları özelliklerin kesin bir gerçeklik olarak isnat edilmesinden kaçınılmalıdır.
Müslüman tarihî şahsiyetlerin mutlaka belirli bir şekilde sakallı gösterilmesi dinî bir zorunluluk değildir. Ancak bilinen tarihî özelliklere uygun davranılması daha isabetlidir.
Osmanlı minyatürleri gibi geçmişte yapılmış tasvirlerin dijital ortama aktarılması, dijital görüntüyü klasik tasvirden farklı kabul eden görüşe göre tarihî ve eğitimsel amaçlarla caizdir.
Görsellerin tesettür ve mahremiyet kurallarına aykırı, müstehcen, dinî değerlere saldırı niteliğinde olmaması gerekir.
Peygamberlerin ve sahâbenin temsili görüntülerinin kullanılmasından kaçınılmalıdır.
Buna göre, tarih dergisi, tarihî belgesel ve eğitim materyallerinde kullanılmak üzere hazırlanan temsili dijital çizimlerin ve yapay zekâ ile oluşturulan tarihî şahsiyet görsellerinin, yukarıdaki şartlara riayet edilmesi kaydıyla, dijital görüntüleri klasik tasvir hükmünden farklı değerlendiren görüş doğrultusunda kullanılmasında dinen sakınca bulunmamaktadır. (Din İşleri Yüksek Kurulu)
Buhârî, Büyû‘, 36; Bed’ü’l-halk, 7; Libâs, 89, 92, 95; Müslim, Libâs, 26
Kâsânî, Bedâiʿu’s-Sanâiʿ, V, 127; Cezîrî, Kitâbü’l-Fıkh ale’l-Mezâhibi’l-Erbaa, II, 34

