Sarık, kökeni İslam’dan önceki dönemlere kadar uzanan ve özellikle Arap toplumunda güneşten ve sıcaktan korunma amacıyla kullanılagelmiştir. İslamiyetle birlikte Peygamber Efendimizin'de (sav) kullanmasıyla sünnet olarak yer edenmiştir. İslamiyetin bir şiarı, alameti, belirtisi olmuştur. Tarih boyunca alimler, müderrisler ve din görevlileri sarığı ilmin, vakar ve ciddiyetin sembolü olarak görmüş, Osmanlı Devleti başta olmak üzere birçok İslam toplumunda sarık, ilmi ve sosyal bir kimlik işareti haline gelmiştir.
Sarığın İslam kültüründeki yeri yalnızca tarihi ve sembolik anlamıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda Peygamber Efendimiz'in (sav) bizzat uygulamalarıyla şekillenmiştir. Peygamber Efendimiz sarığın ucunu bazen arkasına bazen de sağ tarafına doğru sarkıtmıştır. Sarık ve sarığın ucunun sarkıtılması ilgili bazı hadisler şunlardır:
Bizimle müşrikler arasındaki fark, başlıklar üzerindeki sarıklardır.1
Hz. Aişe bildiriyor: Resulullah (sav) işittiği bir sesin üzerine aniden fırlayıp çıktı. Ben de neler olduğunu görmek için peşinden gittim. Sesin sahibi atının yelesine dayanmıştı. Bu kişinin Dihyetul-Kelbî olduğunu gördüm. Yine gördüğüm kadarıyla sarık takmış, sarığının ucunu da omuzlarının arasına salmıştı. Resulullah (sav) yanıma girdiğinde ona: "Aniden fırlayıp çıktın. Senin böyle kalktığını gördüğümde ben de bakmak için peşinden çıktım ve sesin sahibinin Dihyetu'l-Kelbî olduğunu gördüm" dedim. Resulullah (sav): "Onu gördün mü?" diye sorunca: "Evet" karşılığını verdim. Resulullah (sav): " O , Cebrail'di. Kurayza oğulları üzerine yürümemi emretti" buyurdu. 2
Ebu Umame diyor ki: Resulullah (sav), vali tayin edeceği kişiyi sarık sarmadan bırakmazdı. Sağ tarafından kulak hizasına dek ucunu da sarkıtırdı. 3
Ebû Said Amr b. Hureys’ten (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: İki omzunun arasından uçlarını sarkıttığı siyah bir sarıkla Resulullah , hala gözlerimin önündedir.4
Sonuç olarak Peygamber Efendimiz sarığı bazen iki omzunun arasına doğru bazen de sağ önüne doğru sarkıtmıştır.
Ebû Dâvûd, Libâs, 21
Delâilü’n-Nübüvve, İmam Beyhaki, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2017, c.3, s.109
Mecmauz Zevaid ve Menbaul Fevaid, Nureddin El-Heysemi, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2015, c.8, s.399
Müslim, Hac, 452

