İlk sorunuzla ilgili olarak aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz.
İkinci soruya gelince; bu mesele doğrudan ispat edilebilecek bir husus değildir. Zira Levh-i Mahfûz’u müşahede edip görebilecek bir durumda değiliz. Fakat Bediüzzaman Hazretlerinin bu mevzudaki beyanı, bizim için kâfi bir delildir:
..Asr-ı Saadet’ten beri böyle hârika bir sûrette mu‘cizeli olarak yazılmasına hiç bir kimse kādir olmadığı hâlde, Risâle-i Nûr’un kahraman bir kâtibi olan Husrev’e, Yaz emri buyurulmasıyla, Levh-i Mahfûz’daki yazılan Kur’ân gibi yazılması...1
Ayrıca ehl-i kalb ve ehl-i keşiften bazı zâtlar, mânevî âlemde Hüsrev Efendi'nin yazdığı Kur'an'ın Levh-i Mahfûz’daki Kur’ân yazısına benzediğini veya ona yakın olduğunu ifade etmişlerdir. Bu zâtların beyanları, doğrudan ispat mahiyetinde olmamakla beraber, meseleyi destekleyen mühim bir işaret sayılır. İlgili metin şöyledir:
“Hatta müteaddid (bir çok) yerlerde ehl-i kalb ve ehl-i hakikat (evliya ve alimler) demişler: Bu tarz yazı Levh-i Mahfuz’un (herşeyin yazılı olduğu kader levhası) yazısına benziyor ve ona yakındır, diye hükmetmişler.” 2
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 261.
Osmanlıca Rumûzât-ı Semâniye, s. 136.

