Diğer Peygamberler

29.05.2008

35443

Peygamberlerin Gönderilmesinin Sebebleri Nelerdir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Allah niçin peygamberler göndermiştir? Bunun hikmetleri nelerdir?

29.05.2008 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Dinimize göre peygamberler, Allah’ın insanlığa rahmetinin gereği olarak gönderdiği bir lütuf, bir ihsandır. İnsanlar, dinî ve dünyevî konularda kendilerine yol gösteren, hayatın gayesini ders veren, dünya ve ahiret saadetini kazanmaya vesile olan peygamberlere muhtaçtır.
İnsanlar, kendilerine bilmedikleri şeyleri öğreten öğretmenlere muhtaç oldukları gibi, bilmedikleri iman, ibadet, ahlak gibi konuları öğreten peygamberlere de muhtaçtır. Bu hakikat Kurân’da şöyle zikredilmektedir:

Nitekim içinizde sizden bir peygamber gönderdik; size ayetlerimizi okuyor, sizi (günahlardan) temizliyor, size Kitâb’ı ve hikmeti (Kitabdaki hükümleri) öğretiyor ve size bilmiyor olduğunuz şeyleri öğretiyor.1

Peygamberliğin hikmet ve lüzumunu gerektiren bir çok sebebi olmakla beraber bizler sadece 8 başlıkla bu konuya değinmeye çalışacağız:
1)      Bir Kitap Muallimsiz Anlaşılmaz   

Şu dünyaya gelen her insan Dünyamızın ve evrenin mükemmel bir kitap gibi yaratıldığını fark eder. Bütün fen bilimleri, kâinatın mükemmel bir kitap gibi yazıldığını ortaya koymaktadır. Astronomi bilimi gökyüzünü, coğrafya yerin hareketlerini ve yeryüzü şekillerini, biyoloji canlıları, tıp insan bedenini ve diğer bilim dalları da farklı farklı konuları araştırmıştır. Kâinatı araştıran her bir bilim dalı kendi sahasıyla ilgili yüzlerce belki binlerce kitap yazmıştır.

Elbette bir şeyi yapan bilir, bilen konuşur. Madem şu evreni sonsuz kudret, ilim, irade sahibi olan Yüce Rabbimiz yaratmıştır. Yarattığına göre, yarattığı şeylerin gayeleri hakkında konuşmak da O’na aittir. Çünkü varlıklar hakkında en doğru hakikatleri, hikmetleri, gayeleri ancak O (c.c.) bilir. Elbette bu gaye ve hikmetleri bildirmek için konuşacaktır. Madem konuşacak, konuşmasını bilen, konuşulanları anlayan akıl ve şuur (anlayış) sahibi olanlarla konuşacaktır. Bunlar için de anlayışı en mükemmel olan, kendilerine bildirilen fermanları ve kitapları anlayıp anlatacak olan ve yaşantısıyla da diğerlerine en güzel şekilde örnek olacak insanlarla konuşacaktır.2

İşte Rabbimiz bunun için kendisine elçiler, peygamberler seçmiştir. Şüphesiz bütün varlıklar içinde en üstün akıl ve kabiliyete sahip olanlar insanlardır. Onlar içinde de Allah ile muhatap olmaya en layık kimseler ise en güzel ahlak ve anlayış sahibi olan; üstün kabiliyetlerle donatılmış olan peygamberlerdir. Bu sebeple Rabbimiz, bu seçkin ve mükemmel ahlak sahibi peygamberlerle gönderdiği vahiyler ve kitaplar vesilesiyle konuşmuştur.

2)      Doğru Allah İnancı Peygamberlerle Bilinebilir

Düşünen ve aklını kullanan her insan, kâinatın ve varlıkların mükemmel bir sistem, hassas bir ölçü ve harika bir düzen ile yaratıldığını görmektedir. Öyle ise bu hassas ölçüleri ve harika düzeni idare eden ve içerisinde sürekli yeni bir yaratılışla bu kâinatı yaratan bir yaratıcı bulunmalıdır. Çok manalar ifade eden bir kitabın yazarsız olduğunu düşünmek yahut çok sanatlı harika bir resmin ressamsız olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Barındırdığı harikalarla taklit kabul etmez sanat eseri olan şu kâinatın da sanatkârsız olması mümkün değildir. Elbette onu yaratan bir yaratıcı vardır. Fakat akıl tek başına bu yaratıcıyı bulmakta yetersiz kalır. Bundan dolayıdır ki bir peygamberin varlığını kabul etmeyen insanlar, tarih boyunca Allah’ı bulamamış; ya yaratıcının varlığını inkâr etmiş veya güneşe, aya, putlara tapmıştır. Demek insanlar doğru Allah inancını bulmak için Allah’ı kendilerine tanıtacak, bildirecek, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlere muhtaçtır.

3) Allah’ın İsim ve Sıfatları Nübüvvet ile Anlaşılır

Doğru bir Allah inancı ancak peygamberlerle bilinebileceği gibi, Allah’ın isim ve sıfatları da ancak peygamberlerin varlığıyla bilinebilir. İnsan; kendisini yoktan var eden, sayısız nimetlerle besleyen; ayı, güneşi, bulutları, hayvanları ve bitkileri kendisine hizmetkâr kılan yaratıcısını merak ettiği gibi, O yaratıcının isim ve sıfatlarını da merak eder. İşte Rabbimizin bu özelliklerini, isim ve sıfatlarını ancak peygamberler vasıtasıyla bilebiliriz. Eğer peygamberler olmasaydı, Rabbimizin; Rahim (merhamet eden), Kerim (ikram eden), Mün’im (nimet veren), Cemil (güzel), Ğafur (günahları affeden), Settar (kullarının hatalarını örten) gibi daha pek çok isim ve sıfatlarını nereden bilebilirdik! Zira Kur’ân, bize Rabbimizin pek çok isim ve sıfatlarını sevgili Peygamberimiz (sav) vasıtasıyla bildirerek, “En güzel isimler ise Allah’ındır.” buyurmuştur.

Örneğin, Allah’ın cemal ve kemal sıfatları… Her güzellik ve mükemmellik sahibi kendi güzelliğini ve mükemmelliğini görmek ve göstermek ister. Buna göre kâinattaki sayısız güzellik ve sanat; Allah’ın isim ve sıfatlarını görmek ve göstermek istemesindendir.

Konuyla ilgili şöyle bir örnek verilebilir: Bir zamanlar gizli ve keşfedilmeyi bekleyen hazineleri olan bir padişah vardı. Olağanüstü özellikleri olan bu padişah eşsiz bir sanatkâr olmakla birlikte hiç kimsenin bilmediği sırları da bilir ve istediğini istediği gibi kolayca yapabilirdi. O, güzellik ve mükemmellik sahibiydi, iyiliği ve cömertliği de çok severdi. Bu padişah mükemmel özelliklerini ve sanatını hem görmek hem de başkalarına göstermek istedi. Bu sebeple muhteşem bir saray yaptı. Sarayı mükemmel şekilde usta bir sanatkâr hassasiyetiyle süsledi. Daha sonra sanatını göstermek için insanları bu saraya davet etti. Bin bir çeşit ikramların bulunduğu sofralarda onlara ziyafetler verdi. O sarayda bazı elçilerini görevlendirdi. Bu görevlendirilen elçiler; sultanın bu sarayı neden yaptığını, süslemelerin ve işlemelerin ne anlama geldiğini, misafirleri niçin bu kadar güzel ağırladığını ve buna karşılık davet ettiği misafirlerden ne beklediğini bildirdiler.
Aynen öyle de bu kâinat sarayının sahibi olan Allah, sonsuz güzellik ve mükemmelliğini görmek ve göstermek için kâinat sarayını yaratmıştır. O, yeryüzünü çeşit çeşit bitkilerle donatmış; dağlar, denizler ve nehirlerle güzelleştirmiş; gökyüzünü yıldızlarla süslemiştir. Ayrıca Rabbimiz, sayısız ziyafet sofraları kurarak nimetlerini bize en güzel bir şekilde sunmuştur. Yine O, bu sofralara gelen her türlü nimeti özel bir ambalaja sararak ihtiyacımız olan mevsimde bizimle buluşturmuştur. Yaratılışları bu kadar kusursuz yapan ve bizlere her türlü nimeti veren Zât’ın elbette bir gayesi olmalıdır. Bu kadar yapılan işin gayesiz olması mümkün değildir. İşte Yüce Rabbimiz; bu harika eserleri ve eserlerdeki yaratılış gayelerini, bizi niçin bu kadar güzel beslediğini ve bunlara karşılık bizden ne beklediğini görevlendirdiği peygamberler vasıtasıyla bildirmiştir.

Allah’ın hikmet sıfatı da nübüvveti ispat eder. Çünkü bu kâinattaki her varlık, kendisini yaratan zâtın hikmet sahibi olduğunu açıkça göstermektedir. Hikmet sahibi yaratıcının, bir peygamberi insanlara göndererek onları niçin yarattığını ve onlardan neler istediğini bildirmesi de sonsuz hikmetinin gereğidir. “Güneş, ışığı; ışık, gündüzü gerektirdiği gibi kâinattaki hikmetler de Risalet-i Ahmediyeyi (sav) gerektiririr.” 3

Allah konuşan (kelam sahibi) bir varlıktır. O’nun yaratıcı oluşu nasıl ki kâinatı ve içindekileri vücuda getirmiştir, aynen öyle de konuşan bir varlık oluşunun da tecelli etmesi gerekmektedir. Allah’ın, kulları arasından seçtiği peygamberler aracılığıyla onlara emir ve yasaklarını bildirmesi O’nun kelam sıfatının tecellisidir.
4) İman Esaslarını En Güzel Peygamberler Anlar ve Anlatır

Biz insanlar dünya hayatında beş duyu organımızla fark ettiğimiz şeylerin bile iç yüzünü anlamakta zorlanırız. Bunun için ilk insanın dünyaya gelişinden beri gözümüz önündeki bu şeyleri anlamaya çalışırız. Fakat yüzyıllar geçtiği halde beş duyu organımızla fark ettiğimiz bu şeyleri tamamıyla anlayamamış, bunun için sürekli araştırmalara devam etmişizdir. Beş duyu organıyla anlamaya çalıştığımız bu şeyleri tamamen anlamaktan aciz olan biz insanların, görmediği ve gayb âlemlerine ait olan iman esaslarını elbette sadece aklıyla yeterli bir şekilde anlaması ve bilmesi mümkün değildir.

Meleklerin varlığını ve özelliklerini, öldükten sonra dirilmeyi (haşri), hesaba çekilmeyi, cennet ve cehennemi ve orada bizi nelerin beklediğini sadece aklımızla kavrayabilmemiz mümkün değildir. İşte bütün bu iman esaslarını ve ayrıntılarını ancak Rabbimizin kendilerine kitap verdiği peygamberler doğru olarak bildirebilir.
5) İbadetler Peygamberler Vasıtasıyla Bilinebilir

İnsanlar, Allah’ın varlığını akıllarıyla bulsalar bile, “Bize had ve hesaba gelmez nimetleri veren Allah, bizi niçin yarattı, Allah’ın bizden istediği nedir?” sorularının cevabını akıllarıyla bulamazlar.

İşte peygamberler; ‘ibadet’ dediğimiz yaratılışımızın sebeplerini, hikmetlerini Allah’ın kendilerine bildirmesiyle insanlara öğretirler. Hangi ibadetleri, nasıl ve ne kadar yapacağımızı ancak onlardan öğrenebiliriz. Üstelik onlar yalnızca öğretmekle kalmaz, bizzat bu ibadetleri yaparak insanlara fiilen örnek olurlar.” 4

Dinî emir ve yasakların, helal ve haramların öğrenilmesi ve bunların uygulanılış şekilleri de ancak peygamberlerin rehberliği ile mümkün olabilir. Örneğin Rabbimiz birçok ayette namaz kılmayı emretmiş, fakat bu ibadetin yerine getirilme biçimini Sevgili Peygamberimizin (sav) uygulamalarına havale etmiştir. Namaz için Sevgili Peygamberimiz (sav), “Beni nasıl namaz kılarken gördüyseniz öyle namaz kılın!”5 ; hac ibadeti için de “Hac ibadetinin yerine getiriliş şeklini benden alınız.” buyurmuştur.6 Rabbimiz; oruç, zekât, nikâh, yenmesi haram olan ve olmayan şeyler gibi pek çok şeyin temel esaslarını belirlemiş, bunların uygulama ve ayrıntısını ise yine Sevgili Peygamberimize (sav) bırakmıştır.

6)      Bireysel ve Toplumsal Ahlak Kurallarını Bize Ancak Peygamberler Öğretebilir

Şahsi hayatımızda ve toplum hayatında doğru ile yanlış, güzel ile çirkin, faydalı ve zararlı olan şeyler nelerdir? Aile hayatında anne, baba ve çocuklar arası ilişkiler, akrabalar arası ilişkiler ve toplum hayatındaki ilişkiler nasıl olacaktır? Bunlar kişilere, zaman ve zemine göre değişiklik gösterir.  Birine göre doğru ve güzel olan diğerine göre yanlış ve çirkin, bir zaman doğru ve güzel kabul edilen, bir zaman sonra yanlış ve çirkin görülebilir. O zaman doğrunun ve güzelin ölçüsü kişiler değil, bütün her şeyi yaratan ve yarattıklarını en iyi bilen yüce Rabbimiz olmalıdır. Buna göre insanlar; şahsi, ailevi ve toplum hayatını nasıl düzenleyeceklerini, bu konulardaki mutlak doğru ve yanlışları ancak Rabbimizin gönderdiği peygamberler vasıtasıyla bilebilirler. Aksi halde pek çok problemle karşılaşırlar, hayat çekilmez olur. Günümüzde fert, aile ve toplum hayatında görülen bütün sıkıntılar bunu açıkça göstermektedir.7

7) İnsanlar, Hayatlarını Düzenlemek İçin Peygamberlere Muhtaçtır
İnsan her şeyin en iyisini arzu eder. En iyi ev, en iyi araba, en iyi yiyecek, en iyi elbise, en iyi ayakkabı… İnsanın bütün bu arzularını en iyi şekilde yerine getirebilmesi için farklı sanat dallarına ihtiyacı vardır. Fakat insanın kendi başına bütün farklı sanat ve meslek dallarında tecrübe sahibi olması mümkün değildir. Yani bir insan hem mühendis hem mimar hem doktor hem çiftçi hem marangoz olamaz. Bundan dolayı insanın yardımlaşmaya, dayanışmaya ve iş bölümü yapmaya ihtiyacı vardır. Ancak böylelikle insan, birçok alanda uzmanlaşan insanlardan istifade ederek arzu ettiği en iyi şeylere kavuşabilir.

İnsan, başka insanlarla sosyal münasebetler kurmak zorunda olan bir varlıktır. İnsanın akıl, öfke, iştiha gibi duygu ve kabiliyetlerine herhangi bir sınır konmamıştır. Bu duygu ve kabiliyetler kendi haline bırakıldığında, herkes olayları kendi menfaatine göre değerlendirecektir. Menfaatlerin çakıştığı noktada haksızlıklar, zulümler baş gösterecektir. Bu haksızlık ve zulümlerin olmaması ve sosyal münasebetlerin sağlıklı bir şekilde yürümesi için adaletin tecelli etmesi gerekir. Fakat kimsenin haksızlığı uğramayacağı, adalet içinde yaşayacağı kuralları koymak fertlerin yapabileceği bir şey değildir. Bunun için herkesin hukukunu muhafaza edecek kanunlara ihtiyaç vardır. Bu kanunları da ortaya koyabilecek zat, ancak ve ancak her şeyi yaratan ve yarattıklarını en iyi bilen Rabbimiz Allah’tır.

Rabbimizin gönderdiği bu kanunların nasıl anlaşılması, uygulanması gerektiğini ortaya koyacak kişiler ise ancak peygamberlerdir. Demek ki peygamberler olmadan toplum düzeninin ve saadetinin sağlanması mümkün değildir.
8) Peygamberler Bize Dünya Hayatının Mutluluğunu Öğretirler
Allah, peygamberleri insanlık âlemine gönderirken yalnızca ahiret hayatının saadetini kazanmaları için değil, aynı zamanda dünya hayatının saadetini kazanmaları için de gönderir. Pek çok peygamber insanlara birtakım sanatları, aletleri yapmayı öğretmiştir.

Örneğin, peygamberlerden Âdem (as) çiftçiliği, Nuh (as) gemi yapma sanatını, İdris (as) ilk defa yazı yazmayı ve terziliği, Davud (as) ise zırh yapma sanatını ve demiri işlemeyi insanlık âlemine öğretmiştir. Allah’ın bildirmesi ile daha nice peygamberler farklı alanlarda insanlara örnek ve model olmuşlardır.8


Bu parça Abdulkadir Ertaş’ın Süeda Yayımlarından neşredilen “Peygamberliğin İspatı” kitabından alınmıştır.

Kaynakçalar
  1. Bakara, 2/151

  2. Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 226.

  3. Said Nursi, Asay-ı Musa, Altınbaşak Neşriyat, Isparta 2016, s.162

  4. İdris Tüzün, Delilleriyle İman Esasları, Süeda Yay., Isparta 2020, s.71

  5. Buhârî, “Edeb”, 27

  6. Müslim, “Hac”, 310; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 77

  7. İdris Tüzün, Delilleriyle İman Esasları, Süeda Yay., Isparta 2020, s.71

  8. Abdulkadir Ertaş, Peygamberliğin İspatı, Süeda Yayınları, Isparta 2025, s. 19-25.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız