Osmanlı Türkçesinde okuma ve yazma konusunda bulunan bazı zorluklar sistemin temelinden kaynaklanan ve kullanılmasını imkansız hale getiren zorluklar değildir. Bunlar ayrıntı konularda ortaya çıkan okuma ve yazmada ciddi sorun oluşturmayan zorluklardır. Nitekim Türkçenin Kur’an alfabesiyle yazılması, 10. yüzyılda Karahanlılardan itibaren yaklaşık bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Türkler, bin yıl boyunca bu yazı sistemiyle eserler vermiş, devletler kurmuş ve köklü medeniyetler meydana getirmiştir. Böyle uzun süre kullanılan ve büyük bir medeniyetin yazı dili hâline gelen bir sistemin, Türkçe açısından öğrenilemez bir yapıya veya ciddi zorluklara sahip olmadığını göstermektedir.
Osmanlı Türkçesinde ilk bakışta zorluk gibi görülen ünlülerin yazılışıdır. Türkçede sekiz ünlü bulunmasına karşılık Osmanlı Türkçesinde bunların gösterilmesinde temel olarak dört okutucu harften faydalanılır. Bu durum başlangıçta bir zorluk gibi görülebilir. Fakat Osmanlı Türkçesinde okuma sistemi, Latin alfabesindeki gibi daha çok harfleri veya heceleri tek tek çözmekten ziyade, zamanla kelimeleri bir bütün olarak tanımaya dayanır. İnsan okudukça kelimelerin yazılış şekillerini zihnine yerleştirir ve bir süre sonra o kelimeyle yeniden karşılaştığında onu kolaylıkla tanıyıp okuyabilir. Bir bakıma kelimenin yazılış şekli zihinde yer eder ve kelime, bütün haliyle tanınmaya başlanır.
Ayrıca Osmanlı Türkçesinde ortaya çıkabilecek bu tür zorlukları azaltmak için zaman içerisinde çeşitli imla ve gramer kuralları gelişmiştir. Kelimelerin hangi şekilde okunacağı, hangi eklerin nasıl kullanılacağı ve benzer yazılışların nasıl ayırt edileceği belli kurallarla düzenlenmiştir. Böylece ilk bakışta ortaya çıkan bazı belirsizlikler, dil bilgisi kuralları ve kelimenin geçtiği bağlam sayesinde büyük ölçüde giderilmiştir. Dolayısıyla Osmanlı Türkçesindeki bazı zorlukları değerlendirirken yalnızca harf ve ses ilişkisine bakmak yeterli değildir. O yazı sisteminin kendi okuma mantığını ve zaman içerisinde oluşan kurallarını da dikkate almak gerekir. Yani dil ve yazı sistemi kendi içerisinde zamanla gelişerek ihtiyaçlara cevap verecek bir düzen meydana getirmiştir.
Latin alfabesi ise okuma öğretiminde daha çok harflerden hecelere, hecelerden kelimelere doğru ilerleyen bir sistemi bulunmaktadır. Ancak bu durum Latin alfabesinin Türkçe açısından hiçbir zorluk veya belirsizlik taşımadığı anlamına gelmez. Latin alfabesiyle yazımın da kendine göre bazı ifade ve imla sorunları bulunmaktadır. Mesela Latin alfabesinde tek bir “h” harfi bulunurken, Osmanlı Türkçesinde farklı köken ve ses özelliklerine sahip kelimeleri ayırt etmeye yardımcı olan üç ayrı “h” harfi vardır. Bu yönüyle bazı kelimelerin aslı ve anlamıyla ilgili ayrımlar Osmanlı Türkçesinde daha belirgin şekilde görülebilmektedir.
Bunun yanında Latin harfleriyle yazılan bazı kelimeler, ek veya kelime yapısına göre farklı şekillerde anlaşılabilmektedir. Örneğin “danışma” ve “okuma” gibi kelimelerin cümle içindeki kullanımına göre bir işi yapma anlamında mı, yoksa olumsuz bir emir veya yasaklama anlamında mı kullanıldığı ilk bakışta karışabilir. Osmanlı Türkçesinde ise bazı ek farklılıkları bu tür anlamların ayırt edilmesine yardımcı olabilmektedir. Elbette burada da asıl belirleyici olan çoğu zaman cümlenin bağlamıdır. Ancak bu örnekler, yalnızca Osmanlı Türkçesinde değil, Latin alfabesiyle yazımda da kendine özgü bazı güçlük ve belirsizliklerin bulunabileceğini göstermektedir.
Dolayısıyla her alfabe, kullanıldığı dilin özelliklerine göre birtakım kolaylıklar sağlarken bazı noktalarda da çeşitli zorluklar ortaya çıkarabilir. Önemli olan, dilin ve yazı sisteminin kendi içerisinde bu zorlukları azaltacak kurallar ve yöntemler geliştirmesidir. Osmanlı Türkçesinde de yüzyıllar boyunca oluşan imla ve okuma geleneği, mükemmel bir gelişim göstermiş ve asırlar boyunca Osmanlı Devletinin yazı dili haline gelmiştir.
Osmanlı Türkçesinin, Rabbimizin ezeli ve ebedi kelamı olan Kur'an-ı Kerim'in mukaddes harfleriyle yazılıyor olması da bu yazıya ayrıca bir mübarekiyet ve kolaylık sağladığı unutulmamalıdır.
Sonuç olarak Osmanlı Türkçesinde bazı imla zorluklarının bulunması, bu yazı sisteminin Türkçe için uygunsuz olduğu anlamına gelmemektedir. Aynı zorluklar Latin alfabesini ve diğer tüm alfabeler için de geçerlidir. Her yazı sisteminin kendine göre güçlü ve zor yönleri vardır.
Bu sebeple Osmanlı Türkçesini değerlendirirken, sadece karşılaşılan bazı ayrıntı problemlerine bakarak hüküm vermek yerine, yazı sisteminin kendi dil yapısı, kuralları ve tarihi gelişimi içerisinde değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.

