Birden fazla kişiye miras, vasiyet veya hibe yoluyla mal intikal etmesi hâlinde, izâle-i şüyû işlemleriyle ortaklık sona erdirilinceye kadar taraflar arasında mülk ortaklığı söz konusu olur. Aynı şekilde, birden fazla kişiye ait taşınır malların birbirinden ayırt edilemeyecek şekilde karışması durumunda da ortaklık, izâle-i şüyû işlemleriyle sona erdirilinceye kadar devam eder. Cebrî veya iradî mülk ortaklıklarında her bir ortak, diğer ortakların hisseleri üzerinde tasarruf yetkisine sahip değildir. Zira kişi, ortak malın kendi hissesine düşen kısmı dışında kalan bölümünde yabancı hükmündedir.1
Bu itibarla, söz konusu maldan yardım yapabilmeniz için bütün hisse sahiplerinin izin ve rızasını almanız gerekir. Çünkü başkasına ait bir mal üzerinde, hayır amacıyla dahi olsa, sahibinin izni olmaksızın tasarrufta bulunmak caiz değildir.
Talip Türcan, İslam Hukuku, Grafiker Yayınları, Ankara, 2012, s. 617.

