Kur’ân’ın beş, yedi, dokuz vb çeşitli bölümlere ayrılması esasen uygulama olarak Sevgili Peygamberimiz (sav) dönemine kadar uzanmaktadır. Fakat rivâyete göre Basra ve Kûfe âlimlerini toplayarak, onlara Kur’ân’ın harflerini, kelimelerini ve ayetlerini saydıran ve Kur’ân’ı otuz cüze ve hiziplere ayırtan Haccac ibn Yûsuf olmuştur.1
Kur'ân genelinde en bilindik bölümleme cüzdür. Cüz parça, kısım, pay demektir. Bazı âlimlerin dediğine göre Hz. Osman mushafı nokta ve harekeden beri olduğu gibi cüzlere bölümlenmekten de beriydi. Ancak zamanla insanların mushaflarda çeşitli, cüzler yapmak hoşlarına gitti, kimisi Kur’ân’ı otuz bölüme ayırdı. Ve ilk etapta akla başka bir şey çağrıştırmasın diye bu her bir kısma “cüz” adını verdi. Öyle ki birisi “ben bir cüz okudum” deyince akla ilk gelen şey o kişinin Kur’ân’ın otuzda birini okuduğu oluyordu. Her cüz dört bölümde cereyan ediyordu.
Bir kısım insanlar ise cüzü iki hizbe ayırdı. Cüzü dört hizbe ayıranlar ise her bir parçaya “dörtte bir” yada "hizb" adını verdiler. Yani hizb Kur’ân cüzünün kendi içinde dörde bölümlenmesiyle meydana gelen parçaları ifade eder.2
Bazı hadislerden Kur’ân’ın cüzlere ayrılması anlayışının Cenab-ı Hakk'a dayandığı da söylenmektedir. Söz gelimi Ebû Derda’nın naklettiği hadise göre Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
“Sizden biri gece Kur’ân’ın üçte birini okumaktan aciz mi?” Dediler ki: “Biz bunu yapmaktan aciz ve zayıfız.” Hz. Peygamber buyurdu ki: “Allah Kur’ân’ı üç cüze ayırdı da kul huvellahu ahad’i (İhlâs Sûresi’ni) Kur’ân’ın üçte birisi kıldı”3
O halde cüzlere ayırma fikri, Kur’ân’ın bıkkınlığa düşmeden tilâvetini sürekli kılmak için yapılan bir uygulamadır ve bu konuda Cenab-ı Hak müminlere yol göstermiştir.
Mushaflarda okuyucuya kolaylık olsun diye cüz ve hizbler sembollerle de gösterilmiştir. Erken dönem mushaflarında da görülen hizip gülleri esas olarak 15. yüzyıldan sonraki mushaflarda görülmeye başlamıştır.4
Gazâlî, Ebû Hamid Muhammed b. Muhammed, İhyâu Ulumiddîn, Dâru Şuab, y.y. ts., c.1, s. 502.
Zerkânî, Muhammed Abdülazîm, Menâhilu’l-İrfân fî Ulûmi’l-Kur’ân, Dâru’lKitâbi’l-Arabî, Beyrût, 1995, c.1,s. 334.
Darimî, Sünen, Fedâilu’l-Kur’ân, 24(3474). Ebû Ubeyd, Kitâbu Fedaili’l-Kur’ân, s.269.
Zerkânî, Muhammed Abdülazîm, Menâhilu’l-İrfân fî Ulûmi’l-Kur’ân, Dâru’lKitâbi’l-Arabî, Beyrût, 1995., s.141

