Saçı, tırnağı ve kanı toprağa gömmek sünnettir. Bu konuda Hz. Peygamber’den (s.a.s.) rivayetler vardır. Musle binti Müşerrih el-Eş’ariyye şöyle demektedir:
Babamın tırnaklarını kesip onları toprağa gömdüğünü gördüm ve şöyle diyordu: "Peygamber (a.s.)'in bu şekilde yaptığını gördüm."1
Bu konuda fıkıh kitaplarında geçen hüküm ise şöyledir:
Kesilen saç ve tırnakları, mümkünse bir yere gömmek daha uygundur. Süprüntüyle birlikte çöp tenekesine atmakta da bir sakınca görülmemiştir. Ortalığa rasgele atılması ise mekruhtur. Ayrıca hamam ve tuvalete de atılmasını mekruh görenler olmuştur. Bu da etrafı kirlettiği içindir.2
Ahirette yeniden diriltilme meselesine gelince, insanın vücudundan hayatı boyunca ayrılan her parçanın tek tek diriltilmesi gerekmez. Hz. Peygamber (s.a.s.), insanın bütün bedeninin çürüyüp yok olacağını, yalnızca kuyruk sokumu kemiğinin (acbü’z-zeneb) kalacağını ve insanın kıyamet günü ondan yeniden yaratılacağını haber vermiştir. Kelam alimleri de haşirde insanın asli parçalarıyla (ecza-i asliyye) diriltileceğini, sonradan eklenip ayrılan fazla parçaların ise bu kapsamda olmadığını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla dökülen veya kaybolan kılların, diriliş açısından bir sıkıntı doğurması söz konusu değildir.
Bununla birlikte saç ve tırnakların, insanın keramet ve hürmetine riayet edilerek çöpe atılmak yerine gömülmesi daha evladır. Fıkıh kitaplarındaki mekruhluk hükmü, bunların bilerek ve rastgele atılmasıyla ilgilidir. İnsanın vücudundan istem dışı dökülen kılların veya toplanıp gömülmesine imkân bulunmayan saçların çöpe ya da gidere gitmesinde ise dinen bir sakınca yoktur; bu durum haram veya mekruh olarak değerlendirilemez.
Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yayınları, İstanbul 1990, c.1, s. 224.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c.4, s. 1814.

