İslam fıkhında dini anlamda yetişkinlik ve mükellefiyet ergenlik (büluğ) çağıyla başlar ve bu durum kişinin kemale erdiğini gösterir. Çocuklarda ergenlik süreci kızlarda en erken dokuz, erkeklerde ise on iki yaşında fizyolojik belirtilerin görülmesiyle başlayabileceği gibi, bu belirtiler ortaya çıkmadığı takdirde genel kabul gören fıkhi görüşe göre on beş yaşın tamamlanmasıyla kişi hükmen ergen ve mükellef sayılmaktadır. Ergenlik çağına ulaşan ve akıl sağlığı yerinde olan her birey, dini emir ve yasaklardan bizzat sorumlu tutularak yetişkin bir insanla aynı fıkhî statüye sahip olur.1
Yenge, enişte, baldız veya kuzen gibi akrabalar dinen namahrem hükmünde olduklarından, ergenlik çağına ulaşmış kimselerin bu kişilerle ilişkilerinde mahremiyet sınırlarına dikkat etmeleri gerekir.2
Yanlarında üçüncü bir kişi veya mahremleri bulunmaksızın kapalı bir mekanda baş başa kalmaları halvet yasağı kapsamında caiz görülmemiş ve özellikle eşin yakın akrabalarıyla baş başa kalmanın büyük bir fitne riski taşıdığı bildirilmiştir. Ancak aile fertlerinin veya diğer insanların yer aldığı toplu ortamlarda tesettür ilkelerine uyulması, ciddiyetin korunması ve herhangi bir fitne ya da sakıncalı durumdan emin olunması şartıyla bir arada oturulmasında ve sohbet edilmesinde dinen bir engel bulunmamaktadır.3
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 121-122.
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 50.
Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 9, s. 19-20.

